<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" href="http://www.sinanuzun.com/forum//RSS_xslt_style.asp" version="1.0" ?>
<rss version="2.0" xmlns:WebWizForums="http://syndication.webwizguide.info/rss_namespace/">
 <channel>
  <title>&#304;lkokuma Yazma &#214;gretimi Sitesi : Rehberlik</title>
  <link>http://www.sinanuzun.com/forum/</link>
  <description>XML içerik linki; &#304;lkokuma Yazma &#214;gretimi Sitesi : Rehberlik : Son 1000 Gönderilenler</description>
  <copyright>Copyright (c) 2006 Web Wiz Forums - All Rights Reserved.</copyright>
  <pubDate>Mon, 04 May 2026 13:27:53 +0000</pubDate>
  <lastBuildDate>Wed, 04 Nov 2009 22:57:57 +0000</lastBuildDate>
  <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
  <generator>Web Wiz Forums 8.05</generator>
  <ttl>5</ttl>
  <WebWizForums:feedURL>www.sinanuzun.com/forum//RSS_topic_feed.asp?FID=16</WebWizForums:feedURL>
  <image>
   <title>&#304;lkokuma Yazma &#214;gretimi Sitesi</title>
   <url>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_images/ustban34.gif</url>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum/</link>
  </image>
  <item>
   <title>Rehberlik : öğrenci davranışları değerlendirme kurulu</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=3905&amp;PID=24917#24917</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=10436">isana</a><br /><strong>Konu:</strong> öğrenci davranışları değerlendirme kurulu<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 04-Kasim-2009 Saat 22:57<br /><br />2009-2010 öğrenci davranışları değerlendirme kurulu yıllık çalışma planı lazım arkadaşlar . lütfen yardım]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 04 Nov 2009 22:57:57 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=3905&amp;PID=24917#24917</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=24291#24291</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4767">ByOttomans</a><br /><strong>Konu:</strong> Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 15-Ekim-2009 Saat 21:16<br /><br />sağolasın hocam]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 15 Oct 2009 21:16:04 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=24291#24291</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1167&amp;PID=21065#21065</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=15839">aesin</a><br /><strong>Konu:</strong> Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 15-Aralik-2008 Saat 21:59<br /><br />TEŞEKÜRLER]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 15 Dec 2008 21:59:00 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1167&amp;PID=21065#21065</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : ÖĞRENCİ SORUN TARAMA LİSTESİ</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2931&amp;PID=19169#19169</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=793">m_gulen</a><br /><strong>Konu:</strong> ÖĞRENCİ SORUN TARAMA LİSTESİ<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 29-Ekim-2008 Saat 16:53<br /><br /><P>Öğrencilerimizin okulla ilgili, aile yaşantısıyla&nbsp;ilgili ve duygusal olarak var olan sorunlarını tespit etmek amacıyla hazırlanmış bir anket.</P><DIV><strong><FONT color=#990099><a href="http://uploaded.to/?id=cq8a6z" target="_blank">http://uploaded.to/?id=cq8a6z</A></FONT></strong><a href="http://uploaded.to/?id=cq8a6z" target="_blank"></A></DIV>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 29 Oct 2008 16:53:45 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2931&amp;PID=19169#19169</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Öğrenme Bozukluğu</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2884&amp;PID=18906#18906</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=16">hg orhan</a><br /><strong>Konu:</strong> Öğrenme Bozukluğu<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Ekim-2008 Saat 19:30<br /><br /><DIV>Ogrenme bozuklugu uzerine guzel bir yazi</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV><a href="http://www.mavipedagoji.com/yazilarimiz_detay.asp?ID=12" target="_blank"><U><FONT color=#003399>http://www.mavipedagoji.com/yazilarimiz_detay.asp?ID=12</FONT></U></A></DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV><SPAN =mavped_icerik>NASIL ANLAŞILIR? NASIL TEDAVİ EDİLİR?<BR><BR>Türkiye'de ilkokul çağındaki çocukların 1 milyonunda öğrenme bozukluğu olduğunu söyleyen uzmanlar, bu durumun çocuğun okulda başarısız olmasına neden olan önemli etkenlerden biri olduğunu söylüyor. Okulda büyük zorluklar yaşayan bu çocukların, kendileriyle ve hayatla barışık olabilmeleri için ise anne-babalara çok önemli görevler düşüyor. <BR><BR>Çocuğunuzun okuldaki başarısızlığı, öğrenme bozukluğundan kaynaklanıyor olabilir. Öğrenme bozukluğu olan çocuklar normal, hatta normalin üzerinde bir zekaya sahip oldukları halde, okulda yaşıtlarından beklenen belli becerileri edinmekte zorlanabiliyorlar. Türkiye'de ortalama yüzde 5-10 civarında çocukta öğrenme bozukluğu görülüyor. Buna göre her sınıfa ortalama, 2 öğrenme bozukluğu olan öğrenci düşüyor. Dolayısıyla yaşıtlarıyla aynı okulda ve sınıfta eğitim görmek zorunda kalan bu çocuklar, yaşıtlarına ayak uydurmakta çok büyük zorluklar yaşıyorlar. Bu da onların duygusal sorunlar yaşamalarına neden oluyor. Öğrenme bozukluğu olan bir çocuğun kendisiyle ve hayatla barışık olabilmesinde ve hayata uyum sağlayabilmesinde anne-babaların ve öğretmenlerin rolü çok büyük. Bu sorunla yaşamak ve başa çıkmak anne-babalar için de zor olabilir. Ancak anne-babaların, problemi kabullenmesi, çözüm için sorunun kaynağını bulması, bir uzmanın desteğini alması ve çocuğa her davranışında sabırlı ve olumlu yaklaşması gerekiyor. Davranış Bilimleri Enstitüsü'nden Klinik Psikolog Şeniz Pamuk ve Mavi Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nden Psikolog Belgin Temur öğrenme bozukluğunun nasıl bir sorun olduğunu, bu sorunu yaşayan çocukların eğitimlerinin nasıl olması gerektiğini ve anne-babaların dikkat etmeleri gerekenleri anlattılar. <BR><BR><strong>Öğrenme bozukluğunun nedenleri?</strong><BR><BR>Yapılan araştırmalar, öğrenme bozukluğunun ortaya çıkmasında tek bir neden bulunmadığını gösteriyor diyen Psikolog Belgin Temur, bu olasılıkları şöyle sıralıyor: "Doğum öncesinde annenin yetersiz beslenmesi, enfeksiyonlar, kontrolsüz ilaç kullanımı, doğum sırasında yaşanan bazı sorunlar, zor doğum, kordon anomalileri, doğum sonrası ateşli hastalıklar, kafa travmaları ve kalıtsal etmenlere bağlı olarak çocukta öğrenme bozukluğu ortaya çıkabiliyor."<BR><BR><strong>Öğrenme bozukluğu nedir? <BR></strong><BR>Öğrenme bozukluğunun, öğretmen ve anne-babalar tarafından çoğunlukla zeka geriliği olarak yorumlandığını belirten Psikolog Şeniz Pamuk, sağını ve solunu ayırt edemeyen veya okuma-yazma öğrenemeyen çocukların ailelerinin çocuğa hemen "Geri zekalı" damgası vurmalarının yanlış olduğunu belirtiyor ve şunları söylüyor: "Öğrenme bozukluğu; beyine ait duygusal veya davranışsal bozukluktan kaynaklanabilen ve akademik becerilerde ortaya çıkan gerilik olarak tanımlanabiliyor. Çocuğun okulda başarısız olmasının nedenlerinden biri öğrenme bozukluğudur. Türkiye'de ilkokul çağındaki çocukların 1 milyonunda öğrenme bozukluğu var ve bunların da genellikle normal veya normalin üzerinde zeka düzeyine sahip olduğu tahmin ediliyor. Öğrenme bozukluğu, erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 4 kat daha fazla görülüyor. Türkiye'de ise bu sorun genellikle hiperaktivite (dikkat dağınıklığı) ile karıştırılıyor." <BR><BR><strong>Öğrenme bozukluğu nasıl anlaşılıyor?</strong><BR><BR>Türkiye'de öğrenme bozukluğunun yeni yeni tanınmaya başladığını söyleyen Şeniz Pamuk, öğrenme bozukluğunun öğretmen ve anne-babalar tarafından yeterince bilinmemesinin bu durumu daha da zorlaştırdığını vurguluyor. Şeniz Pamuk "Öğrenme bozukluğu olan çocukların sorunlarının derecesi farklı olmasına rağmen, hepsinin ortak yanı normal veya normalin üzerinde zekaya sahip olmaları. Ancak öğrenme bozukluğu olan çocuklar, okuma-yazmayı öğrenmekte, harfleri ve sembolleri hatırlamakta zorluk çekiyorlar." diyor ve çocukta öğrenme bozukluğunun belirtilerini şöyle sıralıyor: <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Yaşıtları öğrenebildiği halde, öğrenme bozukluğu olan çocuk okuma-yazmada ve aritmetikte zorlanır. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Okul ve dersle ilgili konularda dikkatini toplayamaz. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Okurken ve yazarken harf atlar örneğin, bulut yerine bult yazar. Harf ekler örneğin, dev yerine deve yazar. Ters okur veya yazar örneğin, ev yerine ve yazar. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Okurken ve yazarken harf ve ses eşlemelerinde sıklıkla hatalar yapar, örneğin; b'yi d, k'yi t, k'yi g, m'yi n söylemek veya yazmak gibi. Noktalı ve noktasız harfleri karıştırabilir. Bu nedenlerle deniz yerine bemiz, fısıltı yerine vızıltı yazabilir. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Okuması son derece yavaştır, harfleri seslendirmek için büyük çaba harcar, ancak okuduğunu anlamakta güçlük çeker. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Yazılı ifadeleri son derece kısa ve mesaj iletmekten uzaktır; çocuğun ne anlatmak istediği anlaşılmaz. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Düşüncelerini yazılı ve sözlü olarak ifade etmekte zorlanır. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Çocuk okulla ilgili işleri sürekli olarak erteler. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Unutkan ve dalgındır. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Çarpım tablosunu öğrenmekte zorluk çeker. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Rakamları ters görür ve bazen yazıları aynada aksettiği gibi ters yazar, örneğin; 6'yı 9, 7'i 4, 15'i 51 gibi.<BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" />&nbsp; Toplama yerine çarpma yaptıkları gibi, toplamaya da soldan başladıkları görülür.<BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Zaman kavramı gelişmemiştir. <BR><BR><strong>Eğitimde nelere dikkat edilmeli?</strong><BR><BR>Pedagog Belgin Temur, öğrenme bozukluğu olan çocuğun eğitimi sırasında anne-babasının ve öğretmeninin dikkat etmesi gerekenleri şöyle anlatıyor: "Her sınıfta ortalama 2 çocuğun öğrenme bozukluğuna sahip olduğu düşünüldüğünde bu durumun hiç de azımsanmayacak yoğunlukta olduğu görülüyor. Eğitim sistemimizde bu çocuklar için hemen hiçbir özel uygulama yapılmıyor. Bu çocukların tanısı zamanında konulamadığı için yanlış anlaşılıyorlar. Bazen "Yaramaz ve saygısız", bazen de "Tembel" olarak nitelendiriliyorlar. Bu da onların okul hayatları boyunca bu sabıka ile yaşamalarına, var olan potansiyellerinin eriyip gitmesine neden oluyor. Uzman desteğinde yapılacak özel eğitim çalışmasının, çocuğun okula başladığı dönemde başlatılması gerekiyor. Bu çalışma çocuğun hem zorlandığı alanlarda gelişmesini sağlamayı hem de kendisiyle ilgili olumlu yönleri fark etmeye başlamasını amaçlıyor. Ayrıca ailenin, öğretmen ve okulun da çocuğun durumuyla ilgili bilgilendirilmeleri, uzmanın, ailenin ve okulun koordineli olarak aynı dili kullanmaları, aynı teknikleri uygulamaları sağlanıyor. Problemin tanısının ilkokulun son yıllarında ya da ortaokul döneminde konulması durumunda benzer terapi yaklaşımları kullanılıyor. Ancak problemin çözümünün geciktirilmesi problemin de büyümesine neden olduğundan bu dönemde başlanacak bir terapide aileye de çocuğa da biraz daha fazla görev düşüyor." <BR><BR><strong>Anne-babaların dikkat etmesi gerekenler</strong><BR><BR>Pedagog Belgin Temur, ailelerin öğrenme bozukluğu yaşayan çocuklarıyla daha iyi iletişim kurabilmeleri için şu önerilerde bulunuyor:<BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Öncelikle çocuğunuzun zorluk yaşadığı alanları bir uzman yardımıyla iyi saptayın. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Onu olduğu gibi kabul edin, özel durumuyla bağlantılı olarak ona daha çok tolerans tanıyın. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Unutmayın ki; çocuğunuzun zeka sorunu yok, o sadece özel ve farklı bir çocuk ve farklı öğreniyor.<BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Ona değerli olduğunu hissettirin. Bunun için yapmanız gerekenler şunlar; onun kararlarına saygı gösterin, onu dinleyin ve çocuğunuza sık sık sizin için çok değerli bir varlık olduğunu söyleyin. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Ona koşulsuz sevildiğini hissettirin. Bunun için yapmanız gereken en önemli şey, başarılı da olsa başarısız da olsa ona onu sevdiğinizi söylemek. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Ona destek olun. Örneğin; herhangi bir ödevi ya da işi yaparken ona güvendiğinizi ve başaracağına inandığınızı söyleyin. Ya da ona olumsuz eleştiri yerine teşvik edici önerilerde bulunun. "Yine mi yapamadın" yerine, "Çaba gösterirsen başarırsın" deyin. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Evde küçük sorumluluklar verin. Örneğin; Masa hazırlamasını, dolapları yerleştirmesini söyleyin. Başardığında onu ödüllendirin. Maddi ödül yerine sözel ödülü tercih edin. Sözel ödül onu takdir etmektir. Örneğin; ona "Aferin, güzel yaptın, seninle gurur duyuyorum" gibi sözler söyleyin. Bu sözleriniz onun benlik algısının yükselmesine yardımcı olacaktır.<BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Zaten yapamaz düşüncesiyle yaklaşmayın. Kendisine ait sorumluluklarında, siz etkin rol almayın. Örneğin; ödevlerini onun yerine yapmayın, onu siz giydirmeyin, ona yemek yedirmeyin. Yetersiz ve yavaş da olsa bir şeyleri kendi başına yapması konusunda ona fırsat verin ve yüreklendirin.<BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Başarılı olduğu alanları belirleyin Örneğin; müzik, resim, sanat, spor vs. ve bu alanlara dönük sosyal çalışmalar yapması için fırsat yaratın. Başardığı işlerde onu takdir edin, ama dozunu iyi ayarlayın. Eğer bir işi gerçekten kötü yaptıysa, onu onore etmeyin. Unutmayın ki çocuklar abartıyı kolay fark ederler.<BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Günlük yaşamınızı programlayın. Çocuğunuz ne zaman ne yapması gerektiğini önceden bilsin. Program konusunda tutarlı olun. <BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Onu kardeşleriyle ya da arkadaşlarıyla karşılaştırmayın. Çünkü kendisini yaşına göre yetersiz hissetmesine neden olabilirsiniz. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Ona beklentilerinizi net bir şekilde anlatın ve kendinize onun düzeyine uygun beklentiler belirleyin. Ona verdiğiniz görevler onun yapabileceği şeyler olsun. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Ona bir şey öğretmek istediğinizde mümkün olduğunca bol materyal kullanın, birden fazla duyusuna hitap edebilecek malzemeler hazırlayın. Örneğin matematiği, rakamlarla değil de elmalarla veya bunun gibi somut malzemelerle anlatın. Özellikle öğretilecek konunun görsel malzemelerle zenginleştirilmesi, kolay öğrenmesine ve bilginin kalıcı olmasına yardımcı olacaktır. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Ona bol bol günlük hayat deneyimi edinme fırsatı hazırlayın. Çünkü, en iyi öğrenme "Yaşayarak öğrenme"dir. <BR><BR>* Beklediğiniz hızda öğrenmediğinde onu suçlamayın, sabırlı olun. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Onun dikkatinin kısa süreli olduğunu unutmayın.&nbsp; Ona verdiğiniz görev ve sorumlulukları buna göre ayarlayın. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Onunla iyi iletişim kurun, onu dinleyin, anlaşıldığını hissettirin. Ancak iyi bir iletişimle, yaşadığı olumsuzlukların üstesinden gelmesine yardımcı olabilirsiniz. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Ve tüm bu süreçte bir uzman desteği alın. Çünkü bu hem çocuğunuzun zorluklarıyla baş etmesini sağlayacak hem de sizin çaresiz hissettiğiniz noktalarda yeniden motive olmanızı ve ihtiyaç duyduğunuz anda destek bulmanızı sağlayacak. <BR><BR><strong>Öğrenme bozukluğunun çeşitleri</strong><BR><BR>Öğrenme bozukluğu çeşitli şekillerde görülebilir. Bunlar: <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Okuma bozukluğu (Disleksi): Çocuk gördüğü harflere doğru sesleri vermekte zorlanır. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Yazma bozukluğu (Disgrafi): Çocuk, yazmak istediklerini doğru harflere ve harf sıralamalarına dönüştürmekte zorlanır. <BR><BR><img src="http://www.mavipedagoji.com/images/8-em-check.png" height="8" width="8" border="0" /> Aritmetik bozukluk (Diskalküli): Çocuk, sayı kavramlarını öğrenmede, işlem yapmada veya problem çözmede zorlanır. <BR><BR>Yukarıda sıraladıklarımız öğrenme bozukluğunun en kolay fark edilen şeklini tanımlıyor. Bu durumdaki bir çocuk ilkokulun ilk sınıflarında hemen fark edilir. Ancak, en zor olanı çocuğun anlama ve kendini ifade etme konusunda zorlanmasıdır ve bu çocukların fark edilmesi daha uzun bir zaman alabilir. <BR><BR><strong>Önlem alınmazsa çocukta başka sorunlar ortaya çıkar<BR></strong><BR>Pedagog Belgin Temur, özel eğitim almamış öğrenme bozukluğu vakalarında okul başarısızlığının çözümsüz ve nedeni anlaşılamayan bir problem olarak kaldığını belirterek, önlem alınmadığında neler yaşanacağıyla ilgili olarak anne-babaları şöyle uyarıyor: "Çözümsüzlük günden güne büyüyor, çocuk okula ve okulla ilgili faaliyetlere karşı günden güne daha fazla soğukluk hissediyor. Aile, yakın çevre ve öğretmen de çocuğun başarısızlığını vurguluyor ve çözümün çocuğun daha fazla çalışması olduğu fikrinde birleşiyorlar. Bu yanlış kanı, aileyi özel öğretmenler tutmaya ya da çocuğa daha sıkı bir çalışma programı hazırlamaya yöneltiyor. Bu çaba bir işe yaramadığında, problem her geçen gün daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Böyle bir durumda çocuklarda duygusal problemler görülüyor ve özgüven yetersizliği, iletişim kopukluğu, içe kapanma veya saldırganlık, uyumsuzluk, depresyon vs. gibi değişik uyum ve davranış problemlerinin görülme olasılığı artıyor." <BR><BR>Öğrenme bozukluğu olan çocuğunuzla iyi bir iletişim kurarak, yaşadığı olumsuzlukların üstesinden gelmesine yardımcı olabilirsiniz. <BR><BR>Onu olduğu gibi kabul edin, özel durumuyla bağlantılı olarak ona daha çok tolerans tanıyın. Olumsuz eleştiri yerine teşvik edici önerilerde bulunun. <BR><BR><strong>Duygusal sorunlara neden oluyor</strong><BR><BR>Özel öğrenme bozukluğu yaşayan çocukların çok ciddi duygusal sorunlar yaşayabildiklerini belirten Psikolog Belgin Temur ve bununla ilgili olarak şunları söylüyor: "Özellikle okuma-yazmada problem yaşayan çocuklar okulda başarısız oldukları için, kendi zekalarından şüphe duyabiliyorlar. Kendilerine sık sık 'Ben aptal mıyım?' sorusunu soruyorlar. Okulda ve günlük yaşamda karşılaştıkları olumsuz deneyimler, benlik algılarını da olumsuz yönde etkiliyor. Öğrenme bozukluğu olan çocukların aileleri ve öğretmenleri genellikle onların yapamadıklarına ve beceremediklerine odaklanıyorlar. Bu nedenle sıkça olumsuz uyarı alıyorlar. Bu tutum da çocuğun kendine ilişkin olumsuz düşüncelerinin pekişmesine neden oluyor. Organize olmakta güçlük çekmeleri ve yeterli ders çalışma becerisi geliştirememiş olmaları ders çalışmayı bir kabusa dönüştürebiliyor. Bu da derse ve okula karşı ciddi motivasyon kayıplarına neden oluyor. Dolayısıyla çocuk, okula gitmek istemiyor, okumaya karşı isteksiz oluyor, okul arkadaşlarıyla sosyal ilişki kurmakta ve sürdürmekte güçlük çekiyor ve hareketleri saldırgan bir hale gelebiliyor.</SPAN></DIV>]]>
   </description>
   <pubDate>Fri, 24 Oct 2008 19:30:56 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2884&amp;PID=18906#18906</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=18185#18185</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=3296">demirkaya</a><br /><strong>Konu:</strong> Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 11-Ekim-2008 Saat 18:54<br /><br />Teşekkürler meslektaşım<DIV><img src="http://www.sinanuzun.com/forum/smileys/smiley17.gif" height="17" width="17" border="0" align="absmiddle" alt="T&#111;ngue" /></DIV>]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 11 Oct 2008 18:54:07 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=18185#18185</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : 9 gunluk tatilde ödev verelim mi</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2687&amp;PID=17523#17523</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=11875">dilara2000</a><br /><strong>Konu:</strong> 9 gunluk tatilde ödev verelim mi<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2008 Saat 20:09<br /><br />sayın lokman ,bence öğrencileriniz hazır görünüyorsa l sesini verin.]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 20:09:17 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2687&amp;PID=17523#17523</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : 9 gunluk tatilde ödev verelim mi</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2687&amp;PID=17522#17522</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=11875">dilara2000</a><br /><strong>Konu:</strong> 9 gunluk tatilde ödev verelim mi<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2008 Saat 20:08<br /><br />Ben ödev vermeyi düşünüyorum da ne vereceğim daha onu belirlemedim.]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 20:08:07 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2687&amp;PID=17522#17522</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : 9 gunluk tatilde ödev verelim mi</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2687&amp;PID=17519#17519</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=12201">sönmez82</a><br /><strong>Konu:</strong> 9 gunluk tatilde ödev verelim mi<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2008 Saat 18:32<br /><br />bende kararsızım]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:32:29 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2687&amp;PID=17519#17519</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : 9 gunluk tatilde ödev verelim mi</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2687&amp;PID=17512#17512</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=329">erkanerbas</a><br /><strong>Konu:</strong> 9 gunluk tatilde ödev verelim mi<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2008 Saat 16:51<br /><br />Ben ödev vermeyi düşünüyorum. 9 günlük tatil var az değil. olc ayazı yazmaları lazım parmak kasları daha iyi gelişir. e el ele&nbsp; le heceleri ile ilgili çalışmalarda vermeyi düşünüyorum.]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 16:51:49 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2687&amp;PID=17512#17512</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : 9 gunluk tatilde ödev verelim mi</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2687&amp;PID=17509#17509</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=13075">lokman</a><br /><strong>Konu:</strong> 9 gunluk tatilde ödev verelim mi<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2008 Saat 13:30<br /><br />Arkadaşlar merhaba ben bu hafta e sesini verdim. l sesini verip vermemekte kararsızım. Acaba bu hafta onu da verip tatilde ödev mi vereyim. Ödev verecek misiniz?&nbsp; Yardımcı olacaklara şimdiden teşekkür ederim.]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 13:30:55 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2687&amp;PID=17509#17509</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=17202#17202</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=10174">FOCUS06</a><br /><strong>Konu:</strong> Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 20-Eylül-2008 Saat 16:36<br /><br />teşekkürlerrr]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 20 Sep 2008 16:36:51 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=17202#17202</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Öğrenci Tipleri ve Başa Çıkma Stratejileri</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2314&amp;PID=14974#14974</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=16">hg orhan</a><br /><strong>Konu:</strong> Öğrenci Tipleri ve Başa Çıkma Stratejileri<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 02-Nisan-2008 Saat 22:27<br /><br /><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Bu yyl "zor" ö?rencilerin bile derslere odaklanmasyny sa?layabilmek için olumlu davrany? yönetimini kullanyn.</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Her ö?retmen gibi ben de bir synyfy idare etmenin ne kadar önemli bir i? oldu?unu biliyorum. Kendi çaly?ma yerim olan Avustralya"da ve dünyanyn görev yapty?ym çe?itli yerlerinde farkly yetene?e, geçmi?e ve mizaca sahip 25 ya da daha fazla ö?renciyi alyp birlikte çaly?an, haklara saygy duyan bir grup olu?turmanyn ne kadar zahmetli bir i? oldu?unu tekrar tekrar gördüm. Belirli türlerdeki ö?renci davrany?lary (her synyfta görülmesine kar?yn yine de can sykycy olan) bu i?i ba?arylmasy daha zor hale getirir. Buna ra?men synyftaki en zor ki?iliklerin bile haklary ve sorumluluklary dengeleyen olumlu disiplin yöntemlerine olumlu kar?ylyk verdi?ini ke?fettim.</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Bu yazyda a?a?ydaki ki?ilik türleri için i?e yarayan stratejileri bulacaksynyz: </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>1. Gevezeler</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>2. Yapy?kanlar</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>3. Boykotçular</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>4. Tarty?macylar</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>5. Somurtkanlar</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>1. GEVEZELER</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Gözlemci oldu?um bir synyfta ö?retmen grup etkinliklerinden önce bir noktayy açyklyyor; tam bu anda bir ö?renci di?erine dönüp fysyldamaya ba?lyyor. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Lisa ve Emma, Dersi anlatmaya çaly?yyorum!"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Lisa: "Ama ben konu?muyordum!"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Lisa, seni Emma ile konu?urken gördüm. Ben ders anlatyrken konu?ma. Dikkatini buraya ver."</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Lisa: "Hocam yapmayyn. Emma sadece bana çaly?mayla ilgili bir soru sordu!"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Beni dinle&#8212; Kimin ne söyledi?i beni ilgilendirmez.</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>(Ö?retmen do?al olarak sinirlenmi?tir; özellikle Lisa"nyn ses tonundan ve el kol hareketlerinden dolayy.)</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Lisa: "Ama, Emma "</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Lisa!" Bu yüksek ses tonunu ?öyle bir ifade izler: "Bir kelime daha söylersen..." ya da azarlayycy bir tonda "... byktym usandym". Her iki durumda da zarar verici bir yan vardyr.</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>YZLENECEK STRATEJYLER</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Olumlu bir yönlendirmede ya da anymsatmada bulunun ve ardyndan te?ekkür edin. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ystemedi?iniz davrany?a de?il istedi?inize odaklanyn; Örne?in "Kary?ma" demek yerine "Teker Teker" ya da "Görgü kurallarymyzy hatyrlayalym" gibi. Yönlendirmeleri kysa tutun; sorun üzerinde çok fazla durmaktan kaçynyn. Buna ek olarak, davrany? hedefimize daha uygun bir mesaj verdi?inden dolayy düzeltme yaparken bile "lütfen"e ek olarak kimi zaman "te?ekkürler" sözcü?ünü kullanmanyn daha etkili oldu?unu gördüm.</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Ses tonunuzu ve beden dilinizi seçin. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?renciler tarafyndan nasyl duyuldu?umuz büyük ölçüde bizim sözsüz davrany? biçimlerimize ba?lydyr. "Sessiz adymlarla lütfen,. Te?ekkürler" ifadesini alaycy bir ses tonuyla ve parma?ynyzy ö?rencilere do?ru sallayarak söyleme olumlu sözcüklerin hepsini bir çyrpyda yok eder. Ses tonunuzu, baky?ynyzy, ö?renciye yakynly?ynyzy ve beden dilinizi sürekli kontrol altynda tutun. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Stratejik aralar vermeyi deneyin. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmenler dikkati çekmek ya da korumak istediklerinde duraklamalaryn bilinçli kullanymy yardymcy olabilir. Gerekli talimaty vermeden önce kullanylan bir ara ö?rencilerin size bakmasyny, sizi dinlemesini ve hemen ardyndan yanyt vermesini sa?layabilir. Ö?retmen odanyn di?er kö?esinde konu?an iki ö?renciye seslendi?inde "Lisa, Emma ne yapyyorsunuz?" büyük olasylykla onlar yalnyzca kendi adlarynyn söylendi?ini duyacaklar, sorunun ne oldu?unu anlamayacaklardyr bile. Önce ö?rencilerin adlaryyla (daha otoriter bir tonda) ba?layyp bir ara verdikten sonra yönlendirmeyle devam etmek daha iyi fikirdir. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Nasyl yönlendirece?inizi bilerek dikkati asyl konunun üzerinde tutun. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Konu?an ö?rencilerden önlerine dönüp konu?tu?unuz sürece dinlemelerini isteyerek dikkatimizi birincil davrany? sorununa (bizim ö?retme ve di?erlerinin ö?renme haklaryny öncelikle etkileyen davrany? biçimi) vermi? oluruz. Ö?renciler tarty?yr ya da surat asarlarsa bu davrany? syrasy gelmeden konu?ma sorununa yönelik olmaz. Yeniden yönlendirme, ikincil konulara dikkatimizi vermek yerine kurallara, haklara veya verilen talimatlara odaklanma ?eklidir. Ö?rencilerin görü?lerine bir parça katylyp (ö?rencilerin duygularyna de?er verip) sonra çabucak asyl konuya dönerek bunu yapabilirsiniz. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>UYGULAMALI STRATEJYLER</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen ödevi açyrkarken Lisa ve Emma özel olarak konu?up di?erlerini rahatsyz ediyorlar. Ö?retmen konu?mayy keser. Kimi zaman bilinçli olarak yapylan bir duraklamanyn tek ba?yna ö?rencilerin dikkatini çekmeye yetti?inin farkyndadyr &#8212; ama bu sefer i?e yaramaz. Bu yüzden o kyzlardan önlerine dönüp dinlemelerini ister: "Emma . . ., Lisa . . ., lütfen önünüze dönüp dinleyin, te?ekkürler." Lisa darylmy? bir ?ekilde "ama biz sadece ödev hakkynda konu?uyorduk" der. Bu noktada ö?retmen söylenen ?eyin do?ru olup olmady?yyla ilgilenmez. Konuyu ba?ka bir yöne çevirir: </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>"Ders hakkynda konu?uyor olabilirsiniz ama önünüze dönüp dinlemenizi istiyorum, te?ekkürler. Bu anlattyklarymyzy bilmeniz gerekiyor." Lisa"nyn kyrgynly?y ya da küslü?ü sürerken (ama sesini çykarmadan) ö?retmen dikkatinizi synyfyn geri kalanyna verir ve konu?masyna kaldy?y yerden devam eder.</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>2. YAPI?KANLAR</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Bir sonraki tiplememizde küçük synyflardan birindeki kompozisyon dersinde ö?rencilerin ba?yndayyz. Halid synyfyn di?er yanyndan seslenir. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Halid: "Ö?retmenim, ö?retmenim, bakar mysynyz?"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Bir dakika Halid."</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Halid: "Ama ö?retmenim bundan sonra ne yapaca?ymyzy bilmiyorum!"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Dinle, ayny anda hem orada hem burada olamam de?il mi?"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Halid: (a?lamakly bir tonda) "Ama ö?retmenim. . ."</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Tamam, tamam!" Ö?retmen, onun her ça?yry?ynda kendisine yardymcy olmaya gidece?i gibi asylsyz bir dü?ünceyi kuvvetlendirerek ona yardymcy olmaya gider. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>YZLENECEK STRATEJYLER</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Bilinçli olarak duymamazlyktan gelmeyle ba?layyn. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Bilinçli olarak duymamazlyktan gelme, belirli davrany?lary gözardy etmek ve dikkatleri dersin aky?y üzerinde tutmak ya da olumlu davrany?lary farketmek ve desteklemek amacyyla ö?retmenlerin bilinçli olarak aldyklary bir karardyr. Ö?renciler kysa zamanda "kurallara uyup parmak kaldyran ve bekleyen" ö?rencileri ö?retmenlerin dinlediklerini anlayacaklar ve kurallara uymaya çaly?acaklardyr. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; El i?aretleriyle basit yönlendirmeleri/anymsatmalary birle?tirin. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Bilinçli olarak duymamazlyktan gelme i?e yaramazsa ve ö?rencinin davrany?y di?er ö?rencilerin ö?renmesini ya da sizin ö?retmenizi etkiliyorsa basit bir yönlendirmede bulunmayy ya da anymsatmayy deneyin: "Söz almadan önce parmak kaldyryn, lütfen" ya da "synyf içindeki kurallarymyz neydi?" Sözlü yönergelerinizi güçlendirmek ya da kimi zaman onlaryn yerine kullanmak açysyndan el i?aretli çok etkili olabilir (özellikle sene ba?yndan beri bunlary kullanmaya ba?ladyysanyz). Örne?in, ö?rencinin beklemesi gerekti?ini belirtmek için elinizi dur anlamynda kaldyryn ya da çocu?a parmak kaldyrmasy gerekti?ini anymsatmak için bir parma?ynyzy konu?mamasy gerekti?i anlamynda a?zyna koyup di?er parma?ynyzy havaya kaldyrabilirsiniz. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Ö?rencilere seçenekler sunun. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Verilen ödev ö?renciye özel de?ilse "bana sormadan önce çevrendeki üç arkada?yna sor" türünde bir yöntem oturtabilirsiniz. Ö?rencileri izlenmesi gereken i?lemler konusunda birbirlerine yardymcy olmaya, masalarynda sessizce bilgi aly?veri?inde bulunmaya ve ancak son çare olarak sizin yardymynyzy istemeye te?vik edin. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>UYGULAMALI STRATEJYLER</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Birinci synyflardaki bir sanat etkinli?i syrasynda ö?rencilerin arasynda dola?yp kilden yaptyklary ?ekiller hakkynda konu?uyorum. Syralaryn birinde bir ö?renciyle konu?urken di?er yanymdaki birisi elbisemi çeki?tirme ba?lyyor: "Ö?retmenim, ?una bakyn, yapty?yma bakyn!" Bakabilirim ya da çekilmesini söyleyebilirim ama bunun yerine bilinçli olarak duymamazlyktan geliyorum. En sonunda pes ediyor, parma?yny kaldyryp bekliyor. Böyle yapmamy? olsaydy elimi kaldyryp "bekliyoruz" anlamyna gelen bir i?aret yapar ve dikkatimi daha önce konu?makta oldu?um ö?renciye tekrar verirdim. Her iki durumda da ilk ö?renciyle i?imi bitirip di?erine döndü?ümde hala sessizce bekledi?ini görürsem çaly?masyny görmeye can atar bir ?ekilde yanyna giderim. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>3. BOYKOTCULAR</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Üçüncü synyftakilerin tümü harita çizme projeleri üzerinde haryl haryl çaly?yyorlar, David dy?ynda. O, morali bozuk bir ?ekilde havaya bakyyor. Ö?retmeni onun bu çaly?mayy yapabilece?ini çok iyi biliyor. Ö?retmeni deli eden asyl sorun da bu. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "David, niçin çaly?myyorsun?"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>David: (iç çekerek) "Bilmiyorum"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Ödevle ilgili bir sorunun mu var?"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>David: "Eveet . . . co?rafya sykycy geliyor."</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Sykycy öyle mi? Bak i?te bu çok kötü. Ne yazyk ki orada oturup haritayy tamamlayyncaya kadar canynyn sykylmasyna katlanman gerekiyor. . . . Bunu tamamlamanyn ne kadar sürece?i beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor!"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Bu süre boyunca David önüne kapanyyor ve tarty?ma sürüp gidiyor. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>YZLENECEK STRATEJYLER</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Ö?rencilere sonuçlaryyla birlikte seçenekler sunun. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?renciler ödevleri a?yrdan alyyor ya da yapmyyorlarsa onlary do?rudan bir seçene?e ya da sonuca yönlendirin. "Ödevini ?imdi yapmazsan onu ders dy?yndaki bo? zamanlarynda yapman gerekecektir" demek, özellikle bo? zamanyny satranç, ki?isel çaly?malary ya da bilgisayar oyunlaryyla geçiriyorsa i?e yarayacaktyr. Kullandy?ynyz dil, ö?rencilere davrany?larynyn kendi sorumluluklary altynda oldu?u ve nasyl davrandyklary konusunda denetime sahip olduklary mesajyny verecektir. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Çaly?maya yeniden dönmesi için süre verin. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Çaly?maya yeniden dönmesi için verilen süre, ö?retmenin düzeltici yönlendirmesine yanyt vermesi için ö?renciye verdi?i süredir. Ö?renciye bir yol önerdikten ya da bir anymsatma yaptyktan sonra ö?retmen sakin bir ?ekilde synyfta göz gezdirebilir ya da ba?ka bir ö?renciyle u?ra?mak için dönebilir. Böyle yapmakla ö?rencinin yönlendirildi?i ?ekilde davranaca?yny bekledi?i mesajyny iletir. Bu, ö?rencilerin isteklere uyarken incinmemelerini sa?larken ö?retmenlerin de gereksiz, uzun tarty?malara girmelerini önler. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Yli?kiyi yeniden kurun. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Bir düzeltme yaptyktan ve ö?renci de buna uyduktan sonra (gönülsüzce de olsa) ders syrasynda daha sonra yanyna gidip ili?kinizi yeniden kurmak önemlidir. Bunu olumlu bir kaç sözcük fysyldayarak ("Böyle çaly?ty?yny görmek çok güzel...") ya da sadece gülümseyip ba?ynyzy onaylayarak bile yapabilirsiniz. Bu, çocu?a ili?kinizin hala sorunsuz oldu?u (düzeltmeyi bir kenara koyarsak) ve onun sizin gözünüzde hala iyi bir yere sahip oldu?u izlenimini verir. Kysa bir te?ekkür ya da onay "Çabalaryny farkediyorum" anlamyna gelir ve arada herhangi bir kyrgynly?yn olmady?y mesajyny da verir. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>UYGULAMALI STRATEJYLER</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>David ve ö?retmeni arasynda geçen konu?maya yeniden dönelim. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "David . . . Ödevini ?imdi yapmazsan bunu teneffüste yapmak zorunda kalacaksyn."</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>David: "Ama bu hiç adil de?il." Kollaryny kavu?turur ve somurtur.</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Belki öyle ama bu senin seçimin."</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen yürür ve David"e i?e yeniden dönebilmesi için zaman verir. Ö?retmenin kendisine bakmady?yndan emin olduktan bir kaç dakika sonra gönülsüzce de olsa David çaly?masyna devam eder (aslynda ö?retmeni onu yan gözüyle izleyebiliyordur). Teneffüs zili çaldyktan sonra ö?retmeni onunla yeniden konu?ur.</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Do?ru karary verdi?ine sevindim David." O oynamaya giderken ö?retmeni de aferin anlamynda koluna hafifçe vurur. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>4. TARTI?MACILAR</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Her okulda ö?retmenlerine kafa tutan, kar?ylyk veren ve hiçbir sözün altynda kalmak isteyen ö?renciler olur. Bu tür ki?ilerin niçin suçsuz olduklary, yapylanyn niçin adil olmady?y, ö?retmenlerin niçin onlara taktyklary konusunda on ayry neden ve açyklama syralayabilirler. Asyl ?a?yrtycy olan ö?retmen ve ö?renci arasyndaki tarty?malaryn ço?unun a?a?ydaki son synyf örne?inde oldu?u gibi ufak tefek, önemsiz konularla ba?lamasydyr. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Jason, niçin masanda de?ilsin?"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Jason: "Sadece Dimi"den bir cetvel istiyordum!"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Bana bak, sakyn yalan söylemeye kalkma. Cetvel istemiyordun. Seni gördüm. (Ö?retmen Jason"yn suratynda "seni kandyryyorum" anlamyna gelen syrytmayy gördü?ü için daha da sinirlenir.) Bu davrany?yndan byktyp usandym!"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Jason: "Bu arada cetvel isteyip istemedi?imi nereden biliyorsunuz? Dimi"ye sorabilirsiniz." (Öfkeli bir ?ekilde kollaryny kavu?turur. Tüm synyf onu izliyordur.)</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Çok akylly oldu?unu sanyyorsun de?il mi? Bak sana ne diyece?im. . ." Bu noktada, Jason a?yr kanly ve kyzgyn bir ?ekilde sandalyesine yaslanyrken ufak bir söylev ba?lar. Önceki aty?malardan cany sykylan ö?retmen Jason"yn suratynda tehditkar bir ifadeyle sandalyeye yaslany?yny göze batan bir terbiyesizlik olarak yorumlar. Tarty?mayy sürdürüp ö?renciye meydan okur. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Teacher: "Sen ne yapty?yny sanyyorsun, ha?" </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>YZLENECEK STRATEJYLER</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Birincil davrany?y ikincil davrany?tan ayyrt edin. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Jason"yn ö?retmenleri onu sorunlu bir çocuk olarak anlatyrken dü?ündükleri ikincil davrany?larynyn toplamy (ondan daha öncelikli olan birincil davrany?lardan a?yrly?y duygusal olarak daha fazla oldu?undan). Ö?retmenin sorusuna verilen "Evet" yanyty bile hem kula?y hem gözü rahatsyz edebilir. Konu?ma tonlaryny, biçimlerini ya da sözcüklerini suçlamak istersek ö?rencilerin ikincil davrany?laryna fazla tepki göstermemiz ya da onlara odaklanmamyz kaçynylmazdyr. En azyndan ?imdilik birincil davrany?lara odaklanyn. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Gereksiz tarty?malardan kaçynyn. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Kavgacy bir ö?renciyi do?rudan kontrol edemesek de kavgalarla nasyl ba?edebilece?imizi kontrol edebiliriz. Tepki gösteren ya da savunmaya geçen düzeltmeler, özellikle beden dili biraz saldyrgansa, tarty?mayy uzatyr ve dikkatimizi özgün konudan uzakla?tyryr. Ö?enciler tarty?malaryny hiçbir zaman uysal olmayan ya?ytlarynyn önünde sürdürebilirler. Kendinize güvenli ama nazik olun, ö?renciyi asyl konuya yeniden yönlendirin ve tarty?arak, kavga ederek ya da dü?manca taktiklerle ikincil davrany?lara esir olmayyn. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Dersten sonra kar?ylykly görü?meler planlayyn. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Tarty?an birinin ikincil davrany?laryny o an için görmemezlikten gelme sizin avantajynyza olsa da bu konuda bir ?ey yapmamanyz gerekti?i anlamyna gelmez (özellikle ö?renci bu tür davrany?lary aly?kanlyk haline getirmi?se). Dersten sonra kar?ylykly görü?me planlayyp ö?renciye ikincil davrany?ynyn nasyl gözüktü?ünü ya da anla?yldy?yny ve kar?ylykly haklarymyzy nasyl etkiledi?ini anlatabilir (hatta gösterebilirsiniz). Dersten sonra kar?ylykly görü?meler hakkynda daha fazla bilgi için Somurtkanlar bölümüne bakyn.</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>UYGULAMALI STRATEJYLER</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ba?ka bir son synyfta Bradley"nin ödevine ba?lamady?yny farkettim. Yanyna gidip syradan bir tarzda sordum: "Bradley, henüz ba?lamamy?syn sanyrym. Bir sorun mu var?" Davrany?larym cana yakyndy. "Evet, ?ey, kalemim yok, nereden bulabilirim?" yanytyna "Sorun de?il, benimkini ödünç alabilirsin" diye kar?ylyk verdim (ne zaman son synyf ö?rencileriyle ders yapsam yanyma kur?un, tükenmez kalemler, cetveller ve silgiler alyrym - sorunlary önleyici bir idare tarzy). Kendi kendine bir ?eyler myryldanyp sesini azaltyp önüne bakarak "Evet, ?ey cetvelim yok" dedi. Ö?retmen masasyndaki malzeme kutusunu göstererek "benimkilerden birini ödünç alabilirsin" yanytyny verdim. "?ey, benim ka?ydym da yok" derken sesi oldukça sinirli bir tona bürünmü?tü. Zavally çocuk! Oyununu bozuyordum. Alaycy olmaya çok müsaittim ama "Masamda ka?yt da var" yanytyny verdim. "Daha sonra gelip nasyl gitti?ine bakarym" diye de ekledim. Bu son yardymsever açyklamadan sonra eminim içinden küfretmi?tir. Ben uzakla?yrken ihtiyacy olan ?eyleri almak üzere ö?retmen masasyna do?ru gitti?ini gördüm. Daha sonra ders syrasynda homurtulary konusunda kendisini kontrol edebildi?i için onu takdir ettim. Terbiyeli olmak zor i?tir. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>5. SOMURTKANLAR</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Veronica çok sevilen, parlak bir be?inci synyf ö?rencisi. Ödevlerini yapmasy konusunda bir sorunu olmasa da ö?retmeni onun davrany? sorunlary oldu?undan yakynyyor. O synyfla yapty?ym ilk dersimde Veronica"nyn ders syrasynda sürekli gezindi?ini ve di?er ö?rencilerle sohbet etti?ini farkettim. Bilinçli olarak bir süre bunu görmezden geldim ama sonralary onu kendi masasyna dönmesi konusunda uyardym. Gözleri tavana bakarak, yslyk gibi bir sesle "Sadece Michelle"den silgi alyyordum" dedi. Bu syrada çykardy?y "cyk cyk" sesleri ve ba?ka yöne çevirdi?i gözleriyle somurtkan kar?yly?y tamamlanyr (en syk görülen ikincil davrany?). Hemen hemen onu her düzelti?imde, basit anymsatmalar bile olsa, bu durum tekrar ederdi. Synyfta bu tür davrany?laryn ço?unu yönlendirip gerginli?i azaltmaya çaly?tym ama en sonunda ba?ka bir ?eyler yapylmasy gerekti?ine karar verdim. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>YZLENECEK STRATEJYLER</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Gerekiyorsa okuldan sonra bir sohbet ayarlayyn.</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Bu tür kysa konu?malar (etik açydan kapy açyk olarak) ö?rencilerin davrany?lary açysyndan ders syrasynda neler oldu?unu aydynlatmanyzy sa?lamak için çok uygundur. Ö?rencilere, aly?kanlyk haline gelmi? ikincil davrany?larynyn synyf haklary ve sorumluluklaryna göre kabul edilemez oldu?unu anlatmamyz çok önemlidir. Bu tör sohbetlerin yylyn ba?larynda yapylmaya ba?lamasy ikna edici olmasy bakymyndan oldukça etkili olur (yylanyn ba?ynyn küçükken ezilmesi yakla?ymy). Böylece ö?renciler ö?retmenin her zaman belirli davrany?lary dersten sonra takip edece?i mesajyny almy? olurlar. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Davetinizin zamanlamasyny iyi yapyn. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmenler ö?rencileriyle dersten sonra konu?mak isterlerse teneffüs zili çalmadan hemen önce kalmalaryny istemek daha iyi olabilir. Böylece, "Niçin?", "Neden Ben?" ya da "Ne Yaptym?" gibi gereksiz tarty?malary önlemi? olursunuz. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Olumlu mesajlar vermeye çaly?yn. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ykazlarymyzyn, düzeltmelerimizin ve gerilmi? ili?kilerin onarymynyn süren bir ili?kili sayesinde mümkün olabilece?ini unutmayalym. Olumlu bir ses tonuyla ve arkada?ça konu?un, parma?ynyzy sallamak gibi tehdit edici beden dilinden kaçynyn. Söylev çekmektense kar?ylykly konu?mak daha iyidir. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&#8226; Sorunlu davrany?y yansytmayy önerin. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Birçok ö?renci ikincil davrany?ynyn nasyl gözüktü?ünün farkynda de?ildir. Onlar olaylary bizim gözlerimizle göremezler. Ö?retmenler ço?u zaman bu tür davrany?lary kaba ve otoritelerini sarsycy bir davrany? olarak görürler. Bizim de?er yargylarymyza göre kaba olan ?ey aslynda zayyf sosyal beceriler, kötü aly?kanlyklar, ö?rencinin dikkat çekme iste?i ya da synyf ortamynda gücünü gösterme arayy?yndan ibarettir.</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Davrany?larynda neler gördü?ümüzü yansytyp duygularymyzy açyklayabilirsek ve saygy ya da adil muamele görmeleri için onlary synyf kurallaryna uymaya davet edersek en azyndan kabalyktan ne anlady?ymyzy ve böyle davrany?laryn ili?kileri nasyl zedeledi?ini açyklamy? oluruz. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>UYGULAMALI STRATEJYLER</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Teneffüs zilinden hemen önce Veronica"ya dersten sonra birkaç dakika kalmasyni söyledim. Yncinmi? bir tonda "Niçin?" diye sordu. Bunu duymazdan gelip synyfy dy?ary çykardym. Synyf dy?ary çykarken Veronica ellerini kavu?turup duvara yaslandy. Veronica"ya biraz önce derste bir sorun olup olmady?yny sordum. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Veronica: (gözleri yere bakarak bastyrmaya çaly?ty?y bir somurtkanlykla) "Hayyr."</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Dersten sonra kalmany istedi?im için belki de kyzgynsyn ya da moralin bozuk, öyle mi?"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Veronica: "Evet. Kötü ne yaptym?"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Masany dönmeni söyledi?im zamany hatyrlyyor musun? Ne yapty?yny ve ne söyledi?ini anymsyyor musun?" Bu noktada Veronica önemsiz bir baky? fyrlatty. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Ne dedi?ini sana göstermemi ister misin?"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Veronica: "Efendim?"</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Dur sana göstereyim." </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Bu noktada onun sabahki duru?unu, el kol hareketlerini ve ses tonunu ba?yny sallayy?yyla ve kaba baky?yyla yansytmaya çaly?tym. Kysa bir gösterimden sonra gülümseyerek solümü tamamladym. Veronica gönülsüzce gülümseyerek savunmaya geçti: "Bunu her zaman yapmyyorum". "Evet her zaman de?il" diyerek sürdürdüm "ama bu davrany?lary çok syk yapyyorsun. Ben sana bu ?ekilde davranmyyorum Veronica. Bu ?ekilde konu?tu?unda ses tonundan ve söyleyi? ?eklinden dolayy saygyzlyk haline geliyor". </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Veronica: "?ey, bunu yapmak istememi?tim."</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Ö?retmen: "Olabilir, sen bunu kasdetmemi? olabilirsin ama senin ne söyledi?in ve nasyl anla?yldy?y bu." </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>Bu durumda ö?rencilerden bazylary geli?igüzel bir özür ifade ederler. "Gerçekten üzgün hissetmiyorsun, de?il mi?" türünde bir yanyt vermekten kaçynyn. Saygy konusundaki okul kurallaryny anymsatyp özrü kabul edin. </FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>&nbsp;ALINTIDIR (Rehberlik portaly)</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>katkysy olur umarym..</FONT></P><P><FONT face="Times New Roman" size=3>saygylar</FONT></P><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen emelgenc61 - 16-Temmuz-2008 Saat 16:53</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 02 Apr 2008 22:27:18 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2314&amp;PID=14974#14974</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : REHBERLİK DÖKÜMANLARI</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2201&amp;PID=14144#14144</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=7051">mehmetaydemirim</a><br /><strong>Konu:</strong> REHBERLİK DÖKÜMANLARI<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26-Subat-2008 Saat 19:28<br /><br /><a href="http://uploaded.to/?id=81o5x3" target="_blank">http://uploaded.to/?id=81o5x3</A> <span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen emelgenc61 - 16-Temmuz-2008 Saat 16:54</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 26 Feb 2008 19:28:51 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2201&amp;PID=14144#14144</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : ANKETLER</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2200&amp;PID=14142#14142</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=7051">mehmetaydemirim</a><br /><strong>Konu:</strong> ANKETLER<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26-Subat-2008 Saat 19:28<br /><br /><a href="http://uploaded.to/?id=tgjtj9" target="_blank">http://uploaded.to/?id=tgjtj9</A>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 26 Feb 2008 19:28:08 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2200&amp;PID=14142#14142</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=13717#13717</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=3048">emelgenc61</a><br /><strong>Konu:</strong> Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 19-Subat-2008 Saat 13:19<br /><br />Te?ekkürler hocam...]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 19 Feb 2008 13:19:58 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=13717#13717</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Rehberlik Formları</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2097&amp;PID=13714#13714</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=3048">emelgenc61</a><br /><strong>Konu:</strong> Rehberlik Formları<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 19-Subat-2008 Saat 13:00<br /><br />Te?ekkürler&nbsp; Hocam...]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 19 Feb 2008 13:00:56 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2097&amp;PID=13714#13714</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Rehberlik Formları</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2097&amp;PID=13711#13711</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=16">hg orhan</a><br /><strong>Konu:</strong> Rehberlik Formları<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 19-Subat-2008 Saat 11:39<br /><br />Ailede Kim Kime Yardym Eder De?erlendirme Formu<br><br><br><br><br><br><a href="http://rapidshare.de/files/38616720/A_LE____NDE_K_M_K_ME_YARDIM_EDER_K&#079;NULU__Z_DE_ERLEND_RME_&#070;ORMU.doc.html" target="_blank">http://rapidshare.de/files/38616720/A_LE____NDE_K_M_K_ME_YARDIM_EDER_KONULU__Z_DE_ERLEND_RME_FORMU.doc.html</a>ostamble();]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 19 Feb 2008 11:39:53 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2097&amp;PID=13711#13711</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Rehberlik Formları</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2097&amp;PID=13710#13710</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=16">hg orhan</a><br /><strong>Konu:</strong> Rehberlik Formları<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 19-Subat-2008 Saat 11:27<br /><br />Ö?renci Gözlem Formu<BR>Ba?arysyzlyk Nedenleri Anketi<BR>Çaly?ma Davrany?laryny De?erlendirme Ölçe?i<BR>Ders Çaly?ma ve Ö?renme Etkinliklerini De?erlendirme Ölçe?i<BR>Kendimizi Tanyyalym <BR>Kimdir Bu Tekni?i<BR>Ki?ilik Testi<BR>Problem Tarama Envanteri<BR><BR><a href="http://rapidshare.de/files/38616682/Rehberlik_&#070;ormlar_.rar.html" target="_blank">http://rapidshare.de/files/38616682/Rehberlik_Formlar_.rar.html</A><BR><BR>(Alyntydyr) <span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen emelgenc61 - 16-Temmuz-2008 Saat 16:54</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 19 Feb 2008 11:27:31 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=2097&amp;PID=13710#13710</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=13709#13709</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=16">hg orhan</a><br /><strong>Konu:</strong> Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 19-Subat-2008 Saat 11:22<br /><br />Ylkö?retim ve Ortaö?retim Synyf Rehberlik Programy ve Ylkö?retim Etkinlik Kitaby<BR><BR><a href="http://rapidshare.de/files/38617335/ILKOGRETIM_ve_ORTAOGRETIM_KURUMLARI_SINIF_REHBERLIK_PROGRAMI_ILKOGRETIM_ETKINLIK_KITABI.rar.html" target="_blank"><U><FONT color=#0000ff>http://rapidshare.de/files/38617335/ILKOGRETIM_ve_ORTAOGRETIM_KURUMLARI_SINIF_REHBERLIK_PROGRAMI_ILKOGRETIM_ETKINLIK_KITABI.rar.html</FONT></U></A><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen hg orhan - 19-Subat-2008 Saat 13:14</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 19 Feb 2008 11:22:22 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=13709#13709</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Başarı İçin 13 Kural</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1934&amp;PID=12756#12756</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=16">hg orhan</a><br /><strong>Konu:</strong> Başarı İçin 13 Kural<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 31-Ocak-2008 Saat 22:11<br /><br /><P style="COLOR: rgb(255,0,0)" align=center ="haberbaslik"><FONT size=6><strong>Başarı için 13 kural</strong></FONT></P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Çeviri: Psk. Benek Altayly</SPAN></strong><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> </SPAN></strong></P><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"><P ="NormalWeb1"><BR><strong><SPAN>Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü</SPAN></strong></SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"><strong></strong></SPAN>&nbsp;</P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Hepimiz, bazy ö?rencilerin ve genç profesyonellerin çok ba?aryly olacaklaryny, fakat onlar kadar parlak olan di?erlerinin o kadar ba?aryly olamayacaklary ny fark ederiz. Bu neden böyle oluyor? Neleri farkly yapyyorlar? </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Ba?lamadan önce, ba?arynyn göreceli ve çok boyutlu bir kavram oldu?unu itiraf etmeliyim. Ço?umuz i?koli?iz ve ba?aryyy çok dar anlamyyla, arkada? olarak ba?aryly, hayattan keyif almakta ba?aryly, ki?isel geli?imde ba?aryly olarak tanymlyyoruz. Programdan atylan ö?rencilerin, kendilerini ba?ka alanlarda ba?aryya götürecek ilham perilerini dinlediklerinden gizli gizli ?üpheleniyorum. Neyse, bu kysa yazynyn amacy, bilim e?itiminde ba?aryly olan ö?rencilerin çaly?ma aly?kanlyklarynyn ve genel olarak hedeflere yakla?ymlarynyn aktarylmasyyla synyrlydyr.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Dü?üncelerimi, ba?aryya ili?kin "on üç kural" olarak berrakla?tyrmaya çaly?tym. Bunlaryn hiçbiri kesin de?il. Ki?isel olarak ben, bu kurallaryn birini ya da daha fazlasyny her gün ihlal ediyorum. Ama kurallara uydu?umda, uymady?ym zamanlara nazaran i?lerin çok daha iyi gitti?ini fark ettim. Ayny zamanda, ö?rencilerin bu kurallardan ne kadar fazlasyna uyarlarsa, ba?arylarynyn da o kadar artty?yny fark ettim.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kural 1. Sadece sonucu de?il, süreci de önemseyin</SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Çok azymyz birden bire ba?aryly olmu?uzdur. Ço?unlukla küçük parçalar tyrtyklaryz ve parçalar teker teker yerlerine yerle?irler. Becerilerin ve bilgilerin, beklenmedik ?ekillerde birle?meleri gibi, küçük gibi görünen ?eyler sonunda çok önemli olabilirler. Hangi davrany?larymyzyn, belirli bir zamanda kariyerimize ne gibi katkylar sa?layaca?yny yordamak mümkün de?ildir. </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Bu, bir sorun yaratyr. E?er ba?ary, bir sonuç olarak çok önemliyse, genellikle bizi o ba?aryya ula?tyracak olan süreci önemsemeyiz. Mesela bir hocanyn, "ilgisiz" bir entellektüel alanla ilgili ilginç bir konu ortaya atty?yny dü?ünelim. E?er ö?renci, daha çok elde edece?i sonuca odaklanan bir ö?renciyse, entellektüel olarak kendini konuya kapatma e?iliminde olaca?y için, bu konuda daha sonra önemli olabilecek bazy ?eyleri ö?renme fyrsatyny kaçyrmy? olacaktyr.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Ba?aryly ö?rencilerde, bu gibi durumlara açyk olmalaryndan ve genel olarak i?i önemseme e?ilimlerinin bir sonucu olarak, nitelikteki tutarlylyktan kaynaklanan bir zenginlik gözlenir. Ba?aryly profesyonellerin ço?u, alanla ilgili geni? bir yelpazedeki konulary önemserler ve görevin ta?ydy?y de?eri vurgularlar. Her zaman sonuca do?ru ilerlerler ama sürecin de?erini unutmazlar.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Bunun için tercih etti?im bir kelime var: Oyun. Bu kelimeyi, görevi önemsiz göstermek için kullanmyyorum. Bunu, davrany?y sürdüren ve kalitesinin yüksek tutulmasyny sa?layan sonuçlaryn kayna?yna i?aret etmek için kullanyyorum. Bir gazete tarty?ma grubuna gitmenin, bir toplantyya katylmanyn ya da ara?tyrma yapmanyn en geçerli nedeni, oyunu profesyonel olarak oynamaktyr. "En iyi" yol budur, çünkü kalite sürecine bir oyuncu gibi katylym genellikle hemen mümkün olabilir.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Bu faaliyetlerin somut sonuçlary (örne?in i?, para, prestij, övgü) elde edildi?inde, e?er elde edilirse, küçük, ince ve gecikmi? olabilir. E?er faaliyetlerinizi sürdürmek için bu sonuçlara güvenecek olursanyz, yaptyklarynyzdan vazgeçmeniz i?ten bile de?ildir.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Jay Gould, ki?inin entellektüel oyunu ciddiye almasynyn sonucunda ne olaca?yna ili?kin iyi bir örnektir. Evet, o bir paleontolojisttir. Ama ayny zamanda kendisi, psikoloji, beyzbol, mimari ve aydynlanma ça?ynyn insanlar için anlamyyla ilgili çok güzel yazylar da yazmy?tyr. Onun akademik oyundan çok keyif aldy?y açyktyr. Bütün oyunlarda oldu?u gibi, kurallara uyar; yani delillerini bilir. Çaly?ty?ym en iyi ö?renciler, sabah 3'e kadar bir yerel grup için hazyrladyklary sunumu düzeltmeye çaly?an ya da benzeri ?eyler yapan insanlardy. Olayy genel olarak de?erlendirirseniz, aslynda yaptyklary i? çok da önemli de?ildi ama onlar, o görevin kendisini önemli görüyorlardy. Asyl önemli olan nokta, ayny özeni komik bir ?iir yazarken de, bilim felsefesinin pek de önemli olmayan bir konusunu tarty?yrken de göstermeleridir. Stephen Jay Gould'un da böyle bir ö?renci oldu?unu tahmin ediyorum.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kural 2. Konu?un ve yazyn - bunu çokça yapyn</SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Bilim, sözel bir i?tir. Ba?aryly bilim adamlary konu?maly, yazmaly, ikna etmeli ve tarty?malydyr. Profesyonel sözel davrany?ta beceri kazanmanyn tek yolu onu uygulamaktyr. Synyfta konu?un. Sohbetlerde konu?un. Koridorlarda konu?un. Dinleyin ve cevap verin. Varsayymlarda bulunun ve dü?ünün.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Tarty?yn. Dü?ünceleri payla?yn. E?er söyleyecek bir ?eyiniz oldu?unu dü?ünüyorsanyz, söyleyin. Söyleyece?inizin söylemeye de?ip de?meyece?inden emin de?ilseniz bile söyleyin. Kronik korku dolu sessizlik, genç bir bilim adamynyn en kötü dü?manydyr ve bu, ?a?yrtycy derecede yaygyndyr. Bölümümüze aldy?ymyz ola?an üstü parlak ö?rencilerimizin en az yarysy synyfta çok nadir konu?urlar ve bu, e?er devam ederse, feci ?eylerin habercisidir.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Bazen dü?ünme sessizli?inin iyi bir?ey oldu?u tabii ki do?rudur. Ne zaman dinlenmesi gerekti?ini ve ne zaman konu?ulmasy gerekti?ini ayyrdetmeniz gerekir. Ama do?rusu bir gevezeyi susturmak, bir dilsizi konu?turmaktan çok daha kolay oldu?undan, ayyrdetmeyi ö?renmeye, bu skalanyn geveze ucundan ba?lanyrsa daha kolay olacaktyr.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Ayny ?ey yazyda da geçerlidir. Kolayca yazabilmek deneyimlerle gerçekle?ir. Ama ö?rencilerin ço?u bu "deneyimlerin" okumayy, dü?ünmeyi, taslak çykarmayy ya da planlamayy içermesi gerekti?ini dü?ünüyorlarmy? gibi görünüyor. Onlar da önemli ama profesyonel yazyna hakim olabilmek için yazmak gerekir. Kelimeleri ka?yda geçirmeniz ve onlary da ba?kalaryna sunmanyz gerekir.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Bunu yapmanyn birçok yolu var. Mesela synyf ödevi olarak bir?ey yazarken, onu yayynlayacakmy? synyz gibi yazyn ve sonra da yayynlamaya çaly?yn.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kural 3. Kolaylykla evet deyin ve yapyn</SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kariyerinizin ba?yndayken kendinizi de?i?ik ?eylere maruz byrakyn. Repertuarynyzy geni?letin. Biri iyi bir projeden bahsedince "haydi yapalym" deyin. E?er biri bir proje için sizden yardym isterse evet deyin. Sonra da yardym edin. Sizden beklenenden fazlasyny yapyn. E?er sizden bir bilgisayar programy geli?tirmeniz bekleniyorsa, bunu sonraki hafta yerine hemen ertesi gün hazyrlayyn ve programa de?i?ik sesler de ekleyin. E?er sizden laboratuvary düzenlemeniz istendiyse, bunu ayryntyly ve itinaly bir ?ekilde yapyn.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kural 4. Ba?kalaryyla çaly?yn ve kolayca payla?yn</SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Ba?kalaryndan çok ?ey ö?renebilirsiniz. Sizin ilerlemenize yardymcy olurlar ve size yeni ?eyler ö?retirler. Yani i?birli?i yapyn. Takymlar olu?turun. Bir a? kurun. Talep etti?inizden daha fazlasyny verin.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Y?birli?ini engelleyen ?ey, kataca?ynyz hiç bir?eyin olmady?yny dü?ünmeniz ya da (daha kötüsü) ba?kasynyn sizden daha kazançly olaca?yny dü?ünmenizdir. Ba?kasynyn daha kazançly olmasy mümkündür ama bunun engellenmesinin hedeflenmesi i?birli?ini öldürür. Yazar adlarynyn syralanmasy konusunu zamany gelince dü?ünün ve zamany gelince de bu konuda rahat olun. Olaya geni? bir perspektiften bakacak olursanyz, ikinci yazar yerine üçüncü yazar olmanyz fazla bir?ey fark ettirmez.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Benzer bir ?ekilde, e?er ba?kalary sizin dü?üncelerinizi kullanacak olursa, ba?kalarynyn size ö?rettiklerinden faydalanabilirseniz , o dü?ünceyi üretti?iniz gibi bir sürü ba?ka dü?ünce de üretirsiniz.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kural 5. Sözlerinizi tutun</SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Bu en önemli kuraldyr. Bu kural, ba?aryly ö?renciyi ba?arysyz ö?renciden en iyi ayyran kuraldyr; ama, kuraly uygulayana kadar de?eri anla?ylmaz. Bu nedenle verdi?iniz sözü tutmanyn mutlaka bir yolunu bulun. Bir program hazyrlayyn, ölüm-kalym meselesi yapyn, büyükannenizin fidyesi olarak dü?ünün. Yapyn. Tabii ki kimse her zaman verdi?i sözü tutmaz. Tamam, o zaman, tutmady?ynyzda geri dönün ve kesinlikle tutun. Ben hemen hemen her gün bunu ihlal ediyorum ama yine de sözümü tutmak için bir sava? veriyorum.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kural 6. Köpekler bile hiç kendi yataklaryna i?emezler</SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Bir anlamda, ba?arynyn sonucu esas olarak sosyaldir: Ynsanlar sizinle ve çaly?malarynyzla ilgili olumlu ?eyler dü?ünürler. Ama hepimiz ba?arysyzlyktan korkaryz. Ö?rencilerin omuzlarynda, ba?ymlylyk ve bir dereceye kadar güç sahibi olmamayla kary?yk fazladan bir yük vardyr. Alaycy olma, ele?tirme, paranoya, dedikodu ve bunun gibi ?eyler, bu korku ve yükle ba?a çykmada berbat yollardyr. Mesela ö?renciler, kendi aralarynda programlary veya hocalary ile ilgili ?ikayetçi olurlar. Ama bir?eyler yapylabilecek ortamlarda bu ?ikayetlerini açykça dile getirmezler. Hepiniz, i?lerin kötü gitti?i, kimsenin bu standartlary kar?ylayamayaca?y , hocalaryn da zaten ahmak olduklary gibi konularda hemfikir oldu?u bir grup olu?turmaya ba?larsynyz (mesela burslu ö?renciler olarak). Sonuç ?udur: (a) ba?arynyn sosyal faydalaryndan çok az yararlanylyr (sözel olarak destekleyici bir grup) ama ba?ary görülmez, (b) daha büyük, sözel bilimsel grubun ve içinde yer aldy?ynyz programyn kontrolü azalyr, (c) hakly olarak o programda kendinizi kötü hissedersiniz. Y?e yaramayan ?eylerin desteklendi?i sosyal bir grup olu?turursunuz. Bu, iyi hissettirir ama hiç bir yere götürmez.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Bu sürecin bir çok ö?rencinin e?itimini mahvetti?ini gördüm. Bazen bir ya da iki yyl sonra olan bitenin farkyna varyp kendilerini bundan çekerler, bazen de programy byrakyrlar. En trajik olanlarsa, e?itimlerine isteksizce (ama gizli ve hakly bir öfke ile) devam edenler ve yyllar sonra fyrsatlary kaçyrdyklaryny fark edenlerdir. Çözüm sadece, bunu yapmayy reddetmek, ba?kalary sizi bunun içine çekmeye çaly?tyklarynda arkanyzy dönüp gitmek ve kariyerinizle ilgili olarak sorumluluk almaktyr. Sonuçta köpekler bile hiçbir zaman kendi yataklaryna i?emezler.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kural 7. Kendi gücünüzü tanyyyn ve ona göre davranyn</SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Size inanylmaz bir?ey söyleyeyim: Çok farkly bir alana geçebilirsiniz. Yyi i? çykartmy? olmak için abartyly miktarlarda paraya ve zekaya sahip olunmasy gereken alanlardan bahsetmiyoruz. Burada genç ve ula?ylabilir, herkesin de?i?iklikler yaratabilece? i alanlardan bahsediyoruz. Gerçekten ba?arysyz olan bir ö?renci ya bundan korkarak geri çekilecek (bkz. Kural 6) ya da ula?ylmaz hayaller pe?inde ko?acaktyr. Ba?aryly ö?renci ise kendi gücünü tanyr ve onu ortaya koymak için kararly ve büyük bir çaba harcar.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"><SPAN id=lw_1201810019_0 style="CURSOR: hand; BORDER-BOTTOM: #0066cc 1px dashed" ="yshortcuts">Nelson Mandela</SPAN>, bir açyly? konu?masynda benim çok sevdi?im bir noktaya parmak basty: </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">En derin korkumuz, yetersiz olmamyz de?ildir. En derin korkumuz, ölçülemeyecek kadar güçlü olmamyzdyr. Bizi en çok korkutan ?ey karanly?ymyz de?il, y?y?ymyzdyr. Kendimize "ben kim oluyorum da çok parlak, muhte?em, yetenekli, ?a?yrtycy oluyorum?" diye soraryz. Aslynda siz kimsiniz de bunlaryn hiç biri DE?YLSYNYZ? Siz, tanrynyn çocuklarysynyz. Küçük i?lerle oyalanmanyz dünyanyn bir i?ine yaramaz. Etrafynyzdakiler güvensiz hissetmesin diye kendinizi çekmenin hiçbir zekice tarafy yok. Biz, tanrynyn içimizdeki pyryltysyny açy?a çykarmak üzere dünyaya geldik. Bu pyrylty sadece bazylarymyzda de?il, her birimizde mevcuttur. Ve biz, ancak kendi y?y?ymyzyn parlamasyna izin verdikçe, ba?kalarynyn da ayny ?eyi yapmasyna imkan sa?layabiliriz. Biz kendi korkularymyzdan kurtulup özgürle?tikçe, varly?ymyz ba?kalaryny da özgürle?tirir.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kural 8. Kendi synyrlarynyzy tanyyyn ve ona göre davranyn</SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Bu gezegende ne kadar zamanynyz oldu?unu bilmiyorsunuz. Kaç yylynyz olursa olsun, zaman, kesinlikle kysytly. Ö?rencilerime, bu durumun ara?tyrma alanynda farkyna varyp hem e?lenceli hem de önemli çaly?malar yapmalaryny söylerim. Mesela bazen zayyf ö?renciler, sanki yaratabilecekleri en iyi ?ey oymu? gibi (bkz. Kural 7) ya da çok zamanlary varmy? gibi, ba?ka birinin literatürde yapmy? oldu?u bir ara?tyrmanyn, ufak tefek de?i?ikliklerle tekrary olacak fikirlerle geliyorlar. Bu durumda ö?rencilere ?unu sorarym: Ölene kadar sadece iki ya da üç ara?tyrma yapma ?ansynyz var. Bunlardan birini bu ara?tyrmayla harcamak ister misiniz? Ba?aryly ö?renciler, zamanlaryny bir de?i?iklik yaratmak için kullanyrlar.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kural 9. Sizden daha iyi olanlarla ileti?im a?y olu?turun</SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Ö?rencilerde, kendilerinden daha tecrübeli ve çok ba?aryly profesyonelleri, iki hataly ?ekilde dü?ünme e?ilimi vardyr: Onlary ya kusursuz ve ula?ylmaz ya da bir kenara atylmasy gereken dinozorlar olarak dü?ünürler. Genellikle ba?arysyz ö?renciler ilk hataya, ba?aryly ö?rencilerse ikinci hataya dü?erler. Ama en çok i?e yarayan baky? açysy, onlary çabalayarak ve ter dökerek saygynlyk kazanmy?, bir?eyler ö?renilebilecek insanlar olarak görmektir. Birkaç istisna dy?ynda, tanynmy? profesyonellerin hepsi sevilesi, çok çaly?an ve zeki insanlardyr. Bu, ?a?yrtycy bir?ey de?ildir, çünkü e?er öyle olmasalardy, tanynmy? olmazlardy. Ynsanlar aptallaryn ba?arysyz olmalaryny sa?lamaya çaly?yrlar ve aptal ya da tembel insanlar çok nadir olarak zamanyn synavyndan geçebilecek dü?ünceler üretebilirler. Ba?aryly ö?renciler, ba?aryly insanlar tanymak isterler; onlarla konu?mak, etkile?ime girmek ve onlary dinlemek isterler. Bir dü?ünce diyalo?una girmek isterler. Ba?arysyz ö?rencilerse çok korkarlar, ilgilenmezler ya da sadece gösteri? yapmak isterler.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Alanyn önde gelen isimlerini tanyyyn. Konu?malaryny dinleyin. Kokteyl partilerinde onlarla konu?un. Onlara yazyn. E?er uygun olursa, kendi çaly?malarynyzy onlara yollayyn. Ho?, zeki ve çaly?kan insanlar, kendilerinden bir?eyler ö?renmek için en iyi insanlardyr.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Bu a?, dü?ünceleriniz için bir arena olu?turmanyza yardym edecektir. Ba?aryly ö?renciler, entellektüel ba?lantylaryny oyun oynamak için bir fyrsat yaratma yönünde kullanma e?ilimindedirler. Mesela henüz e?itimlerinin ba?ynda olan ö?renciler bile bir sempozyum düzenleyip buna katylabilirler. E?er tanynmy? ki?ilerin sizin sahnenizde oynamalaryny sa?layabilirseniz bu, sizin konu?manyzy daha iyi bir hale getirecektir. Sonuçta yapmanyz gereken tek ?ey iyi bir aty? yaparak dü?üncelerinizi ba?kalary ile payla?mak üzere bir a? kurmak.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kural 10. Do?rularynyzy koruyun</SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Anonim söylemler bize, ö?rencilerin okulda bir dönem kopya çektiklerini söylerler. Bu belki bir synavdan geçebilmek içindi, belki de bir ödevden daha yüksek not alabilmek içindi. ?u anda e?itim gören ö?renciler, bilimin bu tür ?eylerin üstünde oldu?unu biliyorlar ama biz, onlary kopya çekmeye yönelten, insano?lunun gerçekleri ile ilgili çok az kafa yoruyoruz; bunun yerine olanlary "ahlakly" kylmaya çabalyyoruz. Bilimde sahtekarlyk çok nadir olarak konu edildi?i için ö?renciler, ara?tyrmada sahtekarlyk yapmanyn aslynda ne kadar sapkyn bir e?ilim oldu?unu fark etmezler.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Özellikle ba?aryly olmak isteyen insanlar hataly veri olu?turmak üzere de?i?tirmeler yapmak ya da sahtekarlyklar konusunda zan altyndadyrlar. O makaleyi yayynlatmak ya da ?u ödülü kazanmak için uçlardaki birkaç veriyi atmak ya da veriler toplandyktan sonra önemli bir kriteri iptal etmek cazip gelir. Genellikle bunu açyklayabilirsiniz ama gri ödünlerin gölgesi, siyah ve beyaz sahtekarly?a yol açabilir. Bu ?ekillendirme i?lemi nedeniyle çok ba?aryly kariyerlerin yok olduklaryny gördüm.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Buna bir önlem olarak, sonuç yerine süreç üzerinde odaklanmak faydalydyr (Kural 1). Kö?elerin törpülenmesine neden olabilecek içsel baskylara, özellikle sonuca odaklanmy? olma durumuna dikkat edin. Mesela hiçbir zaman "x'i göstermek" için bir çaly?ma yapmayyn. E?er böyle bir ifade kullandy?ynyzy fark ederseniz, hemen kendi kendinizi düzeltin. O ifadeyi "x'in öyle olup almady?yny görmek" olarak düzeltebilirsiniz. Belli bir sonuca ula?mak isteme ya da hakly çykma iste?i, sizin dü?manynyzdyr. Bulma iste?i, sizin dostunuzdur.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Bir an için i?in di?er bir önemli yany olan bilim tüketicileri yerine ö?renci bilim adamlaryna odaklanacak olursak, bilimsel sahtekarly?yn en vahim sonucu aslynda yok olan kariyerler de?ildir-sonuç ta sahtekarlaryn ço?u paçayy kurtaracaktyr. Bunun bedeli ?udur: Do?rularynyzy azycyk bile çi?nerseniz, yapty?ynyz faaliyetin, sizin için daha zayyf bir içsel peki?tireç haline geldi?ini görürsünüz: Her zaman bu böyle olmu?tur. Y? oyun olmaktan çykar, di?er uçta bir?eyler ifade etmeye ba?lar. Bu durumda, bilim artyk e?lenceli de?ildir.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kural 11. Mutlulu?unuzu ve huzurunuzu koruyun ve sürdürün</SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Ba?aryly ö?renciler kendilerine güvenirler. Ylle de güvenli hissederler demek istemiyorum. Mutluluklaryny takip ederler demek istiyorum: Kendilerine kar?y dürüsttürler. Bu, kendine güvendir. E?er tuhaf bir ilgiler kary?ymyna sahipseniz, birisi ilginizi daha güvenli bir noktada odaklamanyz gerekti?ini söylese de vazgeçmeyin, bu sizi yeni ve heyecan verici bir?eye götürebilir. Riske girin. E?er bu durum sizi endi?elendiriyorsa, kendinize küçük bir güvenlik a?y olu?turun; fakat, size önemli gelen ?eyi çi?neyip geçmeyin. Bu çi?neyi?i çok a?yr ödersiniz çünkü bu, sizin bilimsel e?lence pusulanyzy kaybettirir. Bir pusulanyz olmadan kaybolabilirsiniz.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kural 12. Kolayca hayyr deyin ve dedi?inizi yapyn</SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> </SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kariyeriniz ilerledikçe, do?al olarak odaklanacaksy nyz. Kaliteyi elde tutmanyn tek yolu budur. Odaklandykça, hayyr demeyi ö?renin. Öncelikler belirleyin. Onlara uyun. Ben hala bu kuraly ö?reniyorum (aslynda bunu ne kadar yaparsam, talepler ve dikkatte da?ylmalar da artyyor, böylece Kural 5'in %100 olabilmesi için, Kural 12'ye asla yeteri kadar sahip olamyyorum).</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Kural 13. Mektuplarynyzy açyn, telefonlara cevap verin, masanyzy temiz tutun </SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Tamam, tamam. Her kurala uyulamayabilir.</SPAN></P><P ="NormalWeb1"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"></SPAN>&nbsp;</P><P ="NormalWeb1"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: rgb(153,51,0)">Kaynak:</SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt"> Hayes, S. C. (1998) Thirteen rules of success: A message for students. <EM><SPAN>The Behavior Therapist, 3,</SPAN></EM> 47-49.</SPAN></P><P><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt">Bu makale <a href="http://www.psikolog.org.tr/" target="_blank"><U><FONT color=#003399>www.psikolog. org.tr</FONT></U></A> adresinden Türk Psikologlar Derne?i'nin izni alynarak yayynlanmy?tyr. </SPAN></P><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen emelgenc61 - 16-Temmuz-2008 Saat 16:55</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 31 Jan 2008 22:11:30 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1934&amp;PID=12756#12756</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=9016#9016</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=7420">metedemir</a><br /><strong>Konu:</strong> Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 13-Kasim-2007 Saat 19:40<br /><br />te?ekkür]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 13 Nov 2007 19:40:47 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=9016#9016</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Karar Vermenin Bilgeliği -</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=45&amp;PID=8966#8966</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1081">asahin</a><br /><strong>Konu:</strong> Karar Vermenin Bilgeliği -<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 12-Kasim-2007 Saat 19:23<br /><br />çok te?ekkürler&nbsp; ö?retmenim...gerçekten&nbsp; ders&nbsp; alynmasy&nbsp; gereken&nbsp; bir&nbsp; öykü...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 12 Nov 2007 19:23:59 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=45&amp;PID=8966#8966</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Karar Vermenin Bilgeliği -</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=45&amp;PID=8652#8652</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1448">beril</a><br /><strong>Konu:</strong> Karar Vermenin Bilgeliği -<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 05-Kasim-2007 Saat 22:03<br /><br />Ke?ke bizde ba?ymyza gelen tatsyz olaylar kar?ysynda , o ya?ly adam gibi dü?ünebilsek ama ne yazyk ki olaylar kar?ysynda hemen kesin karar veriyoruz ve ba?ka kapylary göremiyoruz...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 05 Nov 2007 22:03:34 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=45&amp;PID=8652#8652</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Karar Vermenin Bilgeliği -</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=45&amp;PID=8643#8643</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1897">esin</a><br /><strong>Konu:</strong> Karar Vermenin Bilgeliği -<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 05-Kasim-2007 Saat 20:45<br /><br />kesinlikle katylyyorum]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 05 Nov 2007 20:45:37 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=45&amp;PID=8643#8643</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : ÇOCUK RESMİNİN GELİŞİM AŞAMALARI</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1263&amp;PID=8556#8556</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1812">damla2</a><br /><strong>Konu:</strong> ÇOCUK RESMİNİN GELİŞİM AŞAMALARI<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 04-Kasim-2007 Saat 16:22<br /><br />Verdi?iniz bilgilerden dolayo çok te?ekkürler. Çocuklary tanymanyn en iyi yolu da bence resim dersinde çizdikleri resimler bakmak.<DIV></DIV>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 04 Nov 2007 16:22:31 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1263&amp;PID=8556#8556</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=8543#8543</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=6606">derya924</a><br /><strong>Konu:</strong> Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 04-Kasim-2007 Saat 10:50<br /><br /><P>&nbsp;</P><DIV></DIV><DIV><TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T><T><T><TR><TD><TABLE cellSpacing=5 cellPadding=5><T><T><T><TR><TD><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2><B>&nbsp;</B></FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif">ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL DYYOR KY;</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>En mühim ve feyizli vazifelerimiz millî e?itim i?leridir. Millî e?itim i?lerinde mutlaka muzaffer olmak lâzymdyr. Bir milletin hakikî kurtulu?u ancak bu suretle olur. 1922</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Ylim ve teknikle ilgili te?ebbüslerin faaliyet merkezi mekteptir. Bu sebeple lâzymdyr... Mektep adyny hep beraber hürmetle, saygyyla analym: Mektep genç beyinlere, insanly?a hürmeti, millet ve memlekete sevgiyi, ?erefi ba?ymsyzly?y ö?retir... Ba?ymsyzlyk tehlikeye dü?tü?ü zaman onu kurtarmak için izlenmesi uygun olan en do?ru yolu belletir... Memleket ve milleti kurtarma?a çaly?anlaryn ayny zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer çaly?kan bilgin olmalary lâzymdyr. Bunu temin eden mekteptir. Ancak bu ?ekilde her türlü te?ebbüslerin mantykî neticelere eri?mesi mümkün olur. 1922</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Milletimizin siyasî, toplumsal hayatynda, milletimizin fikrî terbiyesinde rehberimiz ilim ve teknik olacaktyr. Mektep sayesinde, mektebin verece?i ilim ve teknik sayesindedir ki Türk milleti, Türk sanaty, ekonomisi, Türk ?iir ve edebiyaty, bütün güzelli?iyle geli?ir. (1922)</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, mutlulu?a eri?tirmek için iki orduya ihtiyaç vardyr. Biri vatanyn hayatyny kurtaran asker ordusu, di?eri milletin istikbalinin yo?uran kültür ordusu. Bu iki ordunun her ikisi de kyymetlidir, yücedir, verimlidir, saygyde?erdir. Fakat bu iki ordudan hangisi daha kyymetlidir, hangisi di?erine üstün tutulur? ?üphesiz böyle bir tercih yapylamaz, bu iki ordunun ikisi de hayatîdir. </FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Yalnyz siz, kültür ordusu mensuplary, sizleri ba?ly oldu?unuz ordunun kyymet ve kutsiyetini anlatmak için ?unu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya niçin öldürüp niçin öldü?ünü ö?reten bir ordunun fertlerisiniz. 1923 (M.E.Y.S.D. I, S. 17)</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Bir millet kültür ordusuna malik olmadykça, muharebe meydanlarynda ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin o zaferlerin sürekli neticeler vermesi ancak kültür ordusunun varly?yna ba?lydyr. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun verimli sonuçlary kaybolur. 1923 (M.E.Y.S.D. I, S. 17)</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Milletleri kurtaranlar yalnyz ve ancak ö?retmenlerdir. Ö?retmenden, e?iticiden mahrum bir millet henüz millet adyny almak istidadyny kazanmamy?tyr. Ona alelâde bir kitle denir, millet denemez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka e?iticilere, ö?retmenlere muhtaçtyr. 1925 (M.E.Y.S.D. I, 25)</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Memleketi ilim, kültür, iktisat ve bayyndyrlyk sahasynda da yükseltmek, milletimizin her hususta pek verimli olan kabiliyetlerini geli?tirmek, gelecek nesillere sa?lam, de?i?mez ve olumlu bir karakter vermek lâzymdyr. Bu kutsal amaçlary elde etmek için sava?an aydyn kuvvetlerin arasynda ö?retmenler en mühim ve nazik yeri almaktadyrlar. 1923 (Atatürk'ün T.T.B. IV, S. 487)</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Mekteplerde ö?retim vazifesinin itimada ?ayan ellere teslimini, memleket evlâdynyn, o vazifeyi kendine hem bir meslek, hem bir ülkü sayacak, üstün ve saygyde?er ö?retmenler tarafyndan yeti?tirilmesini temin için ö?retmenlik, di?er serbest ve yüksek meslekler gibi, derece derece ilerlemeye ve her halde refah teminine müsait bir meslek haline konulmalydyr. Dünyanyn her tarafynda ö?retmenler, toplumun en fedakâr ve saygyde?er unsurlarydyr. 1923 (Atatürk'ün S.D. I, S. 289)</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Yeni nesil, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü ö?retmenler toplulu?undan ve onlaryn yeti?tirecekleri ö?retmenlerden alacaktyr. 1924 (Büyük Tarih Trabzon'da, S. 11)</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Ö?retmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedakâr ö?retmen ve e?itimcileri, sizler yeti?tireceksiniz. Ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktyr. Eserin kyymeti, sizin maharetiniz ve fedakârly?ynyz derecesiyle orantyly bulunacaktyr. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister! Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yeti?tirmek sizin elinizdedir. 1924 (M.E.Y.S.D. I, S. 19)</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Ylk ve orta ö?retim mutlaka insanly?yn ve medeniyetin gerektirdi?i ilmi ve tekni?i versin, fakat o kadar pratik bir tarzda versin ki çocuk okuldan çykty?y zaman aç kalma?a mahkûm olmady?yna emin olun. (1931)</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>E?itimdir ki, bir milleti hür, ba?ymsyz, ?anly, yüksek bir toplum halinde ya?atyr, veya bir milleti kölelik ve yoksullu?a terkeder. (1925)</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Çocuklarymyza ve gençlerimize verece?imiz tahsilin hududu ne olursa olsun, onlara esasly olarak ?unlary ö?retece?iz: 1- Milliyetine, 2- Türkiye Devletine, 3- Türkiye Büyük Millet Meclisine; dü?man olanlarla mücadele lüzumu. Fertleri bu mücadele gerekleri ve vasytalariyle donanmayan milletler için ya?ama hakky yoktur. Mücadele, mücadele lâzymdyr. 1922 (M.E.Y.S.D. I, S. 9)</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Gelecek için hazyrlanan vatan evlâdyna, hiçbir güçlük kar?ysynda ba?e?meyerek tam sabyr ve dayanma ile çaly?malaryny ve ö?renimdeki çocuklarymyzyn anne ve babalaryna yavrularynyn tahsillerinin tamamlanmasy için her fedakârly?y göze almaktan çekinmemelerini tavsiye ederim. </FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Büyük tehlikeler önünde uyanan milletlerin ne kadar kararly olduklaryny tarih do?rulamaktadyr. Silâhiyle oldu?u gibi kafasyyla da mücadele mecburiyetinde olan milletimizin, birincisinde gösterdi?i kudreti ikincisinde de gösterece?ine asla ?üphem yoktur. 1921 (Atatürk'ün M.A.D., S. 4-5)</FONT></P><P><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Çocuklarymyz ve gençlerimiz yeti?tirilirken onlara bilhassa varly?y ile, hakky ile, birli?i ile çeli?en bütün yabancy unsurlarla mücadele lüzumu ve millî dü?ünceleri tam bir imanla her mukabil fikre kar?y ?iddetle ve fedakârâne müdafaa zorunlulu?u a?ylanmalydyr. Yeni neslin bütün ruhsal kuvvetlerine bu özellik ve kabiliyetin zerki mühimdir. Daimî ve müthi? bir sava? ?eklinde beliren milletler hayatynyn felsefesi, ba?ymsyz ve mesut kalmak isteyen her millet için bu yüksek özellikleri ?iddetle istemektedir. (1921)<BR></P><DIV>&nbsp;</DIV><DIV><FONT color=#ff3333>TE?EKKÜRLER NECLA HOCAM..</FONT></FONT><!-- #EndEditable --></DIV></TD></TR></T></T></T></TABLE></TD></TR><TR><TD>&nbsp;</TD></TR></T></T></T></TABLE><BR></DIV><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen derya924 - 04-Kasim-2007 Saat 10:52</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 04 Nov 2007 10:50:07 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=8543#8543</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : ÇOCUK RESMİNİN GELİŞİM AŞAMALARI</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1263&amp;PID=8542#8542</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=6606">derya924</a><br /><strong>Konu:</strong> ÇOCUK RESMİNİN GELİŞİM AŞAMALARI<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 04-Kasim-2007 Saat 10:34<br /><br /><P>Te?ekkürler hocam,benim aklymdaki bazy sorulara cevaplardy, geçen seneki bir ö?rencimi daha iyi analiz etmeme gerekçe oldu..</P>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 04 Nov 2007 10:34:19 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1263&amp;PID=8542#8542</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=8089#8089</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=6286">35pynar83</a><br /><strong>Konu:</strong> Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26-Ekim-2007 Saat 18:56<br /><br />te?ekkürler :)<br />]]>
   </description>
   <pubDate>Fri, 26 Oct 2007 18:56:45 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=8089#8089</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=8083#8083</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1081">asahin</a><br /><strong>Konu:</strong> Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26-Ekim-2007 Saat 17:16<br /><br />te?ekkürler&nbsp; açyklamalarynyz için&nbsp; ö?retmenim...]]>
   </description>
   <pubDate>Fri, 26 Oct 2007 17:16:46 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=8083#8083</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=7846#7846</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1448">beril</a><br /><strong>Konu:</strong> Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 21-Ekim-2007 Saat 23:23<br /><br />Açyklayycy bilgi için te?ekkürler...]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 21 Oct 2007 23:23:18 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=7846#7846</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=7813#7813</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=351">eylül81</a><br /><strong>Konu:</strong> Sınıf Rehberlik Programları ve dahası...<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 21-Ekim-2007 Saat 12:07<br /><br /><P><FONT face="Courier New, Courier, mono">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Herkese merhaba <img src="http://sinanuzun.com/forum/smileys/smiley31.gif" height="17" width="45" border="0" align="absmiddle" alt="Hug" />.</P><DIV>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Arkada?lar;</DIV><DIV>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </DIV><DIV>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Ylkö?retim ve Ortaö?retim Kurumlary synyf Rehberlik Programy'na, </strong></DIV><DIV><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ylkö?retim ve Ortaö?retim Kurumlary synyf Rehberlik Programy Synyf ve ?ube Rehber ö?retmenleri için Günlük ve Yyllyk Plan Formaty'na, </strong></DIV><DIV><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ylkö?retim ve Ortaö?retim Kurumlary synyf Rehberlik Programy Ylkö?retim ve Ortaö?retim Etkinlik Kitaplary'na, </strong></DIV><DIV><strong></strong>&nbsp;</DIV><DIV><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ylkö?retim ve Ortaö?retim Çerçeve Program örnekleri'ne </strong></DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <a href="http://orgm.meb.gov.tr/" target="_blank">http://orgm.meb.gov.tr/</A><strong>&nbsp;</strong>adresinden ula?abilirsiniz.</DIV></FONT><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen emelgenc61 - 16-Temmuz-2008 Saat 16:54</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 21 Oct 2007 12:07:39 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1328&amp;PID=7813#7813</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Kaynaştırma planları ve dökümanları</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1296&amp;PID=7501#7501</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4118">gunes</a><br /><strong>Konu:</strong> Kaynaştırma planları ve dökümanları<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 14-Ekim-2007 Saat 13:22<br /><br />2. sınıfta kaynaştırma eğitimi vermem gereken öğrencim var.Özel öğretime de gitmesi gerekiyor ama aile yollamıyor.&nbsp;Ona nasıl yardımcı olacağım tam olarak bilremiyorum&nbsp;. Ona ayrı bir plan gerekiyor mu? Deneyimi ve dökümanları olanlar ilgilenirse sevinirim.]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 14 Oct 2007 13:22:38 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1296&amp;PID=7501#7501</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Ders İçinde Bir Öğretmen Nelere Dikkat Etmelidir?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1261&amp;PID=7218#7218</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1151">vildan_yılmaz</a><br /><strong>Konu:</strong> Ders İçinde Bir Öğretmen Nelere Dikkat Etmelidir?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 23:30<br /><br />EMEĞİNİZE SAĞLIK KEŞKE HER ÖĞRETMEN BUNLARA DİKKAT EDEREK MESLEĞİNİ YAPSA&nbsp;&nbsp;&nbsp; İNANIN YETİŞEN NESİL ŞİMDİKİSİNDEN FARKLI OLUR]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 23:30:11 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1261&amp;PID=7218#7218</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : ÇOCUK RESMİNİN GELİŞİM AŞAMALARI</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1263&amp;PID=7216#7216</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1151">vildan_yılmaz</a><br /><strong>Konu:</strong> ÇOCUK RESMİNİN GELİŞİM AŞAMALARI<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 23:24<br /><br />BİR ÇOCUĞU TANIMAK ÇİZDİĞİ RESİMLERLE BAŞLANABİLİR&nbsp; YAZI ÇOK ETKİLİYİCİ&nbsp;&nbsp;&nbsp; BAZI ARKADAŞLAR RESİM DERSİNİ ÖNEMSEMİYOR BU DERSİN YERİNE MATEMATİK DERSİ YAPANLAR DA VAR BENCE RESİM DERSİ ÖNEMLİDİR ÇÜNKÜ ÇOCUĞUN İÇ DÜNYASINI YANSITIYOR <DIV>&nbsp;</DIV>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 23:24:20 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1263&amp;PID=7216#7216</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Ders İçinde Bir Öğretmen Nelere Dikkat Etmelidir?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1261&amp;PID=7192#7192</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1081">asahin</a><br /><strong>Konu:</strong> Ders İçinde Bir Öğretmen Nelere Dikkat Etmelidir?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 20:07<br /><br />teşekkürler&nbsp; öğretmenim...]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 20:07:26 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1261&amp;PID=7192#7192</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : ÖĞRETMENLERE DİSİPLİN SAĞLAMA KONUSUNDA</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1260&amp;PID=7191#7191</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1081">asahin</a><br /><strong>Konu:</strong> ÖĞRETMENLERE DİSİPLİN SAĞLAMA KONUSUNDA<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 20:05<br /><br />teşekkürler&nbsp; öğretmenim....]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 20:05:42 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1260&amp;PID=7191#7191</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : ÇOCUĞU KÖTÜ EĞİTMENİN YOLLARI</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1268&amp;PID=7188#7188</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1081">asahin</a><br /><strong>Konu:</strong> ÇOCUĞU KÖTÜ EĞİTMENİN YOLLARI<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 18:32<br /><br />çok&nbsp; güzel&nbsp; ...teşekkürler...]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 18:32:56 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1268&amp;PID=7188#7188</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : ÇOCUĞU KÖTÜ EĞİTMENİN YOLLARI</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1268&amp;PID=7181#7181</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4233">gülüm_sün</a><br /><strong>Konu:</strong> ÇOCUĞU KÖTÜ EĞİTMENİN YOLLARI<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 16:15<br /><br /><P =yazi><FONT color=#990000 size=4>ÇOCUKLARI KENDİNİZE KARŞI KİNLİ YAPMANIN YOLLARI<BR><BR>&#8220;Ona karşı daima aksi ve asık suratlı olun. Niyetinin ne olduğuna bakmaksızın, en küçük kabahatini ceza ile karşılayın.. böyle davrandığınız takdirde size nasıl kin beslediğini görecek, bana hak vereceksiniz...&#8221;<BR>HİKAYE<BR>&#8220;Güzel Leman&#8217; a babası oyuncak bir mutfak takımı almıştı. Pırıl pırıl parlayan bu küçük madeni kapları çok sevmişti. Ona bundan daha güzel bir hediye verilemezdi.<BR>Mutfak takımına kavuştuğu gün, sevincine diyecek yoktu. Onları yıkamış, kurulamış, kutusuna yerleştirmişti. Arkadaşları kendini ziyarete geldikçe mutfak takımlarını çıkarır, onlara yemek pişirir, ziyafet verirdi. Kardeşi kemal, sık sık oyunlarını bozuyorsa da Leman fazla ses çıkarmıyordu.<BR>Bir gün, ablası okulda iken, kardeşi onun mutfak takımlarıyla oynamak istediğini söyledi. Babası da verdi. Kemal kıskanç bir çocuktu. Niyeti oynamak değil, ablasının oyuncaklarına zarar vermekti. Nitekim oynuyormuş gibi yaparak bardaklardan birini ayağı ile ezdi<BR>Leman, eve gelip mutfak takımının dağılmış olduğunu görünce heyecanlandı. Onları düzeltmek isterken ezilmiş bardağı fark etti. Üzüntüden gözlerine iri yaş taneleri doldu. Annesi oyuncakları Kemal&#8217;e babasının verdiğini söyleyince sesini çıkarmadı. Acısını kalbine gömdü.<BR>Ertesi gün iki tabak daha aynı akıbete uğrayınca Leman dayanamadı. Ezilmiş bardağı ve tabakları alıp babasına koştu: &#8220;Babacığın, görüyor musun; Kemal oyuncaklarımı ne hale getirmiş!..&#8221; dedi ve ağlamaya başladı: babasının cevabı ne oldu biliyor musunuz: &#8220;ne olmuş yani! Onların ben vermedim mi? Çekil git şimdi başımdan, seninle uğraşacak zamanım yok!&#8221;<BR>Leman, kendisi için çok değerli oyuncakların ezilmiş olmasına aldırış etmeyen bu babaya içinden kin besledi. Aradan bir hafta bile geçmemişti ki, küçük kızın pembe yanakları soldu. Eski neşesini kaybetti. O olaydan sonra, babasına sevgi ile baktığını gören olmadı....&#8221; </FONT></P>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 16:15:09 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1268&amp;PID=7181#7181</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNDE ÖĞRETMENE ÖNERİ</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1266&amp;PID=7179#7179</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4233">gülüm_sün</a><br /><strong>Konu:</strong> ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNDE ÖĞRETMENE ÖNERİ<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 16:01<br /><br /><P><FONT color=#990000 size=4>Bu tip çocuklar için sınıf öğretmeninin öğrenim görevlerinin dışında ek öğrenim programları hazırlaması gerekir. Sınıfın seviyesi onların seviyesinden çok aşağıda kalabilir. Aşağıda belirtilen noktalar dikkate alınarak çocukların daha iyi gelişmelerine yardımcı olabilmek için sınıf öğretmeni;</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>1. Çocuğun çalışma ve ödevlerini sınıfın işlemekte olduğu konularda ve aynı tempoda tutmaya çalışmamalı, onun güç ve süratine uygun ödevler vermelidir.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>a. Ödevlerde tekrara ve alıştırmalara fazla yer vermemelidir.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>b. Daha çok problem çözme tekniğini gerektiren ödevler vermelidir.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>c. Yarı teknik malzemelerin okunması, özetlenmesi, bazı araçların modellerinin yapımı, şemalarının çizimi ve onların çalışma kurallarını açıklama ödevleri verilmelidir.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>2. Tartışma, proje ve dramatizasyon çalışmalarına önem verilmelidir.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>3. Tasnif, organize etme ve maddelendirme olanağı veren fırsatlar hazırlanmalıdır.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>4. Ders etkinliklerinde kitabi etkinliklerden çok, geniş gözlem ve deneylere yer verilmelidir. </FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>5. Kendilerine özgü ilgileri olduğundan grupla olduğu kadar bireysel çalışmalara da önem verilmelidir.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>6. Öğrenciyi okul içi ve dışı etkinliklere yönlendirmelidir.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>7. Önderliği gerektiren ya da önderliği geliştirmeye fırsat verecek çalışmalara katılması için teşvik edilmesi gerekir.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>8. Bu tip çocuğun başarısını, sınıf arkadaşlarının başarısı seviyesi ile değil kendi öğrenme güç ve sürati ile karşılaştırmalıdır.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>9. Anne ve baba ile bu konuda işbirliği yapmalı, onlara çocuklarını ihmal etmeden ve gurura kapılmadan yetiştirmek için gerekli anlayışı kazandırmaya çalışmalıdır.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>10. İleri öğrenim için en uygun yolun seçilmesinde uzmanlarla işbirliği yapılmalı.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>11. Bu çocuklarda üstünlük duygusunu yaratmak, aynı &#8220;aşağılık duygusu&#8221; kadar zararlı sonuçlar doğurur. Çocuk arkadaşlarını ve çevresindekileri aşağı görür ve toplumda yalnız bir kişi olarak yaşamına devam etme tehlikesi ile karşı karşıya kalır. Onun için üstünlük duygusunun çocuklarda yaratılmamasına azami dikkat sarf edilmelidir.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>12. Akademik konular için resim, müzik, beden eğitimi gibi dersler ihmal edilmemelidir. </FONT></P>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 16:01:00 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1266&amp;PID=7179#7179</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLAR İÇİN AİLEYE ÖNERİLER</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1265&amp;PID=7178#7178</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4233">gülüm_sün</a><br /><strong>Konu:</strong> ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLAR İÇİN AİLEYE ÖNERİLER<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 15:58<br /><br /><P><FONT color=#990000 size=4>Ana ve baba olarak, üstün zekalı çocuğa yapabileceğiniz en büyük yardım üstün zekalı çocuğun diğerlerinden farklı olmadığını kabul etmek olacaktır. Yalnız onlar çeşitli yönlerden daha şanslıdırlar. </FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>Üstün zekalı çocuklarda diğer çocuklara benzediklerinden nasıl diğer çocukların oynamalarına, üst başlarını kirletmelerine, açgözlü yeme ve eğlenmelerine izin veriliyor, bunları hoş görüyorsak, aynı şeylere üstün zekalılar içinde hoş görmemiz gerekir. Yaşından ileri zeka düzeyinde diye 1-2 yaş büyüğünün davranışlarını beklemek doğru olmayacaktır. </FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>Üstün zekalı çocuklarda diğer bütün çocuklar gibi sevgi, güvenlik, anlayış ve okşanmaya ihtiyaç duyarlar. </FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>Bu türden çocukların yeteneklerini besleyip geliştirmekle beraber her yönden örnek bir insan olarak yetişmelerini sağlamalıyız. Bunun içinde onların üzerinde düşünecekleri, yapacakları, araç ve gereçleri sağlamalıyız. Bu araç ve gereçler özel yetenekleri ve zekalarını geliştirici nitelikte olmalıdır. Okul öncesi üstün zekalı çocuklara evin sağlayamadığı çeşitli oyuncakları anaokulları sağlar. Ana okullarında onların türlü yetenekleri ve fiziksel güçleri oyunlar, temsiller ve halk danslarıyla olumlu bir şekilde karşılanacaktır. Hikaye anlatma, resim çizdirme vb. etkinliklerle de çocukların yaratıcılığı ve imgeleme güçleri beslenip gelişebilecektir. Çevrenizde ana okulları bulunmayabilir. Yada aile bütçesine uygun olmayabilir. Bu durumda fazla masrafa kaçmadan alınacak kitap, sulu boya, renkli kalemler ve iş kağıtları çocuklara hem öğretici hem de yaratıcı saatler geçirtebilir.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>Üstün zekalı çocuklar okula başladıktan sonrada özel etkinliklere ihtiyacı vardır. Olanaklar el veriyorsa özel müzik, resim dersleri, kitap satın almaları günlük etkinlikler arasında yer almalıdır. Ailenin ekonomik durumu iyi olmasa bile güzel sanatlar alanında dersler veren dershanelerden yararlanmak mümkündür. Parsız ziyaret edilebilen müzeler, ucuz biletli konser ve tiyatrolar , okul ver üniversitelerin gezileri , üstün yetenekli çocukların öğrenme isteklerini besleyip geliştirebilir. </FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>Çeşitli iş alanlarına saygı göstermekle de çocuklarınızın yeteneklerine yardımcı olabiliriz. Örneğin yüksek matematikten hoşlanmasak veya büyük ressamların çatı ve tavan aralarında ömür tüketen kimseler olduğunu bilsek de bu meslekleri övücü bir dille anlatmalıyız. </FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>Çocuğunuzun dengeli bir yaşama ihtiyacı vardır. Tek bir oyun oynayan veya tek bir alan içinde sıkışıp kalan çocukların bütün çalışma ve boş zamanlarını değişik alanlara yöneltmelerini istemeliyiz. Çocuk kafasını çalıştırdığı zaman bedenini de çalıştırmalı, değişik çocuk oyunlarına, etkinliklere katılmalıdır.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>Çocuklarımızı tek yönlü kişiler olmaktan kurtarmak için değişik ilgi alanlarına yönlendirmeliyiz </FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>Ailede çocuklardan bir tanesi üstün zekalı, diğerleri normal zekalı ise bu aile için özel bir problem vardır. Bu problem dikkatlice ele alınmazsa bundan hem üstün yetenekli çocuk hem de orta düzeydeki çocuk zarar görecektir. Diyelim ki bir ailenin iki kız çocuğu var. Bunlardan birisi üstün diğeri normal zekalı olsun. Üstün zekalı bu niteliğinden dolayı aile içinde daima okşanıp övülürse o şımarır, kendini beğenir daha açıkça sı &#8220;üstünlük duygusu&#8221; geliştirir. Diğer yandan normal zekadaki çocuk ise kendini küçük görür ve kendisinin değeri olmadığı kanısına kapılabilir. Buna benzer bir problemde anne ve babaların normal zekalı çocukların davranışları için tanıdıkları sınırsızlığa karşı üstün zekalılar için koydukları kısıtlamadan doğar. </FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>Buda diğer kardeşleri gibi uluorta hareket edemeyen üstün zekalı çocuğun küskünlüğüne neden olur. Böyle durumlarda ana ve babaların tarafsız olmaları, normal zekalı çocukların da yaptıkları iyi işleri olanaklardan yararlanarak övmeleri; belirli bir ayırım yapmamaları gerekir. Çocukların olumlu yönde yetişmeleri için okulla işbirliği şarttır. Öğretmenin rehberliğinden, gerekirse bu konuda çalışmalar yapan eğitim kurumlarından da her zaman bilgi ve yardım sağlanabilir. Okuldaki etkinlikler evde de sürdürülmeli, çocuğun yetenekli olduğu alana yönelmesi sağlanmalıdır.</FONT></P><P><FONT color=#990000 size=4>Bugün yaşama koşulları ve toplum idareleri yönünden dünyamız korkunç bir yarış içindedir. Üstün zekalı bilginlerimiz, buluşçularımız olmasaydı hayat sıkıntılı, güç ve anlamsız olacak, görüş alanımız oldukça sınırlı olacaktır. Her zaman ihtiyaç duyulan üstün zekaya yüzyılımızda daha büyük ihtiyaç vardır. Değerleri bulup ortaya çıkarmak, toplumun hizmetine sunmak önce siz anne ve babalara düşmektedir.</FONT></P>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 15:58:01 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1265&amp;PID=7178#7178</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : ÜSTÜN ve ÖZEL YETENEKLİ ÇOCUKLAR</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1264&amp;PID=7177#7177</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4233">gülüm_sün</a><br /><strong>Konu:</strong> ÜSTÜN ve ÖZEL YETENEKLİ ÇOCUKLAR<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 15:48<br /><br /><FONT color=#990000 size=4>Yaratıcılık, sanat, liderlik kapasitesi veya özel akademik alanlarda yaşıtlarına göre yüksek düzeyde motivasyon, performans ve görev sorumluluğu gösteren ve bu tür yeteneklerini geliştirmek için uygun imkanlara gereksinim duyan çocuklardır. <BR><BR><FONT color=#003300>ÖZELLİKLERİ :<BR>Zihinsel Gelişim Özellikleri:<BR></FONT>&#8226; Çeşitli alanlarda özel yetenekleri vardır,<BR>&#8226; Yoğun motivasyon gösterebilirler,<BR>&#8226; Gelişim basamaklarını yaşıtlarından önce tamamlarlar,<BR>&#8226; Sürekli soru sorarlar, meraklıdırlar, öğrenme ve bilgiye açlık duyarlar,<BR>&#8226; Ayrıntılara dikkat ederler,<BR>&#8226; Kendisinin seçtiği konuda veya ilgi alanlarında bağımsız çalışabilirler,<BR>&#8226; Çabuk ve kolay öğrenirler, kavrama ve akılda tutma süreleri yüksektir,<BR>&#8226; Birbirini takip eden konular, olaylar dizisi karşısında sonraki adımı tahmin edebilir,<BR>&#8226; Derin ve geniş ilgi alanlarına sahiptirler. Bir alanda öğrendiği konu ile bir başka alanda öğrendiği onu arasında akla yatkın ilişkiler kurabilir,<BR>&#8226; Kelime hazineleri zengindir, kelimeleri doğru telaffuz eder yerli yerinde kullanırlar, akıcı bir konuşmaları vardır,<BR>&#8226; Bildiklerini, düşündüklerini yaşıtlarından daha iyi ifade edebilirler.<BR>&#8226; Bir öykünün yada paragrafın ana fikrini yaşıtlarından daha çabuk bulup çıkarırlar,<BR>&#8226; Neden sonuç ilişkilerini ve benzerliklerini yaşıtlarından daha çabuk ayırt ederler,<BR>&#8226; Karmaşık ve zor problemlerden hoşlanır ve yaşıtlarının çözemediği problemleri çözebilirler, <BR>&#8226; Ders başarıları yüksektir, <BR>&#8226; Eleştirebilme yetenekleri yüksektir,<BR>&#8226; Orijinal, yaratıcı ve girişkendirler,<BR>&#8226; Başarılı oldukları alanda yüksek performans ve potansiyel kabiliyetlerini tek başına veya birleştirerek kendilerini gösterirler.<BR><FONT color=#003300>Sosyal Alandaki Yetenek Özellikleri: <DIV></FONT>&#8226; Kendilerine güvenir, kolaylıkla sorumluluk alabilirler,<BR>&#8226; Yeni ve değişik durumlara kolay ve çabuk uyarlar,<BR>&#8226; Sosyal etkinliklere katılmaktan hoşlanırlar,<BR>&#8226; Duyarlıdırlar, empati yetenekleri gelişmiştir,<BR>&#8226; Grup içinde lider olurlar,<BR>&#8226; Grubun ilerisindedir, yetişkinlerle iletişime girmeyi tercih ederler,<BR>&#8226; Başkalarıyla kolayca işbirliği yaparlar,<BR>&#8226; Genelde alçak gönüllüdürler, başkalarına yardım etmekten hoşlanırlar,<BR>&#8226; Sınıf arkadaşları tarafından yeni fikir, bilgi kaynağı ve grup lideri olarak görülürler,<BR>&#8226; Okula severek giderler. Çalışkandırlar, amaçlarına ulaşmaktan ve başarıdan zevk duyarlar,<BR>&#8226; Güçlü bir konsantrasyona sahiptirler. Azimli ve sabırlıdırlar,<BR>&#8226; Sorumluluk duyguları gelişmiştir. Sorumluluk almayı çok ister ve bunu yerine getirmekten hoşlanırlar,<BR>&#8226; Espri yetenekleri vardır, fıkra anlatmaktan hoşlanırlar,<BR>&#8226; Yaratıcı öyküler anlatır ya da yazarlar,<BR>&#8226; Değişik konularda okur ve zor metinleri okumaktan keyif alırlar,<BR>&#8226; Sosyal problemlerde araştırma, uygulama, hipotez oluşturma anlamlı sonuçlara varma, yazılı yada sözel sunular için sonuçları etkin bir biçimde düzenleme yeteneğine sahiptirler.<BR>Üstün yetenekli çocuklarında tıpkı diğer çocuklar yada insanlar gibi farklılıkları, ve özelleşmiş alanlarda daha belirgin olan yetenekleri olabilmektedir. Bu nedenle üstün yetenekli çocuklar terimine özel yetenekli çocuklar eklemesi yapılmaktadır. <BR><FONT color=#003300>Müzik Alanındaki Yetenek Özellikleri:</FONT><BR>&#8226; Ritim ve melodiye diğer çocuklardan fazla tepkide bulunurlar,<BR>&#8226; Müzikle çok ilgilenirler. Kaset, CD dinler, nerede müzik etkinliği varsa ona katılmak isterler,<BR>&#8226; Müzik parçaları bestelemeye büyük istek ve çaba gösterirler,<BR>&#8226; Başkaları şarkı söylerken onlara katılmaktan hoşlanırlar,<BR>&#8226; Duygu ve düşüncelerini anlatmak için sık sık müziği araç olarak kullanırlar,<BR>&#8226; Çeşitli müzik aletleri ile ilgilenir, onları çalmayı denerler,<BR>&#8226; Şarkıcılar ve müzik parçaları ile ilgili koleksiyonlar yaparlar,<BR>&#8226; Dinlediği şarkıyı kısa zamanda öğrenir, anlamlı ve uygun şekilde söylerler.<BR><FONT color=#003300>Resim Alanındaki Yetenek Özellikleri:</FONT><BR>&#8226; Çeşitli konularda ve diğer çocukların yaptığından değişik çizimler yaparlar,<BR>&#8226; Resimlere derinlik verir ve parçalar arasında uygun oranlar kullanırlar,<BR>&#8226; Resim yapmayı ciddiye alır ve bundan haz duyar ve buna çok zaman harcarlar,<BR>&#8226; Diğer insanların yaptığı resim çalışmalarına ilgi duyarlar,<BR>&#8226; Diğerlerinin eleştirilerinden hoşlanır ve yeni şeyler öğrenirler,<BR>&#8226; Resmi kendi yaşantılarını ve duygularını ifade etmek için başarılı bir şekilde kullanırlar,<BR>&#8226; Çamur, sabun ve plastilin vb. yumuşak gereçlerle üç boyutlu figürler yapmaya özel bir ilgi gösterirler.<BR><FONT color=#003300>Matematik Alnındaki Yetenek Özellikleri:</FONT><BR>&#8226; Verilerin ele alınmasında, düzenlenmesinde göze çarpan yeteneğe sahiptirler,<BR>&#8226; Orijinal yorumlar yaparlar, zihinsel çevikliğe sahiptirler,<BR>&#8226; Yazılı iletişimden ziyade sözlü iletişimi tercih eder ve fikirlerin iletilmesinde göze çarpan yeteneğe sahiptirler, <BR>&#8226; Aynı problemi farklı yöntemlerle çözebilirler,<BR>&#8226; Olağan dışı matematiksel işlemler yapar, gayret gerektiren olağandışı problemler sorarlar,<BR>&#8226; Problemi kısa sürede çözer, uygulamaya, analize, senteze ve değerlendirmeye odaklanırlar,<BR>&#8226; Matematiği başka kategorilere entegre edebilirler.<BR>&#8226; Yanlış ve doğruyu seçme güçleri fazladır.<BR>&#8226; İlgisiz gibi görünen işlemler arasında ilgi kurarlar.<BR><FONT color=#003300>Fen Alanındaki Yetenek Özellikleri:</FONT><BR>&#8226; Fikir ve hipotezleri test etmeye yönelik deneyler yaparlar,<BR>&#8226; Fen ve teknik araçları kullanabilir ve bunlara vakıf olurlar,<BR>&#8226; Yerinde ve yeterli veri seçer, bunlardan çıkarımlar yaparlar,<BR>&#8226; Fikirleri hem niceliksel hemde niteliksel ifade edebilirler,<BR>&#8226; Fen bilgisini toplumsal değişim için kullanır ve uygularlar,<BR>&#8226; Bilimsel gözlem, veri toplama ve yorum yapma becerileri vardır,<BR>&#8226; Problemlere yönelik duyarlılığa, yeni fikirler geliştirme yeteneğine ve değerlendirme yeteneğine sahiptirler,<BR>&#8226; Yüksek düzeyde mekanik düşünme yeteneğine sahiptirler, uzay ilişkilerine ilgi duyarlar,<BR>&#8226; Fen bilgisi konusunda otorite olan kaynakları tarar, fen raporlarını yorumlayarak bir ilgi zemini oluştururlar.<BR><BR><BR><BR><FONT color=#003300><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#003300 size=4>ZEKİ ÇOCUK</FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000><FONT size=4>Yanıtları bilir.<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000><FONT size=4>Soruları yanıtlar.&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000><FONT size=4>Kolaylıkla öğrenir.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000><FONT size=4>Tam olarak öğrenmesi 6-8 tekrarla olur.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000><FONT size=4>Düşünceleri anlar.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000><FONT size=4>Anlamı yakalar.<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000><FONT size=4>Doğru olarak kopya eder.&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000><FONT size=4>Okulu sever.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT size=4><FONT color=#990000>Bilgileri emer.&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT size=4><FONT color=#990000>Doğru, ardıl bir sonuçtan hoşlanır<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT size=4><FONT color=#990000>İyi fikirleri vardır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT size=4><FONT color=#990000>Dikkatini yoğunlaştırır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT size=4><FONT color=#990000>İyi ezberler.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT size=4><FONT color=#990000>Teknikçidir.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT size=4><FONT color=#990000>Çok çalışır&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT size=4><FONT color=#990000>Öğrendiği kadarıyla tatmin olur.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P></FONT><FONT color=#990000><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-fareast-: EN-US; mso-ansi-: TR; mso-bidi-: AR-SA"><FONT size=4><FONT color=#990000>Üst grubu oluşturur.&nbsp;</FONT>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</FONT></SPAN><BR></FONT><BR><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000 size=4>&nbsp;&nbsp;&nbsp;<FONT color=#003300>ÜSTÜN ÇOCUK&nbsp;&nbsp;</FONT></FONT></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000 size=4>Sorular sorar</P><DIV><BR>Ayrıntıları görerek , tartışır, zenginleştirir.<BR>&nbsp;</DIV><DIV>Zaten biliyordur.</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV></FONT></SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000 size=4>Tam olarak öğrenmesi 1-2 tekrarla olur.</FONT></SPAN></DIV><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000 size=4><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>Soyutlamalar yapar.<BR></DIV><DIV>Varsayımlar ortaya atar.</FONT></SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000 size=4>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>Yeni bir desen yaratır.<BR></DIV><DIV>Öğrenmeyi sever.</FONT></SPAN></DIV><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000 size=4><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>Bilgilerle oynar.<BR></DIV><DIV>Karmaşıklıktan hoşlanır.</FONT></SPAN></DIV><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT size=4><FONT color=#990000><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>Çılgın, saçma gelen düşüncelere sahiptir.<BR></DIV><DIV>Hem fiziksel hem de zihinsel olarak katılır.<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></DIV><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000 size=4>&nbsp;&nbsp;</P><DIV>İyi tahmincidir.<BR></DIV><DIV>İcatçıdır.</FONT></SPAN></DIV><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000 size=4><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>Çalışmaz görünse de sınavlarda başarılıdır.</FONT></SPAN></DIV><I style="mso-bidi-font-style: normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000 size=4><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>Çok fazla özeleştiri yapar.</FONT></SPAN></I></DIV><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000 size=4><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>Grubun ötesindedir</FONT></SPAN></DIV><SPAN style="FONT-SIZE: 7.5pt; COLOR: #666666; LINE-HEIGHT: 115%; FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'"><FONT color=#990000 size=4><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>Yetişkinleri tercih eder.</FONT></SPAN></DIV><BR><FONT color=#003300>ÖNERİLER:</FONT> <BR><FONT color=#003300>Anne Babaya Öneriler:</FONT> <BR>&#8226; Beklentilerinizi mantıklı bir düzeyde tutun.<BR>&#8226; Zeka gelişimi hızla ilerlerken bazı becerileri, yaşına uygun olacaktır. Bu becerilerin normal hızla gelişmesini geri kalma olarak yorumlamayın.<BR>&#8226; Çocuğunuz zihinsel yetenekleri nedeniyle farklı hissettiğinde (özellikle grup üyeliği ve grubun önemli olduğu ergenlikte ) ona destek olun, herkesin bir yönüyle kendine özgü olduğunu, üstün yetenekli olmanın da onun bir özelliği olduğunu anlatın. <BR>&#8226; Üstün yetenekli çocukların toplumdaki çifte standartları anlamakta güçlük çektiğini bilin. Ahlaki duyguları genelde iyi gelişmiştir, yalancılığı ve diğer toplumsal zıtlıkları anlamada çelişkiye düşerler. Örneğin, niye evsiz insanların olduğunu açıklamaya çalışabilirsiniz ancak üstün yetenekli çocuk verdiğiniz cevapla pek yetinmeyecektir. Sizin için sıkıntı verici olsa da açıklayamadığınız olaylar hakkında bitmeyen soruların yararı, insanın sınırlarının olduğunu ve toplumdaki her problemi çözemediğini dürüstçe anlatmak, üstün yetenekli olsa bile kendisinin de sınırları olduğunu anlamasına zemin hazırlamasıdır.<BR>&#8226; En çok arzuladığı şeyleri gerçekleştirmesi için teşvik edin, mümkünse bunları yapacak zamanı ve imkanları sunun.<BR>&#8226; Bilginizin yetersiz kaldığı noktada, bu alan uzmanlarından yardım almaktan çekinmeyin.<BR><FONT color=#003300>Öğretmene Öneriler:<BR></FONT>&#8226; Üstün yeteneklilerin eğitimi için özel önlemler alınmadığında bu yeteneklerin körelmesi söz konusudur. <BR>&#8226; Üstün yetenek ile metotlu çalışma alışkanlığının bir araya gelebilmesi için okul-aile işbirliği sağlanmalı, diğerlerinden fazla bilgiye sahip olmak, çok soru sormak, espritüellik gibi özelliklerinin kabul edilmesi, öğretmen ve arkadaşlarıyla arasında problem oluşturmaması için psikolojik danışmanlık çalışmalarına ağırlık verilmelidir.<BR>&#8226; Bu çocukların eğitimleri ile ilgili aşağıdaki yaklaşımlar uygulanmakla beraber hangisinin en işe yarar yöntem olduğu henüz belirlenememiştir.<BR><FONT color=#003300>Erken başlama ve hızlı ilerleme:</FONT><BR>Çocuğun üstün yeteneğine ve bilişsel olarak hızlı gelişimine göre yaşıtlarından önce eğitime alınmasına ve sınıf atlamasına dayalı bir uygulamadır. Bu uygulamanın en büyük sakıncası çocuğun akademik yönden sınıfa okula ayak uydurabilse de sosyal ve duygusal yönden bir takım güçlüklerle karşılaşmasıdır.<BR><FONT color=#003300>Zenginleştirme :</FONT> <BR>Üstün zekalı öğrenciler kendi yaşıtları arasında ve normal sınıflarında devam etmektedirler ancak çalışmalarını ve ders programlarını diğer öğrencilere göre daha zengin hale getirme yöntemiyle gelişimleri desteklenmeye çalışılmaktadır.<BR><FONT color=#003300>Özel okullar:</FONT> <BR>Üstün yetenekli çocukların belirli amaçlı okullarda biraraya toplanıp, eğitilmesine verilen addır.(Fen Liseleri , Yasemin Karakaya bilim ve sanat merkezi gibi)<BR><FONT color=#003300>Özel sınıflar: </FONT><BR>Üstün zekalı olduğu tarama ve incelemelerle ortaya çıkarılan ve kanıtlanan öğrencilerin aynı sınıflarda toplanılmasına verilen addır.<BR>&#8226; Eğitim programları değişik yetenek düzeylerine ve alanlarına cevap verecek nitelikte, çeşitlikte ve esneklikte düzenlenmelidir.<BR>&#8226; Eğitim programının uygulanmaya konmasında eğitim bilimleri ve eğitim teknolojilerindeki çağdaş gelişmelerden en iyi şekilde yararlanılmaya çalışılmalıdır.<BR>&#8226; Geliştirilecek eğitim programlarının bu öğrencilerde geliştirmeye çalışacağı beceri ve yetenekler şunlar olabilir: <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Problem çözebilme, <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilimsel düşünebilme, araştırma, inceleme, deney yapabilme, <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yaratıcı ve eleştirel düşünebilme, <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Olayları ve olguları bilim-teknoloji-toplum ilişkisi içinde inceleme, <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sağlıklı iletişim kurabilme, <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Liderlik becerilerini geliştirebilme, <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İşbirliği yapabilme, <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bağımsız çalışabilme, insiyatif kullanabilme, <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sorumluluk alabilme, karar verebilme, riski göze alabilme, <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Olumlu benlik kavramı geliştirebilme. <BR>&#8226; Okul öğretmenlerinin üstün yetenekli çocukların özellikleri, eğitim programları ve yöntemleri konularında gerçekleştirilen hizmet içi eğitim programlarına katılmalarına özen gösterilmelidir.<BR>&#8226; Üstün yetenekli çocukların ders dışı etkinliklere ihtiyaçları vardır. Bu nedenle fikir ve proje üretebilecekleri, sanat yada spor etkinliklerini gerçekleştirebilecekleri düzenlemeler yapılmaya çalışılmalıdır. Bu konuda , üniversiteler, özel klüp yada kurslar(Model uçak, resim, heykel, müzik, havacılık, denizcilik, bilgisayar programcılığı, binicilik, su sporları vb. gibi)ile işbirliği işe yarayabilir. <BR>&#8226; Bu çocuklar yeteneklerine uygun bir okula yönlendirilebilirler. (Fen lisesi , Anadolu liseleri, Güzel sanatlar lisesi, TÜBİTAK tarafından uygulanan burs ve proje yarışmaları gibi.) &#8226; Üstün yetenekli çocuklarla ilgili olarak yasal düzenlemeler konusunda 1416 ve 6660 sayılı kanunlar, değişik alanlardaki üstün yeteneğin belirlenmesi, eğitimi ve istihdamı konularında gerekli açıklamaları yapmaktadır.<BR><BR></DIV></FONT>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 15:48:33 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1264&amp;PID=7177#7177</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : ÇOCUK RESMİNİN GELİŞİM AŞAMALARI</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1263&amp;PID=7175#7175</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4233">gülüm_sün</a><br /><strong>Konu:</strong> ÇOCUK RESMİNİN GELİŞİM AŞAMALARI<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 15:22<br /><br /><P><FONT color=#990000 size=4>Çocuklar büyüyüp,olgunlaştıkça resimleri daha ayrıntılı oranlı ve gerçekçi olur. Her yaş dönemi resimlerinin belirgin özellikleri vardır. Kısaca onlara değinelim.<BR><FONT color=#003300><strong>1-KARALAMA DÖNEMİ (1-4)YAŞ ARASI</strong><BR></FONT>Çocuklar bu yaşlar arasında gelişi güzel çizimler yaparlar. Resimler daha çok oyun amaçlıdır. Çizgiler,tren rayı vb. dir. <BR>Karalama Örneklerinden bazıları şunlardır.<BR>... <BR>....... !!! <BR>!!!!!!! ---------- ///////////////// <BR><BR><FONT color=#003300><strong>2-ŞEMA ÖNCESİ DÖNEM (4-7) YAŞ ARASI</strong><BR></FONT>Üç yaş çocuğu tipik yuvarlak kafa çizebilir. İnsan çiz değince baş ve ayakları olan insan çizebilirler. Yüz hatlarını belirleyebilir. Dört yaş çocuğu kolları ve bacakları olan çöp adam çizebilirler. Beş yaşındaki çocuğunun yaptığı insan ve evler daha belirgin olmaktadır. Altı yaş çocuğunun yaptığı resimler de artık yavaş yavaş konuda vardır. Resimlerde yer zemini çizgisi mevcuttur. Resimlerde saydamlık da vardır. Örneğin ev çizimlerinde evin içindeki eşyalarında çiziliyor olması gibi.</FONT></P><P align=center><strong><FONT color=#003300 size=4>RENKLERİN ANLAMLARI (4-7) YAŞ ARASI</FONT></strong></P><P><FONT color=#990000 size=4>Dört beş yaşlarındaki çocuklar genelde renk ayrımı yapmadan resmi boyarlar. Bu yaşlarda ana ve ara renkleri öğrenebilirler. Mutlu resimlerde genelde sarı renk, üzüntülü resimlerde genelde kahverengi renk daha ağırlıktadır. Unutulmamalıdır ki çocuk hangi rengi seviyorsa ,resimlerde ağırlık o renge doğrudur. Resimlerde ağırlık kırmızı renkse iddiacılığı ve saldırganlığı temsil eder. Pembe,sarı,turuncu......gibi sıcak renkleri seçen çocuklar sevecen,uyumlu,işbirlikçi......dir. Siyah,mavi,yeşil,kahverengi gibi soğuk renkleri seçen çocuklar, baskıcı aile ortamında yetişen iddiacı,çekingen,güçlükle kontrol edilen,uyumsuz,gerçek duygularını bastıran .... çocukları temsil edebilir.<BR><strong><FONT color=#003300>3-ŞEMATİK DÖNEM (7-9) YAŞLAR ARASI</FONT></strong><BR>Resimler daha belirgin ve ayrıntılıdır. İlk bakışta resmin ne olduğu kolaylıkla anlaşıla bilinir . Resimler daha gerçekçidir. Resimde mekansal ilişki vardır. Çocuklar yer çizgisi kullanırlar. Yer çizgisi çocuğun kendisi ve çevresiyle olan ilişkinin boyutunu temsil eder. Bu dönemde kuşbakışı resim çizimleri ağırlıktadır.<BR><strong><FONT color=#000000>4-GERÇEKÇİLİK DÖNEMİ (9-12)YAŞLAR ARASI</FONT></strong><BR>Bu dönemde resimlerde daha ayrıntılı çizimler ve gerçekçi bir yaklaşım görülür. Resim konularında kızlar ve erkekler arasında farklılıklar gözlemlenir. Kız çocukları daha çok bebek resmi,portreler,elbiseler...erkek çocukları ise araba,gemi,uçak...çizerler. Resimleri beğenmeme , aşırı hassasiyet ve kendini ifade güçlüğü görülür.<BR><strong><FONT color=#003300>5-DOĞALCILIK DÖNEMİ(12-14)YAŞLAR ARASI</FONT></strong><BR>Nesneler orantılıdır. Resimler perspektiftir. Yakın çevrede gördüğü objelerin orantılarını,boyutlarını ve derinliklerini çizgileriyle yansıtmaya çalışır. Renkleri ise en iyi şekilde kullanırlar.</FONT></P><P align=center><strong><FONT color=#003300 size=4>ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLARIN</FONT></strong><strong><BR><strong><FONT color=#003300 size=4>RESİMLERİ </FONT></strong></strong></P><P><FONT color=#990000 size=4>Resimlerde belirgin herhangi bir konu yoktur. Plansızdır. Yaşıtlarının resim özelliklerinden oldukça gerilik gösterir. Resim cılız ve ilkeldir. Çoğunlukla kağıda resim yerine çeşitli karamalar yaparlar. Ayrıntılar bulunmaz .Örneğin insan resmi çiz dediğimizde sadece sınır belirten bir çizgi çizilir.Gözler,ağız,burun vs. çizilmez.Ev çizdiğinde çatısı kapısı,bahçesi başka bir yere çizilir.Çocukta resimleri ters çizme sıklıkla karşılaşılıyorsa öğrenme güçlüğü çekebileceği düşüne bilinir. Örneğin ağaçların ters çizilmesi gibi.<BR><strong><FONT color=#003300>ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN RESİMLERİ </FONT></strong><BR>Üstün kabiliyetli kişi diğer insanlardan farklı düşünebilme davranabilme kabiliyetine sahiptir. Resimlerde dikkati çeken ortak özellikler kısaca, akranlarından üstün bir performans göstermeleri, farklı kavramlar arasında mantıklı ilişkiler kurabilmeleri,gelişmiş hayal gücü ,çizilen figürlerin hareket halinde olabilmesi,renklerin genelde canlı olması kağıdın tamamının kullanılması gibi......<BR><strong>UNUTULMAMALIDIR Kİ </strong><BR>Çok güzel resim yapan çocuk zekidir,zeki çocuklar güzel Resim yaparlar DENİLEMEZ.</FONT></P><P align=center><strong><FONT color=#003300 size=4>ÇOCUĞUN PSİKOLOJİK ÖZELLİKLERİNİ</FONT></strong><strong><BR><strong><FONT color=#003300 size=4>YANSITAN RESİMLER</FONT></strong></strong></P><P><FONT size=4><FONT color=#990000><strong><FONT color=#003300>OKUL FOBİSİ </FONT>:</strong>Resimlerde aile bireyleri ağırlıklı olarak çizilir. Okul ,öğrenci resmi çizmek istemezler.Ev ve evde mutlu çocuk resimleri çizerler.Resimler saydamdır.<BR><strong><FONT color=#003300>GÜVENSİZLİĞİ YANSITAN RESİMLER:</FONT> </strong>Kağıdın tamamı kullanılmaz,boşluklar fazladır. Çizimler yarımdır. Küçük figürler çizme ve kağıdın bir bölümünü kullanma eğilimindedirler. İnsan figürlerinde el ve ayakların çizilmemiş olması güvensizliği ve çevreye uyumda yaşanılan güçlüğü,iletişim eksikliğini,paylaşım azlığını,kendinden başka insanlarla birlikte olmamayı,bencilliği de ifade etmektedir. Güvensiz çocuğun resimlerindeki çizgiler daha çok silik ve kesik kesiktir.<BR><strong><FONT color=#003300>HİPERAKTİF ÇOCUKLARIN RESİMLERİ:</FONT></strong>Taşkın ve çok renkli resim çizerler.Gerilimli oldukları için genelde karalamayı tercih ederler ve resimleri hep yarım kalır. Çizdiklerinde ise resimleri çok büyük olur.<BR><strong><FONT color=#003300>CİNSEL KİMLİK KARMAŞASI : </FONT></strong>Anne ve babaya aşırı yaklaşılması, zıt cinsel kimlikte çizimlerde yoğunlaşma, ev resimlerinde yatak odasının çizimi, etek giyen,çocuk emziren baba , ava giden sakal bırakan anne figürlerinin çizilmiş olması bize bazı ipuçları vermektedir.</FONT></FONT></P><P align=center><strong><FONT color=#003300 size=4>AİLEDE İLETİŞİM KOPUKLUĞU VE PROBLEMLERİN OLDUĞUNU İFADE EDEN RESİMLER</FONT></strong></P><P><FONT color=#990000 size=4>Ailede iletişim kopukluğu ,aileyi konu alan resimlerde açıkça görülmektedir. Resimde aile üyelerinin birinin veya birkaçının eksikliği.. ,( annenin,babanın,kardeşlerin,aile içinde yaşayan diğer fertlerin hala,amca,dede,ninenin ..... çizilmemiş olması ) Aile fertlerini çizmeyi rededmesi,ebeveyn figürlerinin olmaması parçalanmış aileyi ,sevgi eksikliğini , Anne baba ve çocukların arasına nesnelerin yerleştirilmesi,aile bireylerinin arasına köprü , gökdelen evler ,yol, ırmak ,ağaçların................. çizilmesi, iletişim problemlerinin bir göstergesi olarak kabul edile bilinir.<BR>Anne babanın çok büyük çocuğun çok küçük veya anne babadan birinin büyük diğerinin küçük çizilmiş olması ailede baskıyı aile fertleri arasında problemin olduğunu baskıcı ve otoriter tutumu,anne babanın çok abartılı çizimi onlara duyulan hayranlığı da temsil edebilir.<BR>Resimde küçük kardeşin anne babanın elinden tutuyor olması ve diğer çocuğun çok uzaklarda çizilmesi veya hiç çizilmemiş olması,sevgi yoksunluğunu ,kardeş kıskançlığını ,kendisini yok saydığını, iç çatışmaların bir göstergesi olabileceği düşüne bilinir.</FONT></P><P align=center><strong><FONT color=#003300 size=4>RESİMLERDE Kİ FİGÜRLERİN ANLAMLARI</FONT></strong><strong><BR><strong><FONT color=#003300 size=4>İNSAN FİGÜRÜNDE Kİ KISIMLARIN ANLAMLARI</FONT></strong></strong></P><P><FONT color=#990000 size=4>Büyük veya çok küçük kafanın çizilmesi zihinsel aktivite de problemlerin olduğunu,zihinsel geriliği ifade eder.<BR>Vücudun organlarının çizilmemesi veya eksik bırakılması endişe duyulan,rahatsızlık hissedilen kısımları yansıtır.<BR>Kolların abartılı çizimi aile içi ve çocuğa yönelik şiddeti, Kolların çizilmemesi ise güç ve kuvvetin azlığını,<BR>Ağzın büyük veya küçük çizimi dil ve konuşma problemi Ağzın çizilmemesi iletişim problemlerini....<BR>Gözlerin büyük çizimi merakı,boş ve anlamsız bakan gözlerin olması görme problemini ve görmeye bağlı öğrenme problemlerini...<BR>Burunun abartılı çizimi astım ,bronşit vb. solunum yoluna bağlı problemlerin olduğunu...burunun çizilmemesi güç savaşını,güçsüzlüğü,desteksizliği..<BR>Kulakların normalinden farklı ,büyük veya küçük çizimi işitmeye bağlı problemlerin olduğunu....<BR>Ellerin çok büyük çizilmesi dayağı ,şiddeti,çalma eylemlerini,çok küçük çizilmesi ise güvensizliği,çevreye uyum güçlüğünü ....<BR>Ayakların abartılı çizimi kendine olan güveni,küçük çizilmesi ise güvensizliği ve yardımsızlığı,<BR>Cinsel organların çizimi saldırganlığı,aşırı endişeyi ve anne babayı çıplak görmüş olmayı temsil etmektedir.</FONT></P><P align=center><strong><FONT color=#003300 size=4>EV FİGÜRLERİNİN YORUMLANMASI</FONT></strong></P><P><FONT color=#990000 size=4>Ev çocuğun duygusal yaşamının oluştuğu merkezdir. Evin saydam olarak çizilmesi,yaşamı canlılığı , içini göstermeyen duvarların çizilmiş olması ise karamsarlığı,yaşam ifadesinde ki güçlükleri,kendini anlatmakta karşılaşılan zorlukları ifade etmektedir.<BR>Evlerdeki bacalardan yükselen kalın dumanlar aile için de yaşanılan kavgaları,çatışmaları ,sürtüşmeleri gösterir.<BR>Yüksek binalar ve gökdelenler çocuktaki özlem ve komplekslerin ,gerginliğin yansımasıdır . Ezilme ve başkaldırı vardır.<BR>Evlerden çıkan yollar rehberliğe ,yol gösterilmeye duyulan ihtiyaçtır.<BR>Resimlerde, insan resimlerinin azlığı veya yokluğu sosyal ilişkilerde kopukluğu belirtir.İnsan figürünün çokluğu ise sosyal ilişkilerde ki gelişmişlik düzeyini belirtir.<BR>Çizilen kuş resimleri özgürlüğe duyulan ihtiyaç hasrettir<BR>Çizilen ağaçlarda meyve olması verimli olma isteği yeşil yapraklı ağaçlar canlılığı,solmuş yapraklı ağaçlar ve yaprak dökümü ölüm isteğini,ağaç köklerinin olması içgüdüye önem vermesi ve bağımlılık duygularını yansıtır.<BR>Resimlerde çok bulut veya koyu renkli bulutların olması çözülemeyen problemleri ifade edmektedir.</FONT></P><P align=center><strong><FONT color=#990000 size=4><FONT color=#003300>Ç</FONT><FONT color=#003300>OCUK RESİMLERİNİN GENEL OLARAK YORUMLANMASINDA</FONT></FONT></strong><strong><BR><strong><FONT color=#003300 size=4>DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR</FONT></strong></strong></P><P><FONT color=#990000 size=4>Çocuğun bize kendisini yansıtması ve olaylar hakkında duygu ve düşüncelerini ifade etmesinde,yalın bir anlatım aracı olan resmim önemi büyüktür. Resim etkinliğinin aynı zamanda sözsüz dili oluşturması ve bu yolla anlatımın kolay olması, yaşı ve kişilik özellikleri nedeniyle sözlü iletişim kurmakta güçlük çeken çocukları tanımada da önemli bir teşhis aracı olmasını sağlamaktadır.<BR>Çocuk resimlerini yorumlarken ,dikkat etmemiz gereken bazı önemli noktalar bulunmaktadır.<BR>Tek resimden yola çıkarak yapacağımız bir değerlendirme bize hatalı sonuç verebilir. Çocuğun diğer resimlerinede dikkat etmeli ve toplu bir değerlendirme yapılmalıdır. Resim değerlendirmesine başlamadan önce.....Çocuğun genel tutum ve davranışlarını ,içinde yaşadığı <BR>Psikolojik sosyo-kültürel ve ekonomik durum,arkadaşlarıyla kardeşleriyle ilişkileri,okul ve aile içi ilişkileri çocuğun yaşını,cinsiyetini,ailede kaçıncı çocuk olduğunu varsa uyum ve davranış sorununun türünü, ailesinin genel özelliklerini,okul başarısını,çocuk hakkındaki genel izlenim ve görünüm ,diğer önemli özellikleri de göz önünde bulundurulmalıdır. <BR>Resim aynı zamanda öğrenilen bir davranıştır. Resim çizmede öğretmen faktörü de önemlidir. Çocuklar resim çizmeyi kendi kendilerine,ailelerinden,öğretmenlerinden veya arkadaşlarından öğrenebilirler.<BR>Konu seçimi yapmadan 'Hadi bakalım bize bir resim çiz' dediğimizde ,çocuk ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda içinde yaşadığı psikolojik duruma ve hayal gücünün de etkisiyle resim çizebilir .Serbest konu verdiğimizde çocuğun çizmiş olduğu resimdeki tema da çok önemli-dir .<BR>Unutulmamalıdır ki, resim değerlendirilmesi projektif bir tekniktir.Yorumlar, yorumlayana göre değişkenlik gösterebilir.</FONT></P>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 15:22:04 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1263&amp;PID=7175#7175</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : BİR EĞİTMENİN MESLEKİ MEZİYETLERİ NELERDİR?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1262&amp;PID=7174#7174</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4233">gülüm_sün</a><br /><strong>Konu:</strong> BİR EĞİTMENİN MESLEKİ MEZİYETLERİ NELERDİR?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 15:09<br /><br /><P =Ms&#111;normal><FONT color=#990000 size=4>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Konusunu iyi bilmesi<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ses ve beden dilini iyi kullanabilmesi<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Eğitim araç-gereçlerini iyi kullanabilmesi<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tüm öğrencilerin katılımını sağlaması<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Değişik kişilikler ve öğrenme tarzlarına göre çeşitli öğretim teknikleri uygulayabilmesi<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Eğitimde yeni gelişmelerden haberdar olması<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sürekli kendisini mesleki olarak geliştirmesi<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Deneyim sahibi ve yetkili<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğrencilerin konuyu kavrayıp kavramadığını kontrol etmesi ve tekrar yapması<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğrencileri, meslektaşları, veliler ve üstleriyle iyi iletişim kurabilmesi<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Derslerini mantık sırasına göre işlemesi<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Dersini öğrencilerinin düzeyine inerek işlemesi<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Müfredatı yetiştirmesi<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ölçme değerlendirme yapması<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Verdiği derslerin başarısını ölçmek için öğrencilerinden dönüt alması<BR>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yenilikçi olması vs.. </FONT></P>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 15:09:22 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1262&amp;PID=7174#7174</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Ders İçinde Bir Öğretmen Nelere Dikkat Etmelidir?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1261&amp;PID=7173#7173</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4233">gülüm_sün</a><br /><strong>Konu:</strong> Ders İçinde Bir Öğretmen Nelere Dikkat Etmelidir?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 15:06<br /><br /><FONT color=#990000 size=4>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Diksiyonuna, jest ve mimiklerine, el ve vücut hareketlerine çok dikkat etmelidir. İcabında aynanın karşısına geçip bir aktör gibi kendini eğitmelidir. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğrencinin karşısına çıkan bir öğretmen de onun itibarına dokunacak ve onu hafife aldıracak hiçbir zaafı olmamalıdır. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aynı zamanda ders anlatırken öğrencilerin dersi anlayabilmeleri için ne süratle konuşacak, ne de ses tonunu çok alçaltarak anlaşılmaz ve bayıltıcı kılmayacaktır. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tahtayı kullanma, tahtayı kullanma adına titizlik gösterme, bir öğretmenin verimliliği adına çok şey ifade eder. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tahtadan kopuk işlenen ders, ders değildir. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tahtayı kullanmada bir plan dahilinde ön hazırlık gerektirir. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ön hazırlığı ve planı olmayan her iş verimsizliğe mahkumdur. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğretmen arkadaş, her şeyiyle öğrenciye kendini imrendirici kılmaya mecburdur. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Renkli tebeşirlerle, muhakkak güzel, okunabilir bir yazıyla tahtayı kullanmalıdır. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir de öğretmen tahtayı kullanayım derken bir yanıyla da öğrencilerle olmalıdır. Siz onlardan koparsanız onlar da sizden kopar. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Dersin özelliğine göre dersle ilgili çeşitli kaynak, materyal, poster, şekil, sesli-görüntülü alet, tepegöz vb... Bunlarla ders işleyebilmek, bu zenginliklerden istifade edebilmek çok önemlidir. Tabii ki bu da bir ön hazırlık, gayret ister.<BR><FONT color=#003300>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğretmen bir dersi nasıl sunabilmelidir? </FONT><BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Her dersi farklı bir şekilde sunabilmeniz, için ön hazırlık yapmak şarttır. Bu farklılığı her derstesunabilirseniz tekdüzelikten uzak, etkili bir ders yapmış olursunuz. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ders sunarken öğrencilerin duygusal zekalarını tahrik edebilme, onlarda merak uyarabilme çok önemlidir. Eğer öğretmen öğrencisinin öğrenme iştahını uyarmadan dersini sunmaya kalkarsa gerçek manada konuyu hazmettiremez, ancak o konuyu ezberletmiş olur, ezbercilik yapmış olur.<BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Anlattıklarımızı sindirmeliyiz. Öğrenciyi zihnen konuya hazırlamalıyız, öğrenciyi motive etmediğimiz taktirde bütün yaptıklarımız ve emeğimiz boşa gider. Gerçek öğretmen ve vazife şuuruna müdrik öğretmen en önce öğrenciyi motive edebilen ve aynı zamanda dersine mutlak surette planlı ve hazırlıklı gelen öğretmendir.<BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğrencinin genel katılımı sağlanmayan ders, öğretici tarafından ne kadar mükemmel de sunulsa, güzel bir ders değildir. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğretmen derste bir orkestra şefi olmalıdır. Bütün nefesli, nefessiz çalgı aletleri ve elemanları ile öğrenci orkestraya iştirak ettirilmiş olmalıdır.<BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğretmen dersini ders saati içinde öğretmesini, her öğrenciye özelliğine göre iletişim kurarak inmesini bilebilmelidir. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir öğretmen ders içinde ilgi ve alakayı temin edemiyor, öğrencilerin dersten kopmalarına göz yumuyor, görmemezlikten geliyorsa, o öğretmenin hem mesleğine hem de kendine olan saygısında bir problem var demektir. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aktif ve verimli bir ders, hazırlıklı gelmiş öğrencilerin katılımıyla elde edilir. Öğrencinin derse hazırlıklı gelmesi öğretmenin maharetini ve seviyesini gösterir. Dersine ve öğrencisine gerçek manada sahip öğretmen, mutlaka hem kendisinin hem de öğrencisinin derse hazırlıklı gelmesini sağlar. Ve böylece öğrencinin derse katılımı ve ders içi diyaloğu sağlıklı bir şekilde olur. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ders kürsüde oturarak takrir (anlatım yoluyla) yapıldı mı, ne kadar güzel anlatırsak anlatalım ders içindeki muhataplarımız bizi belirli bir müddet d,inler ve sonra dersten koparlar. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Oturarak ders işlenmez. Bir öğretmen oturuyorsa, ya ders içinde çok efor sarfetmiştir, haklı olarak o an oturabilir, ama oturmayı adet haline getirmiş ise ya kendine tam güveni yoktur ya da mesleğinin yorgunu olmuştur. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğretmenin kılığı-kıyafeti ile birlikte sınıfının düzeni de, sınıfına çeki-düzen vermesi de iş edinip ortaya koyabilmesi de çok önemlidir. Bir öğretmenin bu artısıdır. Ne derbederlikte ne de düzensizlikte verimlilik aramayalım. Verimli olmanın ön şartı hem öğretmenin kendi vitrinini hem de sınıfının tertibini sağlamasıdır.<BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tenefüste mutlaka öğretmen tarafında bir öğrenci vazifelendirilerek tahtaya gün, tarih, dersin ve öğretmenin adı, dersin konusu ve ana hatlarıyla yazdırılmalıdır.<BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ödev vermek, yerinde ve ihtiyaca yönelik ödev verebilmek, öğretmenin ciddi bir çalışma ve araştırmasına dayanmalıdır. Ödev vermek için, verilen ödev, ödev değildir. Ödev verirken ne istediğini ve getirisinin ne olması gerektiğini öğretmen çok iyi bilmelidir. Ve bilerek ödev vermelidir.<BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ödev vermek kadar ödevi değerlendirmek ve takip etmekte önem arzeder. Değerlendirilmeyen ve takip edilmeyen ödev birşey ifade etmez. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğretmen muhakkak verilen her emeğin takipçisi ve değerlendiricisi olmalıdır.<BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğertmen dersi adına sınıfta hiçbir mazeretin arkasına sığınmamalıdır. Kendi kendine üretmesini, öğrencilerini tatmin ederek, faydalı olmasını bilebilmelidir. Verimsiz, hedefsiz,, plansız ve yetki-sorumluluğunu bilmeyen öğretmenin mazereti kabul edilemez. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğretmen önce kendi mesleği adına gaye-yi hayalinin peşinden koşucu olmalıdır, hedefsizlikle bir yere varılamaz. Nasıl verimli olabilirim?diye mesaisini, katlayarak çok çalışmalı öğretmenliğin ona verdiği yetki ve sorumluluğu sonuna kadar ifade etmesini bilmelidir. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Mesai tanzimi ve planlı çalışmayı hiç gözardı etmeden, aşk derecesinde insanı ve mesleğini severek gayretini ortaya koymalıdır. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Eğitim dinamik bir süreçtir. Öğretmen devamlı ileriye doğru bakabilen ve kendini yetiştirme adına cehd edebilen bir eleman olmalıdır.<BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yer yüzü mirasçısının ön temsilcisi öğretmenlerdir. Eğer kendilerini motive ederek, kendilerini yetiştirmeleri adına bir gayret içinde değillerse gerçek manada öğretmenlik yapmaları mümkün değildir. Hem kendilerini aldatmış olurlar, hem de kendilerine teslim edilen bir nesli heba etmiş olurlar. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğretmen öğrencisini hayata taşıyan en önemlisi rehberdir. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğretmen öğrencilerine öğrenmeyi öğretebilmelidir. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğertmen öğrencisini gerçek hayatta yaşanması gerekene göre eğitmelidir. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğretmen öğrencilerine düşünmeyi öğretmelidir. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğrenci öğretmeninden aldığı mesajlarla hem hayatı, hem de kendini müspet manada sorgulayabilmelidir.<BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Her öğrencisini tanıma ve onlarla birebir meşgul olma adına vazifelidir öğretmen.<BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğretmen kendi kendini, mesleğini ve insanlarla olan münasebetini devamlı sorgulayabilen, sorgulatabilen ve netice itibariyle kendine çeki düzen verebilendir. Öğretmen öğrencisini hem çalışmaya ikna etmede, hem de yetiştirme adına ne yapılması gerekiyorsa sorumlu olur, olmuyor, olmaz demeye hakkı yoktur. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir okulda gerçek manada tam bir iştirakle, arzuyla geçiştirmeden herkesin inandığı bir öğretmenler kurulu oluyorsa, zümre toplantıları yapılıyorsa, sınıf öğretmenler toplantısında öğrenciler tek tek ele alınıyorsa, rehberlik toplantıları kamil manada periyodik yapılabiliyorsa, o okulda gerçek verimlilikten, eğitim ev öğretimden söz edilebilir.<BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Eğitim ve öğretimin işte o zaman tadına varılır ki, bu da gerçek manada netice almadır. O zaman öğretmen, hem kendini, hem de öğrencilerini, motive eder, dersi derste öğretir, öğrencilerini hayata kazandırmış olur. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;zaman idare ve öğretmen, personel arasında takım ruhu olur. Muavenet ve sevgi eser. Birbirine saygıdan söz edilebilir. O zaman eğitici kol faaliyetleri, dışa açılım, tanıtım, sosyal-kültürel-sportif faaliyetler kamil manada bir şey ifade eder. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir okulun öğrencisi şunları söyler hale gelmemelidir: İhmal ediliyoruz, ilgi, sevgi ve şefkat istiyoruz, bekliyoruz, sorunlarımızın üzerine gidilmiyor ve cevap verilmiyor, hiç olmazsa bizi bir dinleseler, evet onlara birşeylerin anlatılmasına, ikna olmalarına ihtiyaçları var, ders içinde daha sıcak yaklaşım ve diyaloglarla güven veren tavırlarla muamele görmek istiyoruz...<BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğretmenlerin fazilet dolu örnek davranışlarının onlarda çok müspet duygu ve düşünceler uyardığı hatta bu duygularını eve bile taşıdıklarını, evde ailelerine anlattıklarını da söylemekteler. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sert tepkilerle umumun içinde rencide edilmek, olur-olma herşeyden azarlanmak, değer verilmemek, alay edilmek, hafife alınmakta istemiyorlar. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğrenciler kendilerine güvenilmesini ve öğretmenlerine de güvenmek istiyorlar.<BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğretmeninin her sözünün arkasında durmasını, öğrencilerin haklarının yanında ve isteklerinin de takipçisi olmasını arzu etmektedirler. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Evet bu yukarıda sıralanan ve istenilen taleplerin hepsi beşeri ve insani hak ve beklentilerdir. Öğretmende öğrencisi ile olan hukuku gereği bu isteklere cevap vermek mecburiyetindedir. <BR>&#8226;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu bir fedakarlık değil, öğretmenliğin bize verdiği sorumluluk ve yükümlülüktür. </FONT>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 15:06:15 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1261&amp;PID=7173#7173</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : ÖĞRETMENLERE DİSİPLİN SAĞLAMA KONUSUNDA</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1260&amp;PID=7172#7172</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4233">gülüm_sün</a><br /><strong>Konu:</strong> ÖĞRETMENLERE DİSİPLİN SAĞLAMA KONUSUNDA<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 15:04<br /><br /><P =bek style="MARGIN: 5pt 36pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><FONT color=#990000 size=4>1. Ara sıra ufak tefek disiplin olaylarını şakaya dönüştürün.<BR>2. Eğlenceli durumlarda sınıfla birlikte gülerseniz sınıfı kontrol edemez hale gelmekten korkmayınız.<BR>3. Öğrencinin hiç bir soru sormaksızın itaatkar davranmasının arzu edilir bir şey olmadığını biliniz.<BR>4. Bir öğrenciyi uyarmanız gerekiyorsa bunu herkesin önünde yapmayınız.<BR>5. Disiplin sağlamanın birçok öğretmenin iddia ettiği kadar önemli bir sorun olmadığını unutmayınız.<BR>6. Bazen öğretmenlerin tutumu yüzünden de öğrencilerin disiplin kurallarına uymadıklarını aklınızdan çıkarmayınız.<BR>7. Öğrencilerinizde kendi kendini disipline edebilme alışkanlığı geliştirmeye çalışınız. Kötü bir davranışın her şeyden önce kendi kişiliğine karşı bir saygısızlık olduğunu belirtiniz.<BR>8. Unutmayınız ki öğretmenin sınıfta disiplin sağlamak için çok sert olması gerekmez.<BR>9. Suçluyu bulamadığınız zaman tüm sınıfı cezalandırmaktan kaçınınız.<BR>10. Disiplin problemlerine mani olmak, bir kere olduktan sonra onu düzeltmek için uğraşmaktan daha kolaydır.<BR>11. Disiplin problemi sizi aşmadıkça başkalarına duyurmayınız.<BR>12. Derhal önlem alınması gereken durumlarda ya da sınıfta ders yapmanız imkansızlaştığı hallerde idareye haber veriniz.<BR>13. Sınıfta disiplini bozan bir davranış oluştuğunda tepkide bulunmadan önce biraz düşününüz. </FONT></SPAN></P>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 15:04:14 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1260&amp;PID=7172#7172</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Öğretmen Tipleri</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1259&amp;PID=7171#7171</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4233">gülüm_sün</a><br /><strong>Konu:</strong> Öğretmen Tipleri<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 15:02<br /><br /><DIV =Secti&#111;n1><P =Ms&#111;normal><FONT color=#cc0000 size=4>KAÇIRAN ETKENLER</FONT></P><P><FONT size=4>&nbsp;</FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Ses yükseltmek </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Esnemek </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Burada benim sözüm geçer. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Son sözü söylemede ısrar. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Olumsuz vücut dilinin kullanılması:sert duruş,sıkı bağlı kollar,sert el hareketleri. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Utandırma,bozma,gururla oynama,küçük düşürme&#8230; </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Küçümseme,alay etme,iğneleme&#8230; </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Hava atma.(Özellikle kendi ülkesi,yolları havası,suyu,insanı vs..) </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Kaba kuvvet. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Konfliktin içine ilgisiz kişilerin çekilmesi. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Çifte standartlı olma-&#8216;söylediğimi yapın yaptığımı değil.&#8217; </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>İstenmeyen ahlaki tavsiyeler. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>İspatsız doğrulukta ısrar. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>&#8216;Şunu yap sana şu var&#8217; </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>&#8216;zaten hepiniz böylesiniz&#8217;,&#8217;sizden beklemiyor değildim&#8217;,&#8217;öğrenci milleti&#8217; </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Öğrenciyi yansılama. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Emretme.(Yap lan işte!) </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Aşırı ödüllendirme. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Meşgulum sonra gel. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Ben sizin arkadaşınızım.(Ama biz arkadaş değil öğretmen istiyorduk!) </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Çık dışarı terbiyesiz! </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>İşe yaramaz!,Ne yaptığın beni ilgilendirmez! </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Ben öyle istiyorum,o kadar! </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Ödev vermek için ödev vermek. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Madem susmayacaksınız o zaman bu cümleyi elli defa yazın! </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Verilen sözün tutulmaması. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Herşeye evet demek.(ve sonra altından kalkamamak.) </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Tebeşir vs atmak. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Reklam yapma ,kendi milletinin üstün olduğunu ima edici sözler söyleme.</FONT></P><P><FONT size=4>&nbsp;</FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT color=#cc0000 size=4>YAKLAŞTIRAN ETKENLER</FONT></P><P><FONT size=4>&nbsp;</FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Gülümseme </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Güzel giyinme </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Traşlı olma. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Ailelere ziyaret. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Öğrenciden yana tavır. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Öğrencinin şahsi ekonomik durumunu bilmek,bilindiğinin çocuk tarafından bilindiğini sağlamak. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>İnsanlar hata yapabilirler kabullenmesiyle disiplin problemlerine yaklaşmak. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Ailesinin (anne baba,kardeşler)yaş günlerinin bilinip kutlanması. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Üzüntülü olduğunda ne olduğunu sormak .Sevincini paylaşmak. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Ayıplarını örtmek. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Ümit vermek,güven vermek. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Sende benim gibisin,bana benzer özelliklerin var. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Günaydın,lütfen,tabiiki neden olmasın,Özür dilerim, </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Putlarına dokunmama,o putları kendileri kıracak zamana kadar sabretme. </FONT></P><P =Ms&#111;normal><FONT size=4>Zamana riayet.derse başlama ve bitirme</FONT></P></DIV><a href="" target="_blank">]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 15:02:59 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1259&amp;PID=7171#7171</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : CAN SIKICI BİR ÖĞRETMEN OLMANIN 20 YOLU</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1258&amp;PID=7170#7170</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4233">gülüm_sün</a><br /><strong>Konu:</strong> CAN SIKICI BİR ÖĞRETMEN OLMANIN 20 YOLU<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2007 Saat 14:59<br /><br /><FONT color=#000000 size=4><FONT color=#cc0000>SIKICI OLMAK İÇİN&nbsp;</FONT>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</FONT><DIV><FONT color=#000000 size=4>&nbsp;1&nbsp;. Öğrencilere hiçbir şey yaptırmayın&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT color=#000000 size=4>2&nbsp;&nbsp;. Hiçbir şey bilmediklerini varsayın.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT color=#000000 size=4>3&nbsp;&nbsp;.&nbsp;Çok fazla usandırıcı alıştırmalar verin.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>4&nbsp;&nbsp;.&nbsp;Her şeyi sıkı bir kontrol altına alın.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>5&nbsp;&nbsp;.&nbsp;Kendiniz tekrar edin;her zaman her şeyi aynı şekilde yapın.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>6&nbsp;&nbsp;&nbsp;.Tartışmak üzere sıkıcı konular bulun.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>7&nbsp;&nbsp;&nbsp;.&nbsp;Her zaman doğruyu siz söyleyin.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>8&nbsp;&nbsp;&nbsp;.Tek bir kitabın dışına çıkmayın.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>9 &nbsp;&nbsp;.&nbsp;Çok fazla konuşun.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT color=#000000 size=4>10&nbsp;.&nbsp;Onları dinleyin.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>11&nbsp;.&nbsp;Çok kolay yada zordan Başlayın.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>12 .&nbsp;Anlayıp anlamadıklarını hiç Yoklamayın.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>13&nbsp;.&nbsp;Her şeyi kendiniz için ve kendinize Göre yapın.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>14&nbsp;.&nbsp;Öğretmen kürsüsünü terk etmeyin.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>15&nbsp;.&nbsp;Monoton bir sesle konuşun.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT color=#000000 size=4>16&nbsp;.&nbsp;Öğrencilerinizin isteklerini ve Gereksinimlerini gözerdi edin.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>17&nbsp;.&nbsp;Kullandığınız yöntemi Öğrencilerimizin anladığını varsayın.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>18&nbsp;.&nbsp;Her zaman &#8220;hayali durumlar&#8221; Yoluyla öğretmeye çalışın.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>19&nbsp;.&nbsp;Anlatım yönteminden şaşmayın.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<BR>20&nbsp;.&nbsp;&nbsp;Hiç durmadan devam edin.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT color=#000000 size=4></FONT>&nbsp;</DIV><DIV><FONT color=#000000 size=4></FONT>&nbsp;</DIV><DIV><FONT color=#cc0000 size=4>SIKICI OLMAMAK İÇİN</FONT></DIV><DIV><FONT color=#000000 size=4>1.Öğrencilerin bir şeylerle Uğraşmalarını sağlayın.<BR>2.Bildiklerini ortaya çıkarıp Paylaşmalarını sağlayın. <BR>3.Anlamlı alıştırmalar vermeye çalışın.<BR>4.Ölçülü bir biçimde özgür Olmalarına izin verin.<BR>5.Öğrencilerinizi, alışık olmadıkları Değişik yöntemler kullanarak Şaşırtın.</FONT></DIV><DIV><FONT color=#000000 size=4>6.&nbsp;İlginç yada önemli konular seçin.<BR>7.Öğrencilerinizin de görüşlerini alın.<BR>8.&nbsp;Destekleyici kaynak kullanın.<BR>9.Susun, ve onların da Konuşmalarına izin verin.<BR>10.Söyledikleri şeyi de dikkate alın.<BR>11.Merak uyandırıp çekici ama çok Zor olmayan bir yerden başlayın. <BR>12.&nbsp;Adım adım sizinle ilerleyip İlerlemediklerini değil, sürekli yoklayın.<BR>13.Yol gösterin; bırakın size yol Göstersinler.<BR>14.Sınıf içinde dolaşın; hem siz, hem Onlar.<BR>15.Canlı bir sesle konuşun.</FONT></DIV><DIV><FONT color=#000000 size=4>16.&nbsp;Bir şeyi yaparken öğrencilerinizin de görüşlerine başvurun.<BR>17.&nbsp;&nbsp;&nbsp;Neyi, niçin yaptığınızı açıklayın.<BR>18.&nbsp;&nbsp;Hangi alanın bilgisini vereceksiniz O yolla bilgilenmelerini sağlayın.<BR>19.Drama ve mimikleri kullanın.<BR>20.&nbsp;Ne zaman duracağınızı bilin</FONT></DIV><DIV><FONT color=#000000 size=4></FONT>&nbsp;</DIV><DIV><FONT color=#000000 size=4></FONT>&nbsp;</DIV><DIV><FONT color=#000000 size=4></FONT>&nbsp;</DIV><DIV><FONT color=#000000 size=4></FONT>&nbsp;</DIV><DIV><FONT color=#000000 size=4></FONT>&nbsp;</DIV>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 07 Oct 2007 14:59:26 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1258&amp;PID=7170#7170</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Öğrenmenin Farklı Çeşitleri Var</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1023&amp;PID=6882#6882</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=3988">aybike</a><br /><strong>Konu:</strong> Öğrenmenin Farklı Çeşitleri Var<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 02-Ekim-2007 Saat 23:50<br /><br />Teşekkürler hocam]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 02 Oct 2007 23:50:35 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1023&amp;PID=6882#6882</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Öğrenmenin Farklı Çeşitleri Var</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1023&amp;PID=6868#6868</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1081">asahin</a><br /><strong>Konu:</strong> Öğrenmenin Farklı Çeşitleri Var<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 02-Ekim-2007 Saat 22:36<br /><br />teşekkürler&nbsp; öğretmenim...]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 02 Oct 2007 22:36:00 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1023&amp;PID=6868#6868</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Öğrenmenin Farklı Çeşitleri Var</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1023&amp;PID=6862#6862</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=793">m_gulen</a><br /><strong>Konu:</strong> Öğrenmenin Farklı Çeşitleri Var<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 02-Ekim-2007 Saat 22:01<br /><br />Paylaşımınız için teşekkürler Sinan Hocam.]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 02 Oct 2007 22:01:48 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1023&amp;PID=6862#6862</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Öğrenmenin Farklı Çeşitleri Var</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1023&amp;PID=6799#6799</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1448">beril</a><br /><strong>Konu:</strong> Öğrenmenin Farklı Çeşitleri Var<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 02-Ekim-2007 Saat 00:25<br /><br />Çok teşekkürler...]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 02 Oct 2007 00:25:08 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1023&amp;PID=6799#6799</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Öğrenmenin Farklı Çeşitleri Var</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1023&amp;PID=6786#6786</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1363">Matays63</a><br /><strong>Konu:</strong> Öğrenmenin Farklı Çeşitleri Var<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 02-Ekim-2007 Saat 00:05<br /><br />saol<DIV></DIV>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 02 Oct 2007 00:05:28 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1023&amp;PID=6786#6786</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Başarısızlık Bir Son Değildir</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1186&amp;PID=6389#6389</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1081">asahin</a><br /><strong>Konu:</strong> Başarısızlık Bir Son Değildir<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 27-Eylül-2007 Saat 16:58<br /><br />teşekkürler&nbsp; öğretmenim...]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 27 Sep 2007 16:58:07 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1186&amp;PID=6389#6389</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Başarısızlık Bir Son Değildir</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1186&amp;PID=6348#6348</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=2654">s.zihins</a><br /><strong>Konu:</strong> Başarısızlık Bir Son Değildir<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26-Eylül-2007 Saat 22:36<br /><br /><P>Teşekkür ederim öğretmenim.Yazınız moral verdi.</P>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 26 Sep 2007 22:36:28 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1186&amp;PID=6348#6348</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1168&amp;PID=6343#6343</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=329">erkanerbas</a><br /><strong>Konu:</strong> İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26-Eylül-2007 Saat 22:17<br /><br />teşekkürler]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 26 Sep 2007 22:17:51 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1168&amp;PID=6343#6343</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Başarısızlık Bir Son Değildir</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1186&amp;PID=6323#6323</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=16">hg orhan</a><br /><strong>Konu:</strong> Başarısızlık Bir Son Değildir<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26-Eylül-2007 Saat 19:05<br /><br /><FONT face=Arial size=2>BAŞARISIZLIK BİR SON DEĞİLDİR <BR><BR>Çoğu insan yaptıkları hamlelerde başarısız olunca ve hedeflerine yürürken düştüklerinde amaçlarından vazgeçme eğilimindedir. Genelde bu eğilimde olan insanların hamleleri de tereddütler içinde gerçekleşmiştir. Kendine güven ve başarı inancı gelişmemiş, ham kalmıştır. Oysa ki, başarısızlık bir &#8220;son&#8221; değil belki de başarının başlangıcıdır. <BR><BR>Yürümeye yeni başlayan bir bebeği hemen herkes gözlemiştir. Ayaklarının üzerinde durmaya çalışır, düşer. Bir daha dener, bir adım atar ve düşer. Yine dener, birkaç adım daha atar ve yine düşer. Bu böylece devam eder, ta ki, düşmeden yürümeyi başarana dek. İlk adımı atıp da düştüğümüzde vazgeçseydik acaba ne olurdu! Herhalde yürümeyi öğrenemezdik!... Vince Lombardini&#8217;nin dediği gibi; <BR>&#8220;Önemli olan yere düşüp düşmemen değil, tekrar ayağa kalkıp kalkmamandır.&#8221; <BR><BR>Başarısızlık ve Tutumlarımız <BR><BR>Ben Sweetland &#8220;Başarı bir yolculuktur.&#8221; Diyor. Belki de başarısızlık bu yolculuğun ilk adsımıdır. Bu nedenledir ki, başarısızlığa korkuyla ve bir son gözüyle bakılmamalıdır. Olumlu tutumlar geliştirerek bir öğretmen gözüyle bakılmalıdır. Zira en iyi öğrenme yöntemi, yaşamı okumak ve başarısızlıklardan tecrübe edinmektir. Aldous Huxley&#8217;in dediği gibi; <BR>&#8220;Bir insanın tecrübesini başından ne geçtiği değil, başından geçenlerden nasıl yararlandığı gösterir.&#8221; <BR><BR>Başarısızlıklarınızı değiştiremezsiniz, fakat başarısızlıklarınıza karşı tutumlarınızı değiştirebilirsiniz. Tohomas Edison, yaptığı yüzlerce hatta binlerce deneyden sonra bir kez daha başarısız olunca &#8220;Ampulün bulunamadığı bir yol daha keşfettim demişti.&#8221; demişti. Bu &#8220;son&#8221; olsun deseydi, şüphesiz ampulü bulan kişi o olmayacaktı ve bulan kişi &#8220;son&#8221; demeyecekti. <BR><BR>Yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin. Yapılan yanlışlıklar ve/veya başarısızlıklar birer tecrübedir. Her başarı, irili ufaklı tecrübeler yumağından oluşur. Başarıların çok azına yanlış yapılmadan ulaşılmıştır. Başarısızlıklar ve/veya tecrübeler acı olabilir ama çoğunlukla meyveleri tatlıdır. Kim bilir belki de başarısızlıklar, başarının bedelidirler!... <BR><BR>Başarısızlık ve Korkularımız <BR><BR>&#8220;Fethedip yenmeniz gereken ve aklınızda bulunan üç düşman; endişe, şüphe ve korkudur.&#8221; George Shinn <BR><BR>Başarısızlıklarınızdan korkmayın. Başarısızlıklarınızı değerlendirin ve eyleme geçin. Korkunun panzehiri, eylemdir. Endişe ise en iyi arkadaşıdır. Sizi hareketsiz bırakmak için iyi bir ortaklık kurabilirler. (Korku ve endişe) <BR><BR>Kendinize güven alıştırmaları yapın ve korkularınızı yenin. Bunun için oturuşunuz, yürüyüşünüz, konuşmanız, ses tonunuz, davranışlarınız ve daha sayabileceğimiz her şey &#8220;Kendime güveniyorum&#8221; desin. Başarısızlığı &#8220;son&#8221; olarak görmek, korkunuzu arttırır ve hareketinizi kısıtlar. Artık böyle düşünmüyorsunuz. Çünkü başarısızlık bir &#8220;son&#8221; değil, başarı yolunun durağıdır. Belki de cavlılık ve hız kazanmak için bir dinlenme ve gölgelenme yeridir. <BR><BR>Başarısızlıklarınız Üzerinde Düşünün <BR><BR>Başarısızlıklarınızdan sonra kendinize mutlaka aşağıdaki soruları sorun ve cevaplarınızı yazın. Yazdıklarınızı tekrar okuyun ve üzerlerinde düşünün. Yazarken renkli kalem ve birtakım grafiklerle şekiller kullanmanız sağ beyninizi(Yaratıcı beyin-yaratıcılık ve yeni fikirler üretme-) de aktif hale getirecektir. <BR><BR>&#61692; Ulaşılmak istenen neydi? Ne oldu, nereye geldim? <BR>&#61692; Ters giden neydi? Başarısızlığa yol açan uygulamalar neler olabilir? <BR>&#61692; Eksiklerim var mıydı? Varsa neler? <BR>&#61692; Bu başarısızlıkla ilgili nasıl bir olumlu bakış açısı geliştirebilirim? <BR>&#61692; Başarısızlığımı nasıl kullanabilir ve tecrübe haline getirebilirim? <BR>&#61692; Başa dönebilseydim neleri yapmazdım? Neden? <BR>&#61692; Başa dönebilseydim neleri yapardım? Neden? <BR>&#61692; Bir daha ki sefere neleri yapmamalıyım? Neden? <BR>&#61692; Bir daha ki sefere neleri yapmalıyım? Neden? <BR><BR><BR>Sinan ÇAĞIRAN </FONT><BR>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 26 Sep 2007 19:05:08 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1186&amp;PID=6323#6323</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Ümidin Ötesindeki Sabır</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1185&amp;PID=6321#6321</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=16">hg orhan</a><br /><strong>Konu:</strong> Ümidin Ötesindeki Sabır<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26-Eylül-2007 Saat 18:54<br /><br /><FONT face=Arial size=2><DIV>ÜMİDİN ÖTESİNDEKİ SABIR</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>İyilik-kötülük, cesaret-korkaklik, ümit-ümitsizlik gibi uzayip giden bir ikilemler zinciri olan yasamda hersey biz insanlar içindir. Sadece birkaç örnekle yetindigimiz bu ikilemler nedeniyle insan en derin ve çarpici tek yaratiktir. Bu yüzden en karmasik varlik olma özelligini de tasir. <BR><BR>İyi ve kötü duygularin, düsüncelerin çarpistigi bir "arena" olan insan; kötülüklere karsi akil, iman ve/veya inanç ile donatilmistir. Akil ve inanç sahibi insanin kendi içindeki ikilemlere karsi kullandigi araç sabirdir. <BR><BR>İnsan varligindaki kötülükleri önleyebilmek, onlarin zararlarini giderebilmek için sabir sahibi kilinmistir. Ancak burada sabrin yanlis anlasilmamasina da ayri bir özen göstermek gerekir. Sabir demek; siddet ve zorlamaya, her türlü hakarete, eziyete dayanmak degildir. Asil sabir sözü edilen bu kötülük ve çirkinlikleri altedebilmek için gerekli olan her türlü sikintiya gögüs gerebilmektir. <BR><BR>iyi ve kötü arasindaki çekisme insan varliginda devam eder durur. Bu kötülüklerin üstesinden gelebilmek için "sabrin sonu selamettir" diyerek eli-kolu bagli oturmak sabir degil, miskinliktir. Haksizlik, bilgisizlik, ahlaksizlik ve siddete sabredilmez. Memleket için, bilgi için, haksizlik için kisacasi insanca yasama adina gerekli olan bütün deger ve nesneler için rahatini, emegini feda edebilmek, sözü edilen deger ve nesneleri koruyabilmek için güçlüklere katlanabilmek bir erdemdir ve bu erdem sabirdir. <BR><BR>insanin büyüklügü yüksek bir irade ve temiz bir karakter ile, olasi bütün zorluklara sabredebilmesindedir yoksa salt "sabrin sonu selamettir" sözünün ardina gizlenerek miskince yasamasinda degildir. <BR><BR>Yasam süresince devam eden ikilemler arasinda izlememiz gereken yol ise terbiye ve ahlaktir. Sinirsiz sayilan kendini savunma hakkimiz, terbiye ile sinirlidir. Goethe' nin dedigi gibi, yasamlarimizi ve özgürlüklerimizi korumak için hergün yeniden mücadeleye zorunlu kaliyoruz. Bu mücadele sirasinda cesur olmayi deneyelim ve sevdiklerimizi çikarsiz ve sartsiz sevmeyi ögrenelim. Çünkü karsilasilabilecegimiz türlü felaketlere ancak ruhun gidasi olan sevgi ile, ruhun cesareti ve dayanikliligi ile katlanabiliriz. Bu cesaret ve dayaniklilik ise sabrin bir ölçüsüdür. <BR><BR>Dünya üzerinde sahip oldugumuz ya da olabilecegimiz geçici mutluluklar gözlerimizi kamastirmasin, ayni sekilde felaketlerde bizi yildirmasin. Insanin gerçek degeri servet, ün, kudret sahibi olmasinda degil, insanlara yararli olabilmesinde ve onlar için görev duygusu ve bagliligiyla yürekten gelen fedakarliklar yapabilmesindedir. Bütün bunlar için ise sabir anahtardir. <BR><BR>Sabrimizin en büyük besleyicisi ise ümitlerimizdir. Çünkü her ümit yeni bir baslangiç, yeni bir yasam öyküsünün öncüsüdür. Her yeni baslangiç ise ancak sabrimiz oraninda bizimdir. <BR><BR>Sözü Sheakspeare' in ümitsizlik ve ümit, isyan ve sabir ikilemleri arasinda gidis-gelisini örnekleyen bir siirine tasiyalim: <BR><BR>"Vazgeçtim bu dünyadan, tek ölüm paklar beni; <BR>Degmez bu yangin yeri, avuç açmaya degmez. <BR>Degilmi ki çignenmis inancin en seçkini, <BR>Degilmi ki korkudan dili baglanmis sanatin, <BR>Dogruya dogru derken igriye çikmis adin... <BR>Vazgeçtim bu dünyadan, dünyadan geçtim ama <BR>Seni yalniz komak var, o koyuyor adama!" <BR><BR>Sözü edilen "sen" in kimligini özgür düsüncelerinize birakirken, onun insanca yasam adina sahip çikilan sabir, ümit, sevgi gibi degerlerin bir simgesi olabilecegini de düsünerek ayriliyorum bu yazidan. (Alıntıdır...)</DIV></FONT>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 26 Sep 2007 18:54:32 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1185&amp;PID=6321#6321</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : MEVLANA&#039;DAN ÖĞÜTLER</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1184&amp;PID=6320#6320</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=16">hg orhan</a><br /><strong>Konu:</strong> MEVLANA&#039;DAN ÖĞÜTLER<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26-Eylül-2007 Saat 18:24<br /><br />Mustafa hocam çok teşekkürler burada bulunması iyi oldu. Ara sıra okuyup, kendimize hatırlatmamız gerekiyor :) <span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen hg orhan - 26-Eylül-2007 Saat 18:29</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 26 Sep 2007 18:24:44 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1184&amp;PID=6320#6320</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : MEVLANA&#039;DAN ÖĞÜTLER</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1184&amp;PID=6318#6318</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=793">m_gulen</a><br /><strong>Konu:</strong> MEVLANA&#039;DAN ÖĞÜTLER<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26-Eylül-2007 Saat 17:32<br /><br /><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 13pt; FONT-FAMILY: 'Hand writing Mutlu'">Paranı ver, gönlünü ver selam ver, canını ver ama SIRRINI VERME!<BR>Günlerini say, servetini say, büyüklerini say ama YERİNDE SAYMA!<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p></SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 13pt; FONT-FAMILY: 'Hand writing Mutlu'">Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama hiç bir zaman BOŞ VERME!<BR>Satıcı ol, alıcı ol, kalıcı ol, bulucu ol ama BÖLÜCÜ OLMA!<BR>Eşini beğen, işini beğen aşını beğen ama KENDİNİ BEĞENME!<BR>Fidan büyüt, garip doyur, çocuk besle ama KİN BESLEME!<BR>Davet et, hayret et, affet, tövbe et ama İHANET ETME!<BR>Hedefe koş, yardıma koş ama ORTAK KOŞMA!<BR>Elini aç, gözünü aç, kapını aç ama AĞZINI AÇMA!<BR>Okumaktan zarar gelmez, oku ama LANET OKUMA!<BR>Rakibini geç, sınıfını geç ama GÜLÜP GEÇME!<BR>Ev al, araba al, abdest al ama BEDDUA ALMA!<BR>Zulmü devir, nefsi devir ama ÇAM DEVİRME!<BR>Yaklaş, konuş, tanış ama UŞAKLAŞMA!<BR>Doğrul, devril ama EĞRİLME!<BR>Seslen, uslan ama YASLANMA!<BR>İtil, atıl ama SATILMA!</P><DIV>&nbsp;</DIV><DIV><DIV></DIV><DIV></DIV><DIV></DIV><DIV></DIV><DIV></DIV><DIV></DIV><B><SPAN style="COLOR: navy"><o:p><FONT color=#000000><B><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Hand writing Mutlu'"><SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</SPAN>Cömertlikte yârdim etmede akar su gibi ol,<BR></SPAN></B><B><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: Verdana">&nbsp;</SPAN></B></FONT><FONT color=#000000><B><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Hand writing Mutlu'">Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,<BR></SPAN></B><B><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: Verdana">&nbsp;</SPAN></B></FONT><FONT color=#000000><B><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Hand writing Mutlu'">Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol,<BR></SPAN></B><B><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: Verdana">&nbsp;</SPAN></B></FONT><FONT color=#000000><B><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Hand writing Mutlu'">Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,<BR></SPAN></B><B><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: Verdana">&nbsp;</SPAN></B></FONT><FONT color=#000000><B><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Hand writing Mutlu'">Tevâzû ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,<BR></SPAN></B><B><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: Verdana">&nbsp;</SPAN></B></FONT><FONT color=#000000><B><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Hand writing Mutlu'">Hoşgörülükte deniz gibi ol,<BR></SPAN></B><B><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: Verdana">&nbsp;</SPAN></B><B><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Hand writing Mutlu'">Ya olduğun gibi görün, Ya göründüğün gibi ol!</SPAN></B></FONT><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Hand writing Mutlu'"><o:p></o:p></SPAN></DIV></o:p></SPAN></B></SPAN>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 26 Sep 2007 17:32:32 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1184&amp;PID=6318#6318</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Affetmenin Dayanılmaz Hafifliği</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=43&amp;PID=6317#6317</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=793">m_gulen</a><br /><strong>Konu:</strong> Affetmenin Dayanılmaz Hafifliği<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26-Eylül-2007 Saat 17:28<br /><br /><P>Ders almayı bilene ne güzel bir hayat dersi.</P>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 26 Sep 2007 17:28:24 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=43&amp;PID=6317#6317</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1167&amp;PID=6316#6316</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=793">m_gulen</a><br /><strong>Konu:</strong> Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26-Eylül-2007 Saat 17:25<br /><br />Mükemmel bir yazı, teşekkür ederim. Keşke dünyada herkes olumlu bir çift olabilse.]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 26 Sep 2007 17:25:24 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1167&amp;PID=6316#6316</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1168&amp;PID=6314#6314</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=793">m_gulen</a><br /><strong>Konu:</strong> İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26-Eylül-2007 Saat 17:09<br /><br />Teşekkür ederim..]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 26 Sep 2007 17:09:29 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1168&amp;PID=6314#6314</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1168&amp;PID=6195#6195</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=3048">emelgenc61</a><br /><strong>Konu:</strong> İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 23:58<br /><br />Teşekkürler...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 23:58:24 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1168&amp;PID=6195#6195</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1167&amp;PID=6192#6192</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=3048">emelgenc61</a><br /><strong>Konu:</strong> Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 23:42<br /><br />&nbsp;Çok doğru ve çok güzel anlatılmış.Teşekkürler...<DIV>&nbsp;Bütün insanların herzaman pozitif düşünmesi dileğiyle...</DIV>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 23:42:43 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1167&amp;PID=6192#6192</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1167&amp;PID=6176#6176</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1081">asahin</a><br /><strong>Konu:</strong> Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 22:40<br /><br />çok&nbsp; güzel&nbsp; teşekkürler&nbsp; öğretmenim...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 22:40:27 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1167&amp;PID=6176#6176</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=6174#6174</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1081">asahin</a><br /><strong>Konu:</strong> Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 22:34<br /><br />çok&nbsp; teşekkürler&nbsp; öğretmenim...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 22:34:24 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=6174#6174</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1168&amp;PID=6171#6171</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1081">asahin</a><br /><strong>Konu:</strong> İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 22:19<br /><br />teşekkürler...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 22:19:37 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1168&amp;PID=6171#6171</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1167&amp;PID=6166#6166</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=3670">tenkoglu</a><br /><strong>Konu:</strong> Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 21:44<br /><br /><P>amin</P>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 21:44:15 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1167&amp;PID=6166#6166</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1168&amp;PID=6163#6163</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1448">beril</a><br /><strong>Konu:</strong> İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 21:42<br /><br />Teşekkürler...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 21:42:06 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1168&amp;PID=6163#6163</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1167&amp;PID=6162#6162</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1448">beril</a><br /><strong>Konu:</strong> Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 21:38<br /><br />Çok güzel bir yazı.Teşekkürler...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 21:38:10 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1167&amp;PID=6162#6162</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : İlkokuma Yazma Öğretiminde Ailenin Rolü</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=39&amp;PID=6157#6157</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1812">damla2</a><br /><strong>Konu:</strong> İlkokuma Yazma Öğretiminde Ailenin Rolü<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 21:13<br /><br />Seneye küçük kızım okula başlayacak. Öğretmende olsak bazen bazı şeyleri eksik veya yanlış yapabiliyoruz.]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 21:13:41 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=39&amp;PID=6157#6157</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1168&amp;PID=6153#6153</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1812">damla2</a><br /><strong>Konu:</strong> İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 21:01<br /><br />Ben kendi karakter tipimi buldum. (2)]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 21:01:38 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1168&amp;PID=6153#6153</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : İnsan Fıtratı Modellenebilir mi?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1169&amp;PID=6149#6149</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=16">hg orhan</a><br /><strong>Konu:</strong> İnsan Fıtratı Modellenebilir mi?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 20:53<br /><br /><FONT face=Arial size=2>İnsan, kâinat ağacının meyvesi veya çekirdeği hükmünde olduğundan, âlemde her ne varsa insanda da bir örneği bulunur. Bir başka ifadeyle insanda bulunan cihazların, hislerin ve lâtifelerin kâinatta bir karşılığı vardır. İnsanla kâinat birbirinin kendi ölçüleri içinde izdüşümü veya yansımasıdır. En azından birbiriyle bağlantılı bir kompleks sistemdir. Kur'anî literatürde enfüsî ve âfâkî terminolojisiyle de ifade edilen insan ve kâinat, bir bütünün veya hakikatin iki yüzünü teşkil eder. Kâinatın sırlarının çözülmesi, insana ışık tuttuğu gibi, insanın sırlarının çözümü de kâinatı aydınlatır. <BR>İnsan günümüz bilim literatürü ile ifade edilirse; kompleks, nonlineer (doğru biçimde, birebir münasebet göstermeyen), ağ tabanlı sebep-sonuç bağlantılı ve sibernetik kuralları ile çalışan, holografik (parçada bütünün, bütünde parçanın yansıması veya temsili) adaptif (uyum sağlayıcı), dinamik, öğrenen bir sistemdir. Bu perspektiften insanın tutum ve davranışları, kompleks ve n sayıda faktörün karşılıklı münasebeti altında şekillenmekte ve ortaya çıkmaktadır. İnsan ve davranış arasındaki kompleks münasebeti, zihinlere yaklaştırmak için temsili bir matematik denklemi kurabiliriz. Davranışı Yi olarak tanımlarsak, davranışa yol açan faktörleri de Xi olarak sembolle gösterelim. Xi faktörlerini de kabaca Ai, Bi, Ci, Di olmak üzere dört grupta alt sınıflara bölelim. Davranış denklemini şöyle ifade edebiliriz: Yi= f(Xi); bu denklemi açarsak, Yi= f(Ai)* f(Bi)*f(Ci)*f(Di) olur. <BR><BR>(Ai) ile temsil edilen faktör seti, gökyüzündeki cisimlerin, gezegenlerin, burçların hareketleriyle ortaya çıkan insanın enfüsî boyutunun âfâkî âlemdeki yansımalarını tanımlar. Dolayısıyla siz, insanın kişilik motifiyle ve mizacıyla gökcisimlerinin hareketleri ve yerleşimleri arasında veya renkler arasında bile bağlantılar ve münasebetler kurabilirsiniz. Bu doğru da olabilir. Ancak bu motiflerin ve münasebetlerin varlık seviyesi, ilmî ve misâlî olduğundan ve iki şeyin birlikte cereyanı (iktiran) veya birbirinin izdüşümü olduğundan insanın davranışlarını yöneten ve belirleyen asıl sebepler veya faktörler değildir. İki veya üç şey arasında bağlantı olması, o şeyler arasında otomatik olarak birinci dereceden sebep-netice bağlantısı olduğunu göstermez. Mikro âlem olan insanla makro âlem olan kâinatta gerçekleşen hâdiseler, aynı kanunlara tâbi olarak gerçekleşen simetrik yansımalı olaylardır. Burçların, gezegenlerin hareketleri, konumları ile insanın doğumu arasında bir bağlantı ve paralellik olabilir ve insanın doğumu anında gökcisimleri belli konumlarda olabilir. Hattâ farklı kişilik motiflerini açıklamada gökcisimlerinin ve burçların isimlerini veya tabiattaki renklerin motiflerini kullanabilirsiniz. Ama bu insan tutum ve davranışlarının, gökcisimlerinin hareketleriyle belirlendiği ve astrolojinin bizim kader programımızı şekillendirdiği gibi bir sebep-netice bağlantısına yol açmaz. Hulâsa, gökcisimlerinin hareketi üzerinden insanın mizacını ve geleceğini anlamaya çalışan astroloji, ve hurufilik gibi sahalar, insanın kaderini belirleyen veya deşifre eden asıl faktörler değildir. Hele hele insanı sorumluluktan kurtaran ve yanlış kader inancına sığınmasına yol açan bir faktör değildir. Bu şekilde, aralarında münasebet var ve korelasyon yüksek diyerek, astroloji fallarıyla, hurufilikle, ebced ilmiyle hesap düşürterek, sorumluluktan ve gayret göstermekten vazgeçmek, aklen, ilmen, dinen doğru değildir. <BR><BR>(Bi) faktör seti ise, insanın mizacını (kişilik bandlarını, huy motifleri) tanımlar. Bu faktörler; doğuştan nöro-anatomik ve nöro-algılama motiflerine dayalı olarak şekillendiğinden davranış veya tutumu (Yi), reaksiyon aralığını ve motiflerini belirleyici ve sınırlayıcı rol oynar. Normal şartlar altında insanın tercihleri ve cüz'i iradesini kullanması bu motifler içinde gerçekleşir. İnsan kendini tanıyıp, dönüştürmezse ve kendi üzerinde büyük cihadını gerçekleştirmezse, hayat yolculuğunu doğuştan gelen çevre ve kültürle belli bir renk kazanan kişilik motifi üzerinde yapar. Bu faktörlerin etkileşim motifleri, farklı fıtratları veya kişilik motiflerini ortaya çıkarır. 'Can çıkmadıkça huy çıkmaz', 'Kişi yedisinde ne ise yetmişinde de odur' gibi veciz ifadeler kişilik motiflerinin veya insan mizacının ehemmiyetini vurgular. Resûlullah (sas)'tan nakledilen şu açıklamaya kulak verelim: <BR><BR>'Eğer bir dağın yer değiştirdiğini duyarsanız inanınız; fakat bir insanın huyunu değiştirdiğini duyarsanız inanmayınız. Çünkü o, yaratıldığı hâl üzere olur.' <BR><BR>(Ci) faktör seti ise, insanın cüz'i iradesini, aklını, ahlâkî yönünü ve içinde yaşadığı, şekillendiği sosyal çevrenin kaidelerini ve âdetlerini temsil eder. İnsan aynı zamanda sosyal ve ahlâkî bir varlık olduğundan, karakter eğitimini sosyal çevrede (anne-baba, okul, arkadaş çevresi) kazanır. Cüz'i iradenin kullanımına veya yönlendirilmesine bağlı olarak, (Ci) faktörleri yoluyla kazanılan alışkanlıklar ve karakterler, (Bi) faktör setinin oluşturduğu zeminde ortaya çıkar. Dolayısıyla (Ci) dairesindeki faktörler, Bi faktör setinin renklenmesine, çeşitlenmesine yol açar. Bu durumda insan, kendisine bir zemin ve altyapı sağlayan (Bi) ve (Di) faktörlerinin tesiri altında, yaptığı tercihlerden, davranışlardan ve karakterini inşa etmeden sorumludur. <BR><BR>(Di) faktörü ise, ferdi aşan sosyo-ekonomik şartları, sosyal düzen ve resmî eğitimden gelen tesirleri temsil eder. (Di) faktörü setinin tesir nispeti, (Ai) ve (Ci) faktör setlerininkinden büyük iken, (Bi) faktör setininkinden küçüktür. Çünkü kişi, iradesini ve aklını içinde yaşadığı sosyo-kültürel ve politik sistemin kuralları içerisinde kullanmaya zorlanır. <BR><BR>(Bi) faktör seti (kişilik, mizaç motifleri), (Ai), (Ci) ve (Di)'yi renklendiren ve şekillendiren önemli bir faktör seti olup tesiri birinci derecedendir. Ama sonuçta tutum ve davranışlarımız ortaya çıkarken; (Ai), (Bi), (Ci), ve (Di) faktörlerinin karşılıklı kompleks münasebetler ağına maruz kalır. Bu faktörlerin girift münasebeti sonunda, insanın biyolojik, psikolojik, sosyolojik, tarihî, ahlâkî, zihnî ve ruhî boyutları şekillenmektedir. Bu yedi farklı boyutun etkileşim ağı içinde insan, yeryüzünde hayatını yaşamaktadır. İnsanın bu farklı boyutlarını çözümlemek için araştırmacılar, farklı paradigmalara dayalı farklı insan modelleri geliştirmişlerdir. Ancak bütün boyutlar, birbiriyle bağlantılı ve karşılıklı münasebet halinde olduğundan, insanı anlamak ve çözümlemek basit bir hadise değildir. Birden fazla temsilî dürbünü, metaforu ve paradigmayı kullanmayı zorunlu kılar. <BR><BR>Bu açıklamalar ışığında bir insan ne kadar kompleks olursa olsun, fıtratına konulan motifler ve kanaviçeler iyi bir gözlem yapılıp modellenebilirse, belli ölçüde anlaşılabilir. Zaten bilim insan ve eşyayı, modeller inşa ederek açıklamaya ve anlamaya çalışır. Bilimde model kullanımı ve temsilî hikâyecikler (metaforlar) çok yaygındır. Parçanın bütün, modelin de gerçeğin aynısı olmadığı meselesi akıldan çıkarılmadığı sürece, bilimde modeller üzerinden insanın ve kâinatın sırlarını çözmeye çalışmak önemli bir araştırma metodolojisidir. Kâinatı ve insanı çözümlerken, matematikî düşünme oldukça önemlidir. Çünkü matematiğin dilini kullanarak varlıklar arasındaki birlik ve benzerlikleri tanımlayan motifleri yakalamak mümkün olmaktadır. Matematikî düşüncede ikili mantık (dualite, kartezyenci yaklaşım, siyah-beyaz) kullanılırken, puslu mantık da (gri mantık, üç kanunu) üç değerli yaklaşım kullanılır. Çünkü her iki mantıkla açıklanabilen ve anlam kazanan varlık ve hadiseler vardır. Bu noktadan bu iki mantık ve düşünme sistemi birbirini yanlışlamaktan ziyade birbirini tamamlayıcı özelliktedir. <BR><BR>İnsanın fıtratını modellerken, ikili mantık yaklaşımı yanında üçlü mantık da kullanılmaktadır. Üç değerli düşünme mantığı kullanıldığında, Kur'ân'da anlatılan insanın temel özelliklerinden hareketle, gerçek insanın fert ve sosyal hayatındaki davranışlarını modellemek oldukça kolaylaşmaktadır. İnsan ruhu, insanı, şekillendirirken insana ait üç temel fonksiyon olan düşünme, hissetme ve aksiyonda bulunma (pratiklik) fonksiyonlarını ortaya çıkaran yapılar inşa eder. İnsanlardaki bu temel fonksiyonlar, insan ruhunun; zihnî, hissî, fizikî potansiyellerinden kaynaklanır. Her insanda bu potansiyeller, farklı derecelerde baskın ve çekinik olduğundan, insanları güçlü oldukları fonksiyonlar açısından, zihin, his ve fizik merkezli olmak üzere üçe ayırmak mümkündür. Benzer şekilde insanda ruhun fonksiyonlarını ortaya çıkaran akıl, nefis, kalb olarak tanımlanan üç ana merkez vardır. Akıl, zihin merkeziyle; kalb, his merkeziyle; nefis, fizik merkeziyle bağlantılıdır. İnsandaki melekeler de, kafaya (mücerret matematikî zekâ), kalbe (hissî zekâ) ve bedene ait (kinestetik zekâ) olmak üzere üçe ayrılır. <BR><BR>İnsanda doğuştan hangi potansiyel baskın ise, onunla ilgili melekelerde çok iyi bir gelişme gösterir. Allah yeryüzünde icraatlarını yaparken ve varlıkları inşa ederken; ilim, irade, kudret gibi isim ve sıfatlarını bir arada gösteren motifler kullanır. Allah'ın kaderî programında da câri olan kader, kaza ve âtâ üçlemesini kullanarak kul ve Yaratıcı münasebetlerini sağlıklı şekilde çözümlemek mümkün olmaktadır. Yaşadığımız âlemde gerçek ve doğrular da; zihnî, hissî ve fizikî olmak üzere üçe ayrılır. Paralel şekilde her hadisenin de bilgi (kavrama dair, plân ve tasarım boyutu), his (aşk, şevk ve bağlantı boyutu) ve fizik (nesnel, pratik, aksiyon ve temsil boyutu) olmak üzere üç yönü vardır. İnsanlar da dikkat ve enerjilerini yönlendirirken ve olayları algılarken farkında olmadan hadiselerin bu üç boyutundan birine ağırlıklı olarak eğilip enerjilerini oraya akıtırlar. Bu açıdan insanlar olayları algılama, dikkat ve enerjilerini yönlendirme noktasından, hadiselerin zihin, his ve fizikî boyutunu algılayanlar şeklinde üçe ayrılırlar. Gerçekte kişilik bandları tayfı, süreklilik ve bütünlük gösterir. Gruplama ve sınıflamalar, kesintiler, insanlardaki benzerlik ve farklılıkları daha iyi anlamak ve onlara saygı duymak için geliştirilen zihnî kategorilerdir. Kişilik bantlarını çeşitli araştırmacıların farklı kriterlerine göre üç ve üçün katları şeklinde olduğu gibi, dört ve dördün katları şeklinde tasnif etme anlayışı da vardır. Bu kategoriler şimdilik çeşitlilik ve farklılığı doyurucu seviyede dikkate alan bir yaklaşımdır. İnsanları ne kadar az kategoride sınıflarsanız, o ölçüde farklılıkları yok sayar ve ortak noktaları da azaltırsınız. Dolayısıyla farklı kişilik bantlarının ortaya çıkarılması isteniyorsa, kategorize edici motif sayısını artırmak gerekir. Ayrıca insanları güçlü yanları üzerinden kategorize etmek daha doğrudur. Çünkü insanlar, genelde kendi güçlü yanlarını ön plâna çıkarırken zaaflarını örtmeye çalışırlar. İş yerlerinde de insanlar, güçlü yönleri üzerinden değerlendirilir; kendilerine ödenen ücret, onların kişiliğinin güçlü ve olumlu yanlarına aittir. İnsanların zayıf yanlarını da dikkate alarak gruplamak isterseniz, o zaman gruplamada kullanacağınız motif sayısını dörtten 9'a veya 18'e çıkarmanızda fayda vardır. Bu noktadan kaç çeşit motifte insan kişiliklerini tanımlayacağınız, tamamen bir tercih meselesi olmaktan başka bir şey değildir. <BR><BR>Günümüzde insana ve olaylara yaklaşım giderek dinamik ve sistemci model ve yaklaşımlar kullanılarak yapıldığından, statik olarak ele alınan insan tanıma model sistemleri kendilerini dinamik bir yapıya dönüştürmek mecburiyetinde kalmıştır. Bugün antik dönemde Hipokrat'ın ortaya atıp geliştirdiği dört motifli insan mizacı modeli (popüler optimistler (1), mükemmeliyetçi melankolikler (2), güçlü kolerikler (fizik merkezli, idareci, duygusallıktan uzak) (3), barışcı soğukkanlılar (4) bile savunucuları tarafından dinamik bir yapıya dönüştürülmüş durumdadır. <BR><BR>İnsanı tanımlamada ve kategorize etmede 4'lü, 8'li, 16'lı model sistemleri kullanan gruplar olduğu gibi, üçlü, beşli, yedili, dokuzlu sistemleri kullananlar da vardır. Hattâ bu konuda doğu ve batı ayrımı bile kısmen gözlenmektedir. Mezopotamya ve Doğu kültürlerinde üçlü ve onun katları olan sistemler kullanılırken, Eski Yunan ve Batı'da daha çok dörtlü ve onun katları olan model sistemler kullanılmaktadır. Çeşitli modellerin varlığı dikkate alındığında, her bir sistemin tarafları, sistemlerinin zaafiyetlerini kapatmak için aşağıdaki yaklaşımı geliştirmeye başlamışlardır. Gerçekte bu model sistemlerde her bir kategoride tanımlanan kişilik özellikleri her insanda az veya çok bulunur. İnsanlar, bu özelliklerden hangilerini baskın olarak veya çekinik olarak hayatlarında ortaya koyduklarına bağlı olarak kategorize edilmektedir. Yukarıda bahsedilen farklı grup sayılarına ait insan tanıma sistemi modelleri, gerçekte sentez (karma) kişilik motiflerinden oluşan insanların, zayıf, güçlü, çekinik ve baskın özelliklerini tespit ederek onları belli kişilik motiflerine kategorize etmektedir. Dolayısıyla kendi kişilik motifini belirleyen her insan, kullandığı modeldeki kişilik bandı motiflerinden kendisinde eksik ve zayıf olanları, kişiliğine katması gerekir. Kişilik gelişimi ve olgunlaşması denen hadise de gerçekte budur. Hayat yolculuğunu zevkli kılan şey de, herkesin kendini keşfederek, güçlü ve zayıf yanlarını ortaya çıkarması, zayıf yanlarını sistemde güçlü hale getirme yönünde mücadele vermesidir. <BR><BR>Netice olarak, insanı tanımada hangi modeli ve sınıflamayı kullanırsanız kullanın, bütün modellerde kişilik oluşumu ve gelişimi, parçalı, dengesiz ve eksik olmaktadır. Bu eksikliği ve dengesizliği gidermek için, her insan, kişilik gelişimine ve karakter eğitimine ihtiyaç duymaktadır. Bu eğitim ise önce Kur'ân ve Sünnet esaslarına göre temellendirilmiş, kişinin fıtratının hesaba katıldığı bir eğitim olursa insana gerçek bir insan vasfının kazandırılması mümkün demektir. Bu eğitim içinde ana hedef, kişinin eksik ve zayıf yönlerini fark edip güçlendirmesi ve benliğindeki dengesizlik ve çarpıklıkları gidererek düz, sıfır bir insan olmasıdır. Çünkü Yüce Beyan'ın ifadeleri içerisinde (İsra suresi, 84), 'her insan kendi kişilik motifi (şâkilesi) üzerinde hayat yolculuğunu gerçekleştirmektedir.' Bu açıdan insana düşen ve büyük mücadele olarak tanımlanan şey, kişilik motifini tanımak ve onun üzerinde, ona takılıp kalmadan sağlıklı bir hayat yolculuğu yapabilmeye çalışmak olsa gerek. </FONT><BR><DIV>Dr. Selim AYDIN<BR></DIV>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 20:53:18 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1169&amp;PID=6149#6149</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1168&amp;PID=6148#6148</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=16">hg orhan</a><br /><strong>Konu:</strong> İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 20:51<br /><br /><TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 height=36 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=587><T><TR><TD =#993366 height=36><FONT face=Georgia color=#ffffff size=4><B>İş Arkadaşlarınızı Tanıyor Musunuz?</B></FONT></TD></TR><TR><TD height=3></TD></TR></T></TABLE><TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#e6e6e6 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=587 =#ffffff border=1><T><TR><TD><CENTER><TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T><TR><TD width="100%" height=2></TD></TR></T></TABLE><TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=579><T><TR><TD width="100%"><TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T><TR><TD width="100%"><FONT style="FONT-SIZE: 13px" face=Arial>Farklı farklı insanlar karşısında söylenmesi gereken en uygun lafları bilseydik işimiz ne kadar da kolay olurdu değil mi? Belki bu konuda kimsenin %100 başarılı olma şansı yok; ama yine de eğer dört temel karakter tipini iyice anlayabilirsek ve onların hangi durumlarda ne gibi tepkiler verdiğini önceden kestirebilirsek gerek hayatımızda, gerekse iş dünyasında %80 başarılı olabiliriz. <BR><B>Karakter Tipi 1: Yönetmenler</B> <BR>Bu tür kişiler her an, her dakika kontrol onlarda olsun isterler. Çok kısa zamanda çok fazka iş ortaya koyabilen bu insanlara direkt ve dürüst olmak en iyi yoldur. Genelde çok büyük bir masada çalışmayı ve ofislerinin duvarlarını başarı belgeleriyle süslemeyi seven bu tip karakterler karşılarındakilerin her zaman açık ve net konuşmasını, dolaylı anlatımlar kullanmamasını beklerler. <BR><B>Karakter Tipi 2: Yandaşlar</B> <BR>Yandaşların en belirgin özelliği saygıya ve uyuma verdikleri önemdir. Bu tür insanlar kesinlikle tartışmalardan hoşlanmazlar; her zaman sakin, sabırlı ve yumuşaktırlar. Bu yüzden onlarla iletişim içerisine girerken çok hassas olmanız gerekir. Hoşgörülü yaklaşımlar onları her zaman etkileyecektir. Yandaşların ofisleri sade ve mütevazidir. Masalarını ve duvarlarını aile fotoğrafları süsler. <BR><B>Karakter Tipi 3: Düşünürler</B> <BR>İletişim kurulması en zor olan gruptur. Düşünürler her zaman düzenli ve planlıdırlar. Onları etkilemek için söylediğiniz her şeyin bir mantığa oturması gerekir. Ayrıca onlara düşünceleriniz ve fikirleriniz ile ilgili ne kadar detay verirseniz o kadar yararınıza olur. Düşünürler ile olan iletişiminizde sürpriz ve beklenmedik tepkiler vermekten kaçının. Ofislerine gelince: Her şey yerli yerinde ve muntazamdır. Duvarları genelde çeşitli alanlarda çizilmiş grafikler ve planlarla doludur. <BR><B>Karakter Tipi 4: Eğlendiriciler</B> <BR>Bu gruptaki insanlarla olan görüşmeleriniz her zaman kahkahalar ile sonlanacaktır. Eğlendiriciler hem karizmatik, hem de ikna kabiliyeti güçlü insanlardır. İsteklerinizi ona belirtirken bir anda kendinizi onun isteklerini yerine getirirken bulabilirsiniz. Eğlendiriciler kesinlikle rutin ve sıkıcı konuşmalardan hoşlanmazlar. Onlara karşı esnek olmanız ve onların da konuşmaya dahil olmalarını sağlamanız gerekir. Bu gruptaki kişilerin ofisleri dağınık ve rahattır. Duvarlarında genelde motivasyon arttırıcı espriler veya özlü sözler vardır. <BR>Muhtemelen hepimiz bu dört grubun sahip olduğu özelliklerden birkaçına sahibiz ancak hangi tarafımızın daha baskın olduğunu anlamamız için kendimizi iyi analiz etmemiz lazım. Kendimizi anlarsak diğer insanlarla sağlıklı ilişkiler kurmamız kolaylaşır. <BR><BR><I>www.donusumkonagi.net<I> <BR></FONT></I></I></TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE></CENTER></TD></TR></T></TABLE>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 20:51:12 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1168&amp;PID=6148#6148</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1167&amp;PID=6147#6147</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=16">hg orhan</a><br /><strong>Konu:</strong> Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 20:47<br /><br /><TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T><TR><TD width="100%" =#ffffff height=27><FONT style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 18px" face=Arial>Sizin Tercihiniz Ne? Huzur Kokan Bir İlişki mi?&nbsp;</FONT></TD></TR><TR><TD width="100%" height=10></TD></TR><TR><TD width="100%" =#eeeeee><TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T><TR><TD width="100%" =#ffffff><DIV align=center><CENTER><TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="98%"><T><TR><TD =c&#111;ntentTextBlock width="100%" =#ffffff height=16><TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 height=29 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=96 align=right><T><TR><TD width=105 =#cccccc height=23><DIV style="WIDTH: 157px; HEIGHT: 211px" align=center><CENTER><TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T><TR><TD width="100%" =#ffffff height=5></TD></TR></T></TABLE><TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T><TR><TD width="100%" =#cccccc height=24><P align=center><FONT style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 14px" face=Arial>&nbsp;Nilüfer&nbsp;İpek</FONT></P></TD></TR></T></TABLE><TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T><TR><TD width="100%" =#eeeeee height=150><P align=center><img src="http://www.d&#111;nusumk&#111;nagi.net/images/avatar/nil.bmp" height="140" width="144" border="0" style="BORDER-RIGHT:%20#cccccc%201px%20solid;%20BORDER-TOP:%20#cccccc%201px%20solid;%20BORDER-LEFT:%20#cccccc%201px%20solid;%20BORDER-BOTTOM:%20#cccccc%201px%20solid" /></P></TD></TR></T></TABLE><TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T><TR><TD width="100%" =#eeeeee height=25><P align=center><FONT style="FONT-SIZE: 9px" face=Arial>&nbsp;niluferipek@gmail.com</FONT></P></TD></TR><TR><TD width="100%" =#cccccc height=5></TD></TR></T></TABLE></CENTER></DIV></TD></TR></T></TABLE><DIV =c&#111;ntentTextBlock align=left><FONT style="FONT-SIZE: 11px; LINE-HEIGHT: 19px" face=Verdana>Mutluluk kelebek gibidir, ne kadar çok kovalarsanız, sizden o kadar çok kaçar. Ama dikkatinizi başka şeylere çevirirseniz, gelip yavaşça omzunuza konar. <BR>ANONİM <BR>Mutlu bir beraberlik öğrenilebilir mi? Acaba onların ilişkisini kendi hayatıma uygulaya bilirmiyim? Aşkımı daha huzurlu yaşamak için neleri bilmem gerekiyor? İlişkimi yaşarken nasıl daha mutlu olabilirim...? <BR>Tüm bu soruların yanıtlarına ayrıntılarıyla bir göz atmaya ne dersiniz? <BR>Araştırmacılar, yoğun bir çaba ile aşkın ve iyi bir ilişkinin sırrını çözmeye çalışıyorlar. Bugüne kadar yapılan çalışmalarla, neden bazı aşkların ve ilişkilerin yıllar boyu sürdüğünü, bazılarının da başlamadan bittiğini açıklayan çok sayıda kurala ulaştılar. Örneğin çiftler arasındaki cinsel çekimin ömrü 1,5 yıl sürüyor. Evliliklerin sona ermesi ise ilk 8 yılda yaşanıyor. Herkesin ilişki ve aşk modeli birbirinden farklı olduğuna göre&#8230;.. İşte bir ilişkinin daha uzun sürmesini sağlamak için olumlu ipuçları. <BR>HERKEZ İÇİN BİRAZ MUTLULUK&#8230; <BR>Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu. Hatta bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile. <BR>Bu adam bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor? Birisi nasıl olduğunu sorsa; &#8221;Bomba gibiyim&#8221; diye yanıt verirdi hep&#8230;&#8221;Bomba gibiyim.&#8221; Jerry doğal bir motivasyoncu idi&#8230; Yanında çalışanlarından biri, o gün, kötü bir gününde ise, Jerry yanına koşar; duruma nasıl olumlu bakılabileceğini anlatırdı. <BR>Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni&#8230; Bir gün Jerry &#8216;ye gittim. Anlayamıyorum, dedim. Nasıl olurda, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun&#8230; Nasıl başarıyorsun bunu? <BR>Her sabah kalktığımda kendi kendime Jerry, bugün iki seçimin var: Havan ya iyi olacak, ya kötü derim. Havamın iyi olmasını seçerim. Kötü bir şey olduğunda gene iki seçimim var: kurban olmak ya da ders almak. <BR>Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı tercih ederim. Birisi bana bir şeyden şikayete geldiğinde, gene iki seçimim var&#8230; Şikayetini kabul etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını göstermek. Ben hayatın olumlu yanlarını seçerim. <BR>Yok yahu, diye protesto ettim. Bu kadar kolay yani? Evet&#8230; Kolay, dedi Jerry. <BR>Hayat seçimlerden ibararettir. Her durumda bir seçim vardır. Sen her durumda nasıl davranacağını seçersin. Sen insanların senin tavrından nasıl etkileneceklerini seçersin. Sen havanın, tavrının iyi ya da kötü olmasını seçersin&#8230; Yani sen, hayatını nasıl yaşayacağını seçersin! &#8230; <BR>Jerry&#8217; nin sözleri beni oldukça etkiledi. Onu, uzun yıllar görmedim. Ama, hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek yerine, seçim yapmayı tercih ettiğimde hep onu hatırlarım. <BR>Yıllar sonra, Jerry&#8217; nin başına çok tatsız bir şey geldi. Soygun için gelen hırsızlar, paniğe kapılıp Jerry&#8217; yi delik deşik etmişler&#8230; Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış. Taburcu edildiğinde, kurşunların bazıları hala vücudundaymış. <BR>Ben onu, olaydan altı ay sonra gördüm. Nasılsın, diye sorduğumda, &#8221;bomba gibiyim, dedi, bomba gibi. Olay sırasında neler hissettin Jerry, dedim. <BR>Yerde yatarken, iki seçimim var, diye düşündüm&#8230; Ya yaşamayı seçecektim ya ölümü&#8230; Ben yaşamayı seçtim. <BR>Korkmadın mı, şuurunu kaybetmedin mi! ... Ambulansla gelen sağlık görevlileri harika insanlardı. Bana hep iyileşeceksin, merak etme, dediler. <BR>Ama acil servisin koridorlarında sedyemi hızla sürerlerken, doktorların ve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce ilk defa korktum. Bu gözler bana; adam ölmüş, diyordu. Bir şeyler yapmazsam, biraz sonra ölü bir adam olacaktım gerçekten&#8230; <BR>Ne yaptın, diye merakla sordum&#8230; Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarak herhangi bir şeye alerjim olup olmadığını sordu &#8230; Evet, diye yanıt verdim&#8230; Var&#8230; Doktorlar ve hemşireler merakla sustular&#8230; Derin bir nefes alarak kendimi toparladım ve bağırdım: Benim kurşunlara alerjim var! .... <BR>Doktorlar ve hemşireler gülmeye başladılar. Tekrar bağırdım: Ben yaşamayı seçtim. Beni bir canlı gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi değil&#8230; <BR>Jerry, sadece doktorların büyük ustalıkları sayesinde değil, kendi olumlu tavrının büyük katkısı ile yaşadı. Yaşaması bana yeni ders oldu. <BR>Her gün, hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme şansımız ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim&#8230;. Ve her şeyin kendi seçimimize bağlı olduğunu&#8230;.. <BR><BR>FRANCIE BALTAZAR-SCHARTZ <BR>Her şey bizim kendi seçimimize bağlı ise, çift olarak olaylara nasıl yaklaşıyoruz? <BR>Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre, çiftler en kötü, en yaralayıcı sözleri kavganın ortasında sarf ediyorlar, aynı şekilde en uzlaşmaya dönük ve yapıcı olanları da. Diğer bir ifadeyle, saldırı ve uzlaşma birbirinin içine geçerek şeytani bir karışım oluşturuyor. Gelin olaylara olumlu yaklaşan çiftlerle olumsuz yaklaşan çiftleri bir karşılaştıralım. <BR><BR>- Olumsuz çiftlerde sadece kızgınlık, gerginlik ayırt ediliyor ve cevap genelde şöyle oluyor: &#8220;Bana bağırma!&#8221;(Derken sesi karşısındakinden fazla çıkar) <BR><BR>Olumlu çiftlerde bir şekilde diyalog devam eder ve uzlaşmacı oldukları görülür: &#8220;Haklısın canım, nerede kalmıştık? &#8221; &#8220;Seninde bildiğin gibi olay böyle gelişmemişti!&#8221; <BR><BR>- Olumsuz çiftlerde çatışma hiç sona ermiyor; sadece, bir dahaki patlamaya kadar bastırılıyor. En ufak bir olayda hemen eskiye dönülüyor ve sesler yükseliyor. <BR><BR>Olumlu çiftler, en fazla dört tur atışmadan sonra yapıcı girişimlerde bulunuyorlar. Sorun ne ise o anda çözdüklerinden, geriye dönme ihtiyacı hissetmezler. <BR><BR>- Olumsuz çiftler kısır bir döngünün içinde yaşıyorlar; diğerinin değişmeyeceği algısı ilişkiyi tüketirken, kendilerinde değişiklik yapmayı hiç düşünmezler. <BR><BR>Olumlu çiftler daha yaratıcılar; kavga, espri ve sevgi gösterileri arasındaki geçişleri de daha hızlı yaşıyorlar. Bu nedenle hayatları hep renklidir, monotonluk yoktur. <BR><BR>- Olumlu çiftlerde, eşlerden biri, yaşanan gerginliği diğerinin o anki durumuna bağlıyor: &#8221;Şu aralar biraz keyifsiz, son zamanlarda o kadar yoğun çalıştı ki bu çok normal. &#8220;Hassas olduğu bir konu, tepkisi bu nedenle fazla olabilir.&#8221; <BR><BR>Olumsuz çiftlerde ise tutum şöyle oluyor: &#8220;Tipik tavrı bu. Hep böyledir zaten, sorumsuz ve bencil.&#8221; Her zaman ki hali bu, başka ne beklenebilir?&#8221; Aslında baktığınız zaman bu tip olumsuz yaklaşımlar ilişkiyi düşündüğümüzden daha fazla yıpratıyor. Zaman içerisinde farkında olmadan bunu alışkanlık haline getirebiliyoruz. Buna bağlı olarak da her olay karşısında olumsuz düşünüp, olumsuz cümleler sarf ediyoruz. <BR>Nasıl kurtulacağız bu ekşi yüz ifadesinden? Yok mu bunun sihirli formülü? <BR>Genelde mutsuz çiftler karşılıklı olarak ilişkilerinde ki sorunları düzeltme fırsatlarını kaçırıyorlar. New NLP der ki; Her insan iletişime değer verir. İletişim çok konuşmak değildir. Bunu yaparsak sadece karşımızdaki kişiye karşı iticilik kazanırız. Çünkü; her şeyin aşırısı zarardır. Dün fayda gördüğümüz, huzur bulduğumuz şeyden bu gün zarar gördüğümüzü, acı çektiğimizi düşünüyorsak orada aşırılık vardır. Aslına baktığımız zaman süreç tamamen bizim kontrolümüzdedir. Önemli olan, karşımızdaki insanın bizi ne kadar anladığıdır. Konuşma ile ilgili süreyi uzattıkça anlaşılmayı azaltırız. Mimiklerimiz ve ince kaslarımız çok şey anlatabilicek ancak biz az konuşmalıyız. Mesele; üç cümle de olayı anlatabilmek, çözebilmektir. Kendi kendimize yetebilmeli ve kendi hayatımızın efendisi olabilmeliyiz.Tüm bunları yapmaya çalışırken yüzümüzden tebessümü eksik etmemeliyiz işte o zaman hayatı yaşadığımızı keşfedeceğiz. <BR><BR>Zihnimiz sadece kendi çıkarına çalışıyor, ruhumuz ise daha çok tenimize benziyor. Sıcak bir okşayış uçup gider, ama bir sıyrığın iyileşmesi uzun zaman alabiliyor. <BR>İyi bir ilişki için ipuçları <BR>Almanya&#8217;da her üç evlilikten biri, Amerika&#8217;da ise evliliklerin yarısı boşanmayla sonuçlanıyor ve bu sayıların artmasına kesin gözüyle bakılıyor. Türkiye&#8217;deki boşanma oranları da son yıllarda batılı ülkelerle yarışır duruma geldi. Bunun bir nedeni, çiftler üzerinde, ayrılıkların olumsuz bir şey olduğunu hatırlatan toplumsal baskının azalması; bir diğeri ise boşanmış anne babaların çocuklarının da, yetişkinliklerinde, yüksek olasılıkla sorunlu evlilikler yapmaları. Bilim çevrelerinde bu etkileşime &#8216;sosyal miras&#8217; deniyor. <BR>Eleştiri ve ihmal herkesi aşağı yukarı aynı derecede etkilediğinden, uzmanlar buna ilişkin kurallar belirlemekte zorlanmıyorlar. Ancak, olay mutluluk verici hareketleri belirlemeye gelince işler zorlaşıyor. Aynı şey mutlu birliktelikler için de geçerli. Yine de danışmanların verdiği aşağıdaki temel ipuçlarının faydasından kimsenin kuşkusu yok: <BR><BR>- Her sözünüzün, kullandığınız her kelimenin karşı tarafın psikolojisinde olumlu veya olumsuz etki bıraktığını unutmayalım. Her zaman sevgi dolu, samimice, yumuşak bir şekilde konuşmaya çalışmalıyız. Tıpkı eskilerin dediği gibi, tatlı dilli olmakla ve saygı göstermekle her şeyin üstesinden gelebiliriz. Kesinlikle hakaret edici, kötü kelimeler ve aşağılayıcı bir tavırla konuşmamalıyız. <BR><BR>Aynı evin içerisinde &#8220;evin reisi erkektir&#8221; veya &#8220;evde kadının sözü geçer&#8221; gibi yanlış düşüncelere kapılmamalıyız.Yaşadığımız ortamda her zaman &#8220;haklılık hakimdir&#8221; diye düşünmeliyiz. <BR><BR>İmam Bakır&#8217;ın(a.s.) buyurmuş olduğu gibi: <BR>&#8220;Sizin zararınıza dahi olsa her zaman hakkı söyleyin.&#8221; Doğru olanı, hak olanı, ister bayan, ister erkek söylesin diğerinin kabul etmesi gerekir. <BR><BR>- Aşırı beklenti içerisinde olmak bizi içinden çıkılmaz sorunlara sürükleyecektir. <BR><BR>- Herkes hatalıdır, hepimizin bir takım yanlışları olabilir. Mesele hataları, kusurları örten taraf olabilmektir.Kılı kırk yarmak ve hataları yüze vurmak peşinden nefreti getiricektir. <BR><BR>-Her türlü durum karşısında olumlu düşünebilmeliyiz. En zor şartlarda bile yaşamın güzel yönlerini görebilmeliyiz. <BR><BR>Çözülebilir (pratik) sorunlara yoğunlaşmalıyız. <BR><BR>Karşımızdakini değiştirmeye çalışmamalıyız. Onu olduğu kabul etmeliyiz. <BR><BR>- Eşimizin güzel yönlerini tespit edip, bunları görmezden gelmemeliyiz. Yeri geldiğinde onun bu güzel yönlerini kendisine söyleyip, olumlu özelliklerinde övgüyle bahsetmekten çekinmemeliyiz. Bu durum birbirimize karşı olan sevgimizi arttıracak ve ilişkimizi sıcak tutacaktır. <BR><BR>- Onun nasıl düşündüğünü, nelerden hoşlanıp, neleri sevmediğini ve isteklerinin ne olduğunu öğrenmeye çalışıp ona göre davranmalıyız. <BR><BR>İyi geçirilmiş bir günün, mutlu bir uyku getirmesi gibi, iyi yaşanmış bir hayat da mutlu bir ölüm getirir. LEONARDO DA VİNCİ <BR><BR>İki cihanda da mutlu olabilmek dileğiyle&#8230;</FONT></DIV></TD></TR></T></TABLE></CENTER></DIV></TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 20:47:21 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1167&amp;PID=6147#6147</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=6145#6145</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1812">damla2</a><br /><strong>Konu:</strong> Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 20:43<br /><br /><P>Harika..... Teşekkürler....</P>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 20:43:56 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=6145#6145</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : İlkokuma Yazma Öğretiminde Ailenin Rolü</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=39&amp;PID=6143#6143</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1448">beril</a><br /><strong>Konu:</strong> İlkokuma Yazma Öğretiminde Ailenin Rolü<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 20:30<br /><br />Keşke...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 20:30:31 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=39&amp;PID=6143#6143</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=6141#6141</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1448">beril</a><br /><strong>Konu:</strong> Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 20:27<br /><br />Çok duygulandım...Teşekkürler...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 20:27:21 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=6141#6141</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=6124#6124</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=793">m_gulen</a><br /><strong>Konu:</strong> Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 18:21<br /><br />Çok güzel bir hikaye, teşekkürler.]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 18:21:49 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=6124#6124</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : İlkokuma Yazma Öğretiminde Ailenin Rolü</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=39&amp;PID=6123#6123</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=793">m_gulen</a><br /><strong>Konu:</strong> İlkokuma Yazma Öğretiminde Ailenin Rolü<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Eylül-2007 Saat 18:19<br /><br /><P>Keşke bütün aileler yukarıda sayılanları uygulayabilseler.</P>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 18:19:44 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=39&amp;PID=6123#6123</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : İlkokuma Yazma Öğretiminde Ailenin Rolü</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=39&amp;PID=5132#5132</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=3847">ogretmenim34</a><br /><strong>Konu:</strong> İlkokuma Yazma Öğretiminde Ailenin Rolü<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 03-Eylül-2007 Saat 23:10<br /><br />Teşekkürler...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 03 Sep 2007 23:10:14 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=39&amp;PID=5132#5132</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=5131#5131</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=3847">ogretmenim34</a><br /><strong>Konu:</strong> Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 03-Eylül-2007 Saat 23:07<br /><br />Çok teşekkürler değerli meslektaşım...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 03 Sep 2007 23:07:32 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=5131#5131</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Birinci sınıf başında veliyle konuşmada önemli söz</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=44&amp;PID=5130#5130</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=3847">ogretmenim34</a><br /><strong>Konu:</strong> Birinci sınıf başında veliyle konuşmada önemli söz<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 03-Eylül-2007 Saat 23:05<br /><br />Teşekkürler...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 03 Sep 2007 23:05:12 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=44&amp;PID=5130#5130</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Karar Vermenin Bilgeliği -</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=45&amp;PID=5129#5129</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=3847">ogretmenim34</a><br /><strong>Konu:</strong> Karar Vermenin Bilgeliği -<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 03-Eylül-2007 Saat 23:03<br /><br />Çok harika bir paylaşım.Teşekkürler canım kardeşim...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 03 Sep 2007 23:03:53 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=45&amp;PID=5129#5129</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Büyük taşlar, küçük taşlar........................</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=134&amp;PID=5128#5128</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=3847">ogretmenim34</a><br /><strong>Konu:</strong> Büyük taşlar, küçük taşlar........................<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 03-Eylül-2007 Saat 22:52<br /><br /><P>Teşekkürler öğretmenim...</P>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 03 Sep 2007 22:52:34 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=134&amp;PID=5128#5128</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Affetmenin Dayanılmaz Hafifliği</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=43&amp;PID=5127#5127</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=3847">ogretmenim34</a><br /><strong>Konu:</strong> Affetmenin Dayanılmaz Hafifliği<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 03-Eylül-2007 Saat 22:50<br /><br />Çok anlamlı bir açıklama.Paylaşım için teşekkürler öğretmenim.Yüreğine sağlık.]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 03 Sep 2007 22:50:26 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=43&amp;PID=5127#5127</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Öğrenmenin Farklı Çeşitleri Var</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1023&amp;PID=5126#5126</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=3847">ogretmenim34</a><br /><strong>Konu:</strong> Öğrenmenin Farklı Çeşitleri Var<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 03-Eylül-2007 Saat 22:47<br /><br />Teşekkürler canım kardeşim...]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 03 Sep 2007 22:47:51 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1023&amp;PID=5126#5126</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Öğrenmenin Farklı Çeşitleri Var</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1023&amp;PID=5001#5001</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1">sinanuzun</a><br /><strong>Konu:</strong> Öğrenmenin Farklı Çeşitleri Var<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 27-Agustos-2007 Saat 20:42<br /><br /><DIV><FONT face="Geneva, Arial, Helvetica, sans-serif" color=#ff0000 size=4><strong>Öğrenmenin farklı çeşitleri var</strong></FONT></DIV><P>İşitsel uyaranlarla öğrenenlerin özellikleri</P><P>Dokunsal uyaranlarla öğrenenlerin özellikleri</P><P>Çocuklar bilgisayarla ne zaman tanışmalı?</P><P>Öğretmenler zorlamalardan kaçınmalı <B><I>HERKES öğrenebilir ama herkes aynı şekilde öğrenemez. Bir çocuğun öğrenme stilini belirleyip gerekli düzenlemeleri yaparak başarısı artırılabilir. Okullar açılmadan çocuğunuzun nasıl öğrendiğini keşfedin. Öğrenim Stili testi İstanbul'da Bilfen Okulları ile Ankara Maya Okulları'nda gerçekleştiriliyor. Bilfen İlköğretim Okulları Koordinatörü Nurşen Kayatürk, Bireysel Öğrenme Modeli adı altında yapılan test sonucunda ortaya çıkan özelliklere bakarak ailelerin çocuklarının başarısını arttırabileceklerini, bu konuda okul olarak onlara destek vereceklerini söyledi.</I></B></P><P><B>Görsel öğrenenlerin özellikleri</B></P><P>* Çalışmalarında harita, grafik, resim kullanmayı tercih eder.</P><P>* Şekilleri üç boyutlu düşünebilir.</P><P>* Yalnız çalışmayı tercih eder.</P><P>* Sessiz ortamda çalışmaktan hoşlanır.</P><P>* Dinleme aktivitelerini sevmez.</P><P>* Sözlü yönergeleri takip etmekte zorlanır; arka arkaya talimatta kafası karışır.</P><P>* Çalıştıkları masa ve oda düzenlidir.</P><P>* Kavramı gözünde canlandırır.</P><P>* Çalışırken renkli kalemlerle çalışmayı, önemli yerlerin altını çizmeyi sever.</P><P>* İsim ve olayları not alarak öğrenir.</P><P>* Görünüş ve kıyafetine özen gösterir.</P><P>Aileye öneri:</P><P>* Çalışırken masası dağınık bile gözükse kendine has bir düzeni olduğundan müdahale etmeyin. Çünkü bu durum çocuğunuz için bir düzendir ve çalıştığı konuyu hatırlamasına yardımcı olur. Unutmayın ki, tarihte parlak zekalarıyla ünlü pek çok zeki isim, aynı zamanda dağınıklıklarıyla da dikkatleri üzerine çekmiştir.</P><P>* Eğitim araçları arasında bulunan görsel materyallerden, değirlerine göre daha fazla etkilendiğinden televizyon ve bilgisayar onun için birer öğretim aracı olarak kullanılabilir. Ancak kullanım saati belirli olmazsa ve izlenen programlar konusunda seçici davranılmazsa bunlar onun için bir tuzak haline gelebilir.</P><P>* Ders çalışırken konu ile ilgili kavram haritası oluşturması ve kendine has resimli notlar alması başarısını destekler.</P><P>İşitsel uyaranlarla öğrenenlerin özellikleri</P><P>Haberi Dinle</P><P>İLİŞKİLİ HABERLER</P><P>Öğrenmenin farklı çeşitleri var</P><P>İşitsel uyaranlarla öğrenenlerin özellikleri</P><P>Dokunsal uyaranlarla öğrenenlerin özellikleri</P><P>Çocuklar bilgisayarla ne zaman tanışmalı?</P><P>Öğretmenler zorlamalardan kaçınmalı <B>DİNLEYEREK</B> öğrenmeyi tercih eder. Sözel yönergeleri izlemekte başarılıdır. Kolay ezberler ve ezberlediklerini kolay hatırlar. Yabancı dilde başarılıdır. Çalışırken müzik dinlemeyi sever. Okumaktansa dinlemeyi tercih eder. Okurken dudaklarını kıpırdatır; okuma hızları düşüktür. Yazılıdan ziyade sözlü sınavda başarılı olurlar.</P><P>Aileye öneri:</P><P>* Dinlediği konuları, size anlatmasını isteyin. Okuma becerisini geliştirici çalışmalar yaptırın.</P><P>* Ödevlerini yaparken soruları sesli olarak tekrar etmesinin onun için yararlı olacağını anlatın. Çalışırken arka planda sözsüz müzik çaldığında onu engellemeyin.</P><P>Dokunsal uyaranlarla öğrenenlerin özellikleri</P><P>Haberi Dinle</P><P>İLİŞKİLİ HABERLER</P><P>Öğrenmenin farklı çeşitleri var</P><P>İşitsel uyaranlarla öğrenenlerin özellikleri</P><P>Dokunsal uyaranlarla öğrenenlerin özellikleri</P><P>Çocuklar bilgisayarla ne zaman tanışmalı?</P><P>Öğretmenler zorlamalardan kaçınmalı <B>TAKLİT</B> ederek, deneyerek, dokunarak öğrenmeyi tercih eder. Laboratuar ortamında öğrenmekten çok hoşlanır. Masa başında uzun süre oturamaz; çalışırken yere uzanır veya yatakta çalışır. Kısa periyotlarda ve hareket ederek çalışır. Yazım hatalarını çok yapar. Okumayı sevmez. Eşyalarının dağınık olmasından rahatsız olmaz.</P><P>Aileye öneri:</P><P>* Ders çalışırken küçük molalar verip yerinden kalkmasına ve hareket etmesine izin verin.</P><P>* Çalıştığı konuyu uygulamasına olanak sağlayın. En iyi yaparak öğrendiğini unutmayın. Zaman zaman ayakta çalışmasını sağlamak için, odasında ayaklı yazı tahtası bulundurun.</P><P><strong>Yaşar Özay-Sabah</strong></P><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen sinanuzun - 27-Agustos-2007 Saat 20:44</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 27 Aug 2007 20:42:33 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=1023&amp;PID=5001#5001</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : yardım</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=626&amp;PID=2993#2993</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1364">hsgunes</a><br /><strong>Konu:</strong> yardım<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 12-Mart-2007 Saat 22:33<br /><br />Bu sitede olan rehber öğretmenlerim, sizden bir konuda yardım talep ediyorum. Sınıfımdaki bir öğrenci şimdiye kadar tanık olmadığım biçimde yazıyor ancak okuyamıyor. Birebir dikte yaptırdığımda özellikle sesli harfleri atlayarak ama ikinci kez tekrar ettiğinizde onlarıda yazarak tam yazıyor. Ancak okumaya gelince sadece sesler çıkıyor, birleştirme yok. Ayrıca suratıma bakmadan konuşuyor. Beni dinlerken telaşla hı hı, hı hı diyerek aslında dinlemiyor. Matematik işlemlerini yapıyor. Sınıfta yapılması istenenleri anlayan ve iilk yapanlaradan biri,yani bedensel komutları. Hatta dolap yerleştirme , kitap dağıtma vb. işleri diğerlerinden daha hızlı hangi düzenle yapacağını kavradı. evin tek oğlu. Biraz hazırcı. Ve ben ne yapabileceğimi bilmiyorum. Fikirlerinizle beni yönlendirirseniz sevinirim. Şimdiden teşekkürler.<DIV></DIV>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 12 Mar 2007 22:33:47 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=626&amp;PID=2993#2993</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Affetmenin Dayanılmaz Hafifliği</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=43&amp;PID=2830#2830</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=899">seyhaner</a><br /><strong>Konu:</strong> Affetmenin Dayanılmaz Hafifliği<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 08-Mart-2007 Saat 01:01<br /><br />harika&nbsp; bir hayat dersi]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 08 Mar 2007 01:01:11 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=43&amp;PID=2830#2830</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Büyük taşlar, küçük taşlar........................</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=134&amp;PID=232#232</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=351">eylül81</a><br /><strong>Konu:</strong> Büyük taşlar, küçük taşlar........................<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 22-Ekim-2006 Saat 13:14<br /><br /><BR><FONT face="Courier New, Courier, mono" color=#000000><strong>Bir gün öğretmen öğrencilerine zaman kullanımını deney yolu ile göstermek ister. Bir büyük kavanoz vardır masa üstünde, öğretmen elindeki büyük taşları kavanoza koyarak öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar. Öğrencilerde doldu derler. Bu defa öğretmen masanın yanındaki çakıl dolu kovayı boşaltır kavanoza taşların arası çakıllarla dolar. Öğretmen yine sorar: <BR><BR><BR><BR>-Kavanoz doldu mu?.. Öğrenciler durumu fark ettikleri için: <BR><BR><BR><BR>-Hayır daha boş yer var, derler. <BR><BR><BR><BR>Daha sonra öğretmen kum dolu kovayı boşaltır kavanoza, aradaki boşluklara yerleşir kumlar. Öğretmen tekrar sorar dolup dolmadığını. Öğrenciler dolmadı derler. Öğretmen tebessüm eder ve su dolu kabı boşaltır kavanoza. Artık dolmuştur kavanoz ve öğretmen sorar sınıfa; <BR><BR><BR><BR>-Ne sonuç çıkardınız bu deneyden? <BR><BR><BR><BR>Sınıf sessizdir bir öğrenci parmak kaldırır ve şöyle der: <BR><BR><BR><BR>-Öğretmenim biz ne kadar zamanımızı dolu zannetsek de yeni şeyler için devamlı vakit bulabiliriz....... <BR><BR><BR><BR>Öğretmen tebessüm eder yine: <BR><BR><BR><BR>-Doğru söyledin haklısın, ama benim burada size anlatmak istediğim daha önemli bir şey var... <BR><BR>EĞER KAVANOZA İLK ÖNCE BÜYÜK TAŞLARI YERLEŞTİRMEZSENİZ BİR DAHA ONLARI HİÇ KOYAMASSINIZ.... Hayatınız da böyledir en önemli temel taşları hayati önemi olan şeyleri öncelikle yerli yerine koymaz iseniz,küçük yada önemsiz şeyleri önce koyarsanız en önemliler için yer bulamazsınız der.</strong> </FONT><!-- / message -->]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 22 Oct 2006 13:14:12 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=134&amp;PID=232#232</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Karar Vermenin Bilgeliği -</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=45&amp;PID=50#50</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1">sinanuzun</a><br /><strong>Konu:</strong> Karar Vermenin Bilgeliği -<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 14-Ekim-2006 Saat 21:41<br /><br /><SPAN =post nd="7">KARAR VERMENİN BİLGELİĞİ <BR><BR>Öykümüz ünlü Çin düşünürü Lao Tzu'nun zamanında geçer. Lao Tzu bu öyküyü çok sever, sık sık anlatırmış. <BR><BR>Efendim köyde bir yaşlı adam varmış. Çok fakir. Ama kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki. Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. <BR><BR>"Bu at, bir at değil benim için. Bir dost. İnsan dostunu satar mı?" dermiş hep. <BR><BR>Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış. <BR><BR>"Seni ihtiyar bunak. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler. <BR><BR>İhtiyar "Karar vermek için acele etmeyin" demiş. Sadece 'At kayıp' deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez." <BR><BR>Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler. <BR><BR>Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. <BR><BR>Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler. <BR><BR>"Babalık" demişler. "Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için. Şimdi bir at sürün var." <BR><BR>"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?." <BR><BR>Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler. <BR><BR>Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. <BR><BR>Köylüler gene gelmişler ihtiyara. <BR><BR>"Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. <BR><BR>İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez." <BR><BR>Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş. <BR><BR>Köylüler, gene ihtiyara gelmişler. <BR><BR>"Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer." <BR><BR>"Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor." <BR><BR>Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış, etrafına anlattığında: <BR><BR>"Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."<DIV></DIV><DIV></DIV><DIV></DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV><FONT color=#ff0000>Not: Bu kaynağı değerli&nbsp; gorhan811&nbsp; üyemiz göndermiştir.</FONT></DIV><DIV></DIV><DIV></DIV><DIV></DIV><DIV></DIV><DIV></DIV><DIV></DIV><DIV></DIV><DIV></DIV></SPAN>]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 14 Oct 2006 21:41:32 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=45&amp;PID=50#50</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Birinci sınıf başında veliyle konuşmada önemli söz</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=44&amp;PID=49#49</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4">gorhan811.</a><br /><strong>Konu:</strong> Birinci sınıf başında veliyle konuşmada önemli söz<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 14-Ekim-2006 Saat 21:38<br /><br /><SPAN =post nd="7">ÇOCUĞUNUZA VE ÖĞRETMENE NASIL YARDIMCI OLABİLİRSİNİZ? Okumayı henüz sökemeyen çocuklarımız acele ve panik yok sizde okuyacaksınız biraz daha gayret! <BR><BR>1.Çocuğa kesinlikle baskı ve zorlama yapmayın. <BR>2.Verilen sessiz harfleri önüne e sesi koyarak( le,ne v.b.)söylemeniz öğretmen ve çocuğun işini son derece zorlaştırır.Sesleri söylerken önüne e koymadan sadece çıkış noktasını(llll,nnnn v.b.)söyleyin. <BR>3.İlk önce kısa ve anlamlı kelimeler kurarak yazdırıp okutmaya çalışın.At kelimesini okuyamayan çocuğa Altan kelimesini vermeye çalışmak yanlış olur. <BR>4.Çocuğunuzun sınıfta yeteri kadar verimli çalıştığı size söyleniyorsa evde ödül olarak onu biraz daha rahat bırakın. <BR>5.Unutmayın netice de o 7 yaşında bir çocuk evde ki çalışmalarınız kensinlikle isteği dışında bir saati geçmemelidir. <BR>6.Uyku ve beslenmenin başarıyı etkileyen en önemli iki faktör olduğunu unutmayalım. <BR>7.Çocuğunuzu yavaş yavaş hayata ve kendi başına bazı şeyleri başarabileceği fikrine hazırlayın,her zaman ve her durumda arkasında annesinin var olamayacağını bazı sorunları(tabi yaşına göre)kendisinin çözmesi gerektiğini ona kavratmaya başlayın. <BR>SİZİN ÇOCUĞUNUZ ÜNİVERSİTEYE GİTMEYEBİLİR,SİZİN ANLADIĞINIZ ANLAMDA EĞİTİMİ REDDEDEBİLİR AMA TOPLUMA YARARLI BİR İNSAN OLABİLİR.SİZCE HANGİSİ ÖNEMLİ? ÖNCE KARAR VERİN! <BR><BR>(Kaynak: <a href="http://zubeyde1d.sitemynet.com/mustafazubeyde1d/id2.htm%29" target="_blank"><U><FONT color=#0000ff>http://zubeyde1d.sitemynet.com/mustafazubeyde1d/id2.htm)</FONT></U></A></SPAN>]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 14 Oct 2006 21:38:12 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=44&amp;PID=49#49</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Affetmenin Dayanılmaz Hafifliği</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=43&amp;PID=48#48</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4">gorhan811.</a><br /><strong>Konu:</strong> Affetmenin Dayanılmaz Hafifliği<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 14-Ekim-2006 Saat 21:37<br /><br /><P><SPAN =topictitle><SPAN =post nd="7">AFFETMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ <BR><BR>Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur: 'Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?' Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. 'O zaman' der öğretmen. 'Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin' Öğrenciler bunu da yaparlar. 'Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!' Öğrenciler, bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen: <BR><BR>-'Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.' <BR><BR>Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine 'Peki şimdi ne olacak?' der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar: <BR><BR>- 'Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde? hep yanınızda olacaklar.' <BR><BR>Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar: 'Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.' 'Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, hem yorulduk?' <BR><BR>Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir: <BR><BR>-'Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.'</SPAN><a href="http://ilkokumayazmam.kazorum.com/ilkokumayazmam-about37.html" target="_blank"><U><FONT color=#800080></FONT></U></A></SPAN></P>]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 14 Oct 2006 21:37:15 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=43&amp;PID=48#48</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=47#47</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4">gorhan811.</a><br /><strong>Konu:</strong> Elleri Kirli, Kalbi Temiz Oğlan<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 14-Ekim-2006 Saat 21:36<br /><br /><SPAN =post nd="28">Elleri Kirli, <BR>Kalbi Temiz Oğlan <BR><BR>Neclâ KASAP* <BR><BR><BR>Öğretmenliğimin 16. yılıydı. İstanbul&#8217;un Küçükçekmece ilçesinin Mustafa Eravutmuş İlkokulu&#8217;nda, 1987 - 1988 öğretim yılında birinci sınıfı okutuyordum. <BR>Ayhan adında bir öğrencim vardı. Dördüncü kez birinci sınıfı tekrar eden, iri yarı, güçlü yapılı bir öğrenci... <BR>İlk günden başlayarak ona sorumluluklar verdim. Öğrencileri fişleri yazdırmak için tahtaya kaldırdığımda Ayhan&#8217;ı da kaldırır ve ona yalnızca yapabildiklerini sorardım. <BR>Veli toplantısında, annesi, Ayhan&#8217;ın çok yaramaz olduğunu ve şiddet uygulayarak cezalandırdığını anlattı. Annesine bir daha asla oğluna şiddet uygulamamasını, hatalı davranışlarını bana iletmesini söyledim. O çok iyi bir çocuktu. Tek sorunu, yavaş öğreniyor olmasıydı. <BR>Ayhan&#8217;ı hiç sınıfta bırakmadım. Üst sınıflara geçirdim. Sınıfta bırakmak, hayata küsmesine, her şeyi bırakmasına yol açacaktı. Onu kazanmamız için başarıyı tatması gerekiyordu. <BR>Sınıftaki arkadaşlarıyla uyum içinde, sorun çıkarmadan, düzenli olarak okula devam eden Ayhan, beş yılın sonunda bir okuryazar olarak ilkokuldan mezun oldu. <BR><BR>Delikanlı Olmuştu <BR><BR>Öğretmenliğime aynı okulda devam ediyordum. Bir yıl sonra Ayhan yanıma uğradı. <BR>Büyümüş, tam bir delikanlı olmuştu. Elimi öptü. Ellerini arkasında saklamaya çalışıyordu. <BR>&#8212; Ne oldu ellerine Ayhan? diye sordum. <BR>Mahcup bir ifadeyle gülümsedi, <BR>&#8212; Öğretmenim, ben oto tamircisinin yanında çalışıyorum. Ellerimi çok yıkadığım hâlde tırnaklarımın arasındaki boyalar çıkmıyor da ondan ellerimi saklıyorum. <BR>&#8212; Ayhan&#8217;cığım, sakın ellerini saklama ve bu durumundan utanma. Çünkü &#8216;ellerin çalıştığını gösteriyor&#8217;. <BR>&#8212; Peki öğretmenim. <BR>&#8212; Bak Ayhan&#8217;cığım, işten aldığın parayı annene ver. Yarın askere gideceksin, evleneceksin. Paranın bir kısmını biriktirmen gerekir. <BR>&#8212; Tamam, öğretmenim. <BR>Bu konuşmadan iki yıl sonra annesiyle karşılaştık. Ailenin ekonomik durumunun bozulduğunu ve evi Ayhan&#8217;ın geçindirdiğini anlattı. <BR>&#8212; Biliyor musun Neclâ öğretmen, şimdi bize Ayhan bakıyor, dedi. <BR>Gözlerim dolu dolu, uzaklaşan annesinin ardından bakarken, vaktiyle birinci sınıfı geçirip Ayhan&#8217;a hayatta bir şans daha vermekle doğruyu yaptığıma bir kez daha emin oldum. Kendine güvenmeye, hayata tutunmaya başladığında, onu kazanmıştık. <BR>Bir kez daha sınıfta kalsaydı yaşamı nerelere sürüklenirdi, düşünmek bile istemiyorum. <BR>Ayhan&#8217;ı bir daha hiç görmedim ama her hatırladığımda, arkasına sakladığı elleri ve mahcup gülümsemesi gelir gözlerimin önüne, içim huzurla dolar. <BR>Zaten biz öğretmenleri, &#8216;çocuklarımız&#8217;ın hayatta başarılı olduğunu görmekten daha mutlu eden ne var ki? <BR><BR>* Emekli öğretmen Neclâ KASAP, <BR>22 yıl Mustafa Eravutmuş İlköğretim Okulu&#8217;nda öğretmenlik yapmıştır.</SPAN>]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 14 Oct 2006 21:36:32 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=42&amp;PID=47#47</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : İnsan Yetiştirmek</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=41&amp;PID=46#46</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4">gorhan811.</a><br /><strong>Konu:</strong> İnsan Yetiştirmek<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 14-Ekim-2006 Saat 21:36<br /><br /><SPAN =post nd="15">GARCİA&#8217; YA GÖTÜRÜLECEK MEKTUP &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;Elberd Hubbard <BR>&#8220;1904 Rus-Japon harbinden önceydi. Amerikan gazetelerinin birinde "Garcia'ya Götürülecek Mektup" başlıklı bir yazı çıktı. Yazan tanınmamış bir muhabirdi. Fakat bu kısa yazının anlattığı gerçekler, yüzlerce kitapla anlatılanlardan daha derin, daha özlü idi. Yazı tesadüfen Çarlık Rusya'sının Demiryolları Nazırı'nın eline geçti. Nazır, bütün memurlarının bu yazının kopyasını yanlarında taşımasını sağladı. O sırada Rus-Japon savaşı başladı. Japonlar esir ettikleri Rus Demiryolları mensuplarının hepsini üzerinde bu yazıyı görerek meraka düştüler. Japon Maarif Nezareti bu yazıyı inceledikten sonra birer nüshasının bütün Japon yurttaşlarının okuyup yanlarında taşımalarım emretti. Bu yazı, şimdi Birleşik Amerika'da bütün kara ve deniz kuvvetleri mensuplarına ve izcilere verilmektedir. Bu bir gelenek olmuştur. <BR>Amerika Kurtuluş Savaşı'nın bir safhasında İspanya Sömürge Ordusu'nu tecrit edebilmek için Kübalı General Garcia'nın ordusuna talimat göndermek icabetti. Cumhurbaşkanı Mc Kinley, General Garcia'ya bir mektup yazdı. Mektubun süratle yerine ulaşması gerekiyordu. Başkomutanlık karargahında Garcia hakkında bilgi yoktu, neredeydi, nasıl gidilirdi, hepsi meçhuldü. <BR>Mektubu götürmeye Teğmen Rowan görevlendirildi. Teğmen Rowan mektubu aldı, torbasına koydu, gitti, döndü, tekmilini verdi. Garcia talimata uyacaktı. <BR>Teğmen Rowan mektubu alınca: <BR>"Bu Garcia da kimdir? Nerede bulunuyor? Oraya nasıl gidilir? Atla mı, trenle mi? Harcırahımı kim verecek? Arkadaşım Thomas ata daha iyi biner, onu gönderirseniz olmaz mıydı? Eşim biraz rahatsız, hem bu hafta izin sırasındaydım" demedi. <BR><BR>Benim burada anlatmak istediğim, Teğmen Rovvan'ın dört gün sonra Küba kıyılarına ulaşmasının, ormanlara dalarak üç haftalık bir seyahati yaya olarak tamamlamasının, dağlarda ve ormanlarda Garcia'yı bulmasının hikayesi değildir. Burada anlatmak istediğim husus, bu adamın kişiliğinin her okula örnek insan modeli olarak tanıtılmasının gerekliliğidir. Dünyanın her yerinde. Allah'ın her günü, milyonlarca yöneticinin Garcia'ya gönderecek mektubu vardır. Öte yandan, gençlerin muhtaç oldukları bilgiler sadece bir dizi teoriler değildir. Kendilerinden istenen vazifeleri kendi iradeleri ile sonuçlandırma idrakine ve eğitimine de sahip olmalarıdır. Bugün en çok muhtaç olduğumuz budur. <BR>Hizmette fertlerin ilgisizliği ve bilgisizliği, toplumları ve örgütleri felç eder. Hizmetin çarkı dönerken, çarkın her dişlisinin her defasında yeni baştan bilenmesi için zaman yoktur. Yeniden eğitim yapmak gerekir. Öte yandan hizmet devamlı akmaktadır ve sürekli işlerlik içinde olmak zorundadır. Çarkın bir dişi kendi işini hiçbir nedenle durdurmaya yetkili değildir. Bu takdirde hizmet durur. <BR>Bir defasında her yönetici gibi öylesine meşgul iken odama giren bir memur bana: <BR>"Efendim, siz birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan birini bir derece terfi ettirdiniz... Yaş ve kıdem bakımından aramızda hiç bir fark yok, öğrenimimiz de aynı. O benden daha yakışıklı da değil. Böyle olduğu halde beni hala terfi ettirmiyorsunuz?" dedi. <BR>Ben ise dalgınlık halinde mırıldandım. <BR>"Sokakta gürültü var. Duyuyor musunuz? Nedir acaba?" <BR>"- Gidip sorayım efendim" diye memur can sıkıntısı ile cevap verdi. <BR>Biraz sonra döndü: <BR>"- Bir arabaymış efendim..." <BR>"- Yükü neymiş?" diye sordum. <BR>"- Gidip bakayım efendim..." <BR>Biraz sonra döndü: <BR>"- Arabanın yükü bir sürü çuval efendim." <BR>"- Çuvallarda ne varmış?" <BR>"- Gidip bakayım efendim." <BR>Biraz sonra döndü. <BR>"- Çuvallarda çimento varmış efendim..." <BR>"- Nereye gidiyormuş bu araba?" <BR>"- Gidip bakayım efendim." <BR>Biraz sonra dönüp cevap verdi: <BR>"- X ve Y inşaat sirkelinin merkez şantiyesine gidiyormuş efendim..." <BR>"- Çok güzel" dedim, "Şimdi bana terfi eden arkadaşınızı çağırır mısınız lütfen? Hani haksız yere terfi eden arkadaşınızı." <BR>Beriki geldi. Ben mırıldandım: <BR>"- Sokakta birtakım gürültüler oluyor nedir acaba?" <BR>"-Gidip bakayım efendim." <BR>Döndüğü zaman şöyle cevap verdi: <BR>"- Kırk çuval Portland Çimentosu yüklü araba. Çimentoların menşei New Orleans. X ve Y inşaat sirkelinin merkez şantiyesine gidiyormuş. Uluslararası ulaşıma ait bir kamyon çuvallarını istasyondan almış. Çuvallardan biri yarı yolda patladığı için şimdi bunun yerini değiştirmeye çalışıyorlar." <BR>Klemanso'nun meşhur sözü ne kadar güzel: "Bakanlık geç gelenlerle erken gidenlerin karşılaştığı yerdir." demiş. Bakanlığı süresince de garip vakalara şahit olmuş ki, birçok vecize değerinde de sözler söylemiş. <BR>1906 yılında bir gün aklına esmiş, emrindeki memurların durumunu şöyle bir yakından görmek istemiş. Odalardan birine girmiş, kimse yok. ikincisine girmiş, bomboş. Üçüncü odada bir memur varmış, o da uyuyormuş. <BR>Yanında bulunan daire müdürüne dönmüş: <BR>"- Sakın uyandırmayın, yoksa o da çekip gider." <BR><BR>İşte böyle, uzun söze ve uzun izaha benim de sizin de vaktiniz yoktur. İnsanlığın Garcia'ya mektup götürecek teğmenlere ihtiyacı çoktur.&#8221;</SPAN>]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 14 Oct 2006 21:36:01 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=41&amp;PID=46#46</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : Eğitici Olabilmek</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=40&amp;PID=45#45</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=4">gorhan811.</a><br /><strong>Konu:</strong> Eğitici Olabilmek<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 14-Ekim-2006 Saat 21:35<br /><br /><SPAN =post nd="7"><strong>TEDDY</strong> <BR>Okulun ilk gününde 5 nci sinifin önünde dururken,ögretmen çocuklara bir yalan söyledi. Çogu ögretmen gibi, ögrencilerine bakti ve hepsini ayni derecede sevdigini söyledi. Ancak, bu imkansiz idi, <BR>çünkü ön sirada, oturdugu yerde bir yana kaykilmis, ismi Teddy Stoddard olan küçük bir <BR>oglan vardi. Bayan Thompson bir yil önce Teddy'yi izlemisti ve diger çocuklarla iyi oynamadigini, elbiselerinin kirli oldugunu ve sürekli olarak kirli dolastigini gözlemisti. Ilave olarak, Teddy tatsiz <BR>olabiliyordu. Bu öyle bir noktaya geldi ki, bayan Thompson onun kagitlarini <BR>büyük kirmizi bir kalemle isaretlemekten, kalin çarpilar (X) yapmaktanve kagidinin üstüne büyük "F" (en düsük derece) koymaktan zevk alir oldu.Bayan Thompson'un okulunda, her çocugun geçmis <BR>kayitlarini incelemesi gerekiyordu ve Teddy'nin kayitlarini en sona birakti. <BR>Ancak, onun hayatini gözden geçirdiginde, bir sürpriz ile karsilasti. <BR>Teddy'nin birinci sinif ögretmeni söyle yazmisti, <BR>"Teddy gülmeye hazir parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temizyapiyor ve çok terbiyeli. <BR>Onun etrafta olmasi çok eglenceli. <BR>Ikinci sinif ögretmeni söyle yazmisti, "Teddy mükemmelbir örgenci, sinif arkadaslari tarafindan çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastaligi oldugu için sikinti içinde ve evdeki yasami mücadele <BR>içinde geçiyor." <BR>Üçüncü sinif ögretmeni söyle yazmisti, "Teddy'nin annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Teddy elinden gelenin en iyisini yapmaya çalisiyor, ama babasi ona ilgi göstermiyor ve eger bazi adimlar <BR>atilmazsa evdeki yasami yakinda onu etkileyecek." <BR>Teddy'nin dördüncü sinif ögretmeni söyle yazmisti, <BR>"Teddy içine kapanik ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok fazla arkadasi yok ve bazen <BR>sinifta uyuyor." Simdiye kadar, Bayan Thompson problemi kavradi ve kendinden utandi. <BR>Ögrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kagitlarla sarilmis Noel hediyeleri getirdiginde bile çok kötü hissetti,Teddy'nin ki hariç. <BR>Teddy'nin hediyesi bir marketten aldigi kalin,kahverengi ambalaj kagidi ile beceriksizce sarilmisti, Bayan Thompson onu diger hediyelerin ortasinda açmaktan aci duydu. Bayan Thompson paketten <BR>taslarindan bazilari düsmüs yapma elmas tasli bir bilezik ve çeyregi dolu olan bir <BR>parfüm sisesi çikarinca çocuklardan bazilari gülmeye basladi.Ama o bilezigin ne kadar güzel oldugunu haykirdiginda çocuklarin gülmesini engelledi, bilezigi takti ve parfümü bileklerine sürdü. Teddy Stoddard o gün okuldan sonra ögretmenine sunu söylemek için kaldi, "Bayan Thompson, <BR>bugün ayni annem gibi kokuyordunuz". Çocuklar gittikten sonra, bayanThompson en az <BR>bir saat agladi. O günden sonra, okuma, yazma ve aritmetik ögretmeyi <BR>birakti. Bunun yerine, çocuklari egitmeye basladi. Bayan Thompson Teddy'eözel dikkat <BR>gösterdi. Onunla çalisirken, zihni canlanmaya basliyorgörünüyordu. Onu daha fazla tesvik ettikçe, daha hizli karsilik veriyordu. Yilinsonuna kadar, <BR>Teddy siniftaki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocuklari ayni derecede sevdigi yalanina ragmen,Teddy onun gözdelerinden biri idi. <BR>Bir sene sonra, Bayan Thompson kapisinin altindaTeddy'den bir not buldu, ona hala tüm yasaminda sahip oldugu en iyi ögretmen oldugunu söylüyordu. <BR>Alti yil sonra Teddy'den bir not daha aldi. Liseyibitirdigini, sinifinda üçüncü oldugunu ve onun hala hayatindaki en iyi ögretmen oldugunu yazmisti. <BR>Bundan dört yil sonra, bazi zamanlar zor geçmesine ragmen okulda kaldigini, sebatla çalismaya devam ettigini ve yakinda kolejden en yüksek derece ile mezun olacagini yazan baska bir mektup aldi. Yine Bayan Thompson'un tüm yasamindaki en iyi ve ne favori ögretmen oldugunu <BR>yazmisti. Sonra dört yil daha geçti ve baska bir mektup geldi.Bu kez fakülte diplomasini aldiktan sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdigini açikliyordu. Mektup onun hala karsilastigi en iyi ve <BR>en favori ögretmen oldugunu açikliyordu. Ama simdi ismi biraz daha uzundu.Mektup söyle <BR>imzalanmisti, Theodore F. Stoddard, MD. (tip doktoru).Öykü burada bitmiyor. Görüyorsunuz, ortaya çikan baska bir mektup var. Teddy bir kizla tanistigini ve onunla evlenecegini <BR>söylüyordu. Babasinin birkaç hafta önce vefat ettigini açikliyordu ve <BR>evlenme töreninde Bayan Thompson'un damadin annesine ayrilan yere oturup <BR>oturamayacagini soruyordu. <BR>Süphesiz Bayan Thompson bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu ? Taslari düsmüs olan o bilezigi takti. Dahasi, Teddy'nin annesinin süründügü parfümden sürdü. Birbirlerini kucakladilar ve Dr. Stoddard, Bayan Thompson'un kulagina söyle fisildadi, "Bana inandiginiz için tesekkür ederim <BR>Bayan Thompson. Bana önemli oldugumu hissettirdiginiz ve bir farkyaratabilecegimi gösterdiginiz <BR>için çok tesekkür ederim"Bayan Thompson, gözlerinde yaslarla fisildadi, söyle <BR>dedi, "Teddy, yanlis seylere sahiptin. Bir fark yaratabilecegimi bana <BR>ögreten sensin. Seninle tanisincaya dek, nasil ögretecegimi bilmiyordum".( Teddy Stoddard, Des Moines'teki Stoddard Kanser Binasiolan Iowa Methodist'te doktordur.) Bugün birinin yüregini isitin .. Bunu iletin. Bugün <BR>birinin hayatinda bir fark yaratmaya çalisin, sadece "onu yapin" <BR><BR>Özlem AKIN</SPAN> ]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 14 Oct 2006 21:35:15 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=40&amp;PID=45#45</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Rehberlik : İlkokuma Yazma Öğretiminde Ailenin Rolü</title>
   <link>http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=39&amp;PID=44#44</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.sinanuzun.com/forum//member_profile.asp?PF=1">sinanuzun</a><br /><strong>Konu:</strong> İlkokuma Yazma Öğretiminde Ailenin Rolü<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 14-Ekim-2006 Saat 21:33<br /><br /><SPAN =post nd="8"><SPAN style="FONT-WEIGHT: bold" nd="7">İLKOKUMA-YAZMA ÖĞRETİMİNDE AİLENİN ROLÜ</SPAN> <BR><BR><BR><BR>Sayın veli, <BR><BR>Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, ev ve aile, çocuğun gelişimi, öğrenmedeki başarısında en güçlü tesire sahiptir. Okulda verilen bilgiler ne kadar mükemmel olursa olsun, aile tarafından desteklenmediği sürece yeterli bir başarıdan söz edilemez. <BR><BR>Bu itibarla: <BR><BR>1- Her günün çocuğunuza 15 dakikanızı ayırarak ilgileniniz. <BR><BR>2-Zaman zaman öğretmen ile görüşerek çocuğunuzun eğitim-öğretim durumu ve kabiliyetleri hakkında bilgi alınız. <BR><BR>3-Arasıra çocuğunuza kitap okuyunuz. <BR><BR>4-Çocuğunuzun okuldaki etkinlikleri anlatmasına izin veriniz ve bu konu hakkında karşılıklı konuşunuz. <BR><BR>5-Çocuğunuzla kısa mesafeli yürüyüş ve geziler yapınız. <BR><BR>6-yolda rastladığınız levha, plaka, ev- sokak numaraları gibi şeyleri okuyunuz, okutunuz. <BR><BR>7-Çocuğunuzun televizyon müptelası olmasına izin vermeyiniz. <BR><BR>8-Öğretmenliğin çok zor bir görev olduğunu unutmayınız; çocuğunuzu teşvik ederek, küçük başarılarında ödüllendiriniz. <BR><BR>9-Bilmece, masal, şiir, tekerleme örnekleriyle kelime (sözcük) hazinesinin zenginleşmesine imkan sağlayınız. <BR><BR>10-Sağlığını koruma tedbirlerini almayı, zamanında doktora götürmeyi ihmal etmeyiniz. <BR><BR>11-Çocuğunuz için cazip, renkli uygun puntolu kitaplar alınız. <BR><BR>12-Verilen fotokopileri kesinlikle okuyup yazmalı, denetimi tarafınızdan yapılmalıdır. <BR><BR>13-Çocuğunuza sınırlı bir özgürlük tanıyınız. <BR><BR>14-Bocaladığınız, emin olmadığınız konularda öğretmenle görüşme yapınız. <BR><BR>15-Çocuğunuzun şahsiyetinin gelişmesi, kendine güven duyması için yaş, kapasite ve kabiliyetine uygun sorumluluklar veriniz. <BR><BR><BR><BR>&#8220;Bütün çocuklar özeldir, bütün çocuklar güzeldir.&#8221; <BR><BR>&#8220;Güzel çocuklara , güzel davranışlar yakışır.&#8221; <BR><BR><BR><BR>&#8220;iyilikte yarısma, sevgiyi çogaltna, bilgiyi paylasma insan olmanın geregidir.&#8221; <BR><BR><SPAN style="FONT-WEIGHT: bold" nd="9">Naci GÜMÜS <BR>Egitimci, Sair ve Yazar</SPAN></SPAN> ]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 14 Oct 2006 21:33:53 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.sinanuzun.com/forum//forum_posts.asp?TID=39&amp;PID=44#44</guid>
  </item> 
 </channel>
</rss>